VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Şubat 2013 Cuma | Anasayfa > Haberler > MASUM ŞEYTANIN ZAFERİ
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

MASUM ŞEYTANIN ZAFERİ

“Yayın hayatına yeni başlayan Trend Yayınları’nın ikinci kitabı olan ‘Şeytanın Çocuğu’, doğumuyla birlikte ailesinden koparak oradan oraya sürüklenen ve maruz kaldığı baskı, dayak ve tecavüzler yüzünden sık sık intiharın eşiğine gelen Jerry Coyne’un, yıllar sonra hayatını yok edenlerle yüzleştiği, çarpıcı öz yaşam öyküsü.”

TEKİN BUDAKOĞLU
tekinbudakoglu@hotmail.com

Jerry Coyne, İngiltere’de yaşayan göçmen bir İrlandalı ailenin altıncı ve son çocuğu. Yoksulluk, ilgisizlik ve eşinin dayaklarından bıkan annesi evi terk edip Londra’ya yerleşince tek derdi içmek olan sorumsuz babası, Jerry ve kardeşlerini Nazareth House isminde, rahibelerin denetimindeki bir bakımevine gönderir ve Jerry için sevgiden yoksun, işkence ve tacizlerle dolu bir yaşam da başlamış olur.
Nazareth House, Diderot’nun ürpertici romanı La Religieuse’da tasvir ettiği manastırın adeta günümüzdeki bakımevi hâli: “Bedenlerine giren şeytanları, ancak onları döverek çıkartabileceklerini” söyleyen kızgın rahibelerin, küçücük çocukları demir kaşıklarla dövüp, çıplak halde, buz gibi soğuk odalara kapatarak terbiye etmeye çalıştıkları sistematik işkencelerle dolu, korkunç bir yer.
Elbette bu sistematik işkence ve kimliğin paramparça edilmesi sürecine en yakından tanık olanlardan biri Jerry Coyne. Çünkü o, aslında hemen hemen her yaşıtının yapacağı gibi yaşadıklarına karşı içsel bir öfke biriktirmeye başlar ve bunu da istemsiz bir biçimde dışavurur: Anlayamadığı eziyetlere maruz kaldığı kimi zamanlarda kendisine saldıran rahibelere karşılık verir Jerry, kendiliğinden gelişen bir savunma mekanizmasıyla yatağının başında onu dövmek için beklediklerinde onlardan kaçar ya da söylediklerini yapmama yolunu seçer. Bu da baskın otorite olan ve ancak baskı kurdukça çocuklar üzerinde hâkimiyet kuracağına inanan rahibelerin, ona karşı daha fazla bilenmesi ve aynı zamanda Jerry’nin maruz kalacağı işkence dozunun da artması anlamına gelir.
İnsanoğlu ilk önce, içine doğduğu yaşam modelinin, genel-geçer kabul gören ve doğru yaşam modeli olduğunu düşünür: Jerry Coyne da bakımevindeki kuralların doğru olduğunu ve kendisinin bu kurallara uyum sağlayamadığını zanneder ve rahibelerin dediği gibi içinde bir şeytan olması gerekliliğine hükmeder. Rahibelerin davranışları yüzünden sosyal hayata uyum sağlayamayan Jerry, kendisine yakıştırılan “şeytanın çocuğu” sıfatına günden güne daha çok inanır ve bu da onda, belli başlı nevrotik belirtilerin görülmesine neden olur: Geceleri uyuyamayan Jerry, sık sık kâbuslar görmeye, geri dönüşler yaşamaya, özsaygısını yitirerek paranoyaklaşmaya başlar. Ayrıca üzerindeki baskı ve kişilik sömürüsü arttıkça fiziksel aksaklıklar da yaşar Jerry, kekeler sözgelişi; kekelemeyi, Jerry’nin ruhundaki açık bir şeytani belirti olarak gören rahibeler onu şeytandan kurtarmak için daha fazla dövüp, akıl almaz işkenceler yaptıkça bu kez daha fazla kekeler ve neredeyse ömrünün büyük bölümünde bu kısır döngüden kurtulamaz.
Rahibelerin gözü dönmüş eylemleri, onu bir geceyarısı boş bir mezarın içine yuvarladıktan sonra üzerine toprak atarak korkutma noktasına varınca, Jerry olan biteni daha fazla kaldıramaz ve artık intihar etmeyi planlar: Ölmeyi tasarladığı ilk sefer boynundaki ipten kurtulup yere düştüğündeyse onu gören rahibelerden birinin eyleminden vazgeçirmeyi aklından bile geçirmemesi ve gülerek “bir dahaki sefer şansının yaver gitmesini dilediğini” söylemesi, Jerry’nin yaşadığı travmatik olayların bir çeşit özeti. Onu Tanrı’nın yoluna sokmaya çalıştıklarını söyleyen rahibelerin bu davranışları yüzünden Tanrı’ya olan inancını ve yaşam sevgisini iyiden iyiye kaybeder Jerry.
Kısacık ömrü boyunca yalnızca sıcak bir ailede, hiç değilse biraz olsun sevilmenin beklentisindeki Jerry, diğer üç kardeşini yanına alan babasının evine haftasonu ziyaretleri yapmaya başladığında, kendisi için bir çıkış yolunun olmadığının da farkına varır. Çünkü kardeşlerinin babaevinde, Nezareth House’dakinden daha büyük bir psikolojik baskı ve sefalet içinde yaşadıklarını görür.
Bir yere, aileye ve inanca ait olamayan Jerry için belki de son umut kaynağı, yatılı olarak gönderildiği Knossington Grange okulu olur. Dayak, yoksulluk, işkence ve kimsesizlikten kurtulabilmek için yeni bir başlangıçtır Knossington Grange. Öyle düşünür Jerry. Çok geçmeden, yatılı öğrencilerden sorumlu Mr. Jonhson’ın yıllarca sürecek olan cinsel tacizleri, sıklıkla devam eden akıl almaz tecavüzleri, işkence ve ölüm tehditleriyle karşılaşmaya başlayınca hayatında hiçbir şeyin değişmeyeceğine olan kötümser inancı alevlenir ve intihar girişimleri de sıklaşır.
Çocukken, kendisine bakılmasına rağmen sorun çıkarttığı, öfkeli, geçimsiz bir çocuk olduğu düşünüldüğü için yardım istediği kimsenin inanmadığı Jerry, yaşadıklarını içine atmak yolunu seçmişti.
Tâ ki, on beş yıl sonrasına kadar. Zaman geçip de kendi ayakları üzerinde durabilen bir aile babası olduğunda, geçmişin karanlık günleri zihnini bir türlü terk etmeyen “şeytanın çocuğu”, yeni bir hayat için başından geçenlere suskun kalmaktan vazgeçmiş ve sorumlulardan hesap sormak için kolları sıvamıştır.

Paylaş