VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
30 Ekim 2013 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Mavi kelebeğin düşleri
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Mavi kelebeğin düşleri

“Gündelik Felaket Teorileri”, bir süredir nispeten suskun ve hareketsiz görünen Amerikan edebiyatına yepyeni bir soluk getiren genç yazar Marisha Pessl’in ilk romanı. Üstelik, ilk baskısını yaptığı 2006 yılından itibaren otuzu aşkın ülkede yayımlanma başarısı göstermiş ve iyi övgüler almış bir roman.

Tekin Budakoğlu

"Gündelik Felaket Teorileri”, Harvard’da okuyan Blue van Meer’in başından geçenlere, onun hayatı okuma biçimine odaklanıyor. Romanın yazarı Marisha Pessl gibi derslerinde başarılı, üstün yetenekli bir çocuk Blue van Meer. Hayattaki ilginçlikler, henüz o beş yaşındayken, tutkunu olduğu kelebeklerin peşinden giderken ölen annesinin, yine kelebeklerden esinlenerek ona Blue ismini vermesiyle başlar. Annesinin ölümü sonrası, siyaset bilimi profesörü olan babası Dr. Gareth van Meer ile birlikte, babasının işi sebebiyle şehir şehir gezen Blue’nun hayatı, yeni başladığı St. Gallway Lisesinde “filme giriş” dersi veren Hannah Schneider ile tanışmasıyla birlikte baştan aşağı değişir.
Hannah Schneider, klasik öğretmen duruşunun çok uzağında, öğrencileriyle vakit geçirmeyi, arkadaş gibi gezip eğlenmeyi seven biridir. Blue ile olan ilişkisi de bu şekilde biçimlenir. Hatta daha ileri giden Hannah, bir süre Blue’nun babası Dr. Gareth van Meer ile sevgili olur ve böylece, roman boyunca gelgitlerle sürüklenen karmaşık bir ilişkiye de yelken açar. Blue ve öğretmeni Hannah’nın arasındaki sıkı dostluk ilerledikçe Blue kendisini, Mavi Kanlılar isimli grubun içinde bulur. Mavi Kanlılar, okuldaki diğer öğrenciler Jade, Leulah, Charles, Milton ve Nigel’ın oluşturduğu ve her üyenin, istisnasız olarak, öğretmenleri Hannah Schneider’a hayran olduğu ve onun peşinden sürüklendiği bir gruptur.
Blue, önceleri çekingen davransa da onlarla birlikte Hannah’nın evinde yemeklere katılıp okulda birlikte zaman geçirerek, yavaş yavaş grubun sadık üyelerinden biri haline gelir ve onun da Hannah’ya olan sevgisi, bir bağımlılığa, tutkuya dönüşmeye başlar. Fakat bir diğer yandan da ünlü nörofizikçi ve kriminolog Dr. Donald McMather’ın tespiti de aklının bir köşesinde dönüp durmaktadır: “Kendinden oldukça genç bireylere titiz bir ilgi gösteren bir yetişkin tümüyle samimi, hatta makul bile olamaz. Bu tür eğilimlerin altında genellikle fazlasıyla karanlık şeyler yatar.”

GİZEMLİ DAVETİYE
Blue’yu da bünyesine katan Mavi Kanlılar’ın rutin yaşantısı Hannah’nın evinde bir davetiye bulmalarıyla değişir. Muhtaç hayvanları korumak için düzenlenmiş, maskeli bir davettir bu. Grup, uzun tartışmalar sonucunda, Hannah’nın evinde yapılacak davete gizlice katılmaya karar verir. Her şey yolunda gider gibidir; ne var ki gecenin sonunda davetlilerden birinin ölümü, her şeyi allak bullak eder.
Ölen kişi, gece boyunca Hannah’nın yanında görünen Smoke Harvey’dir. Yaşlı bir adam olan Smoke’un cansız bedeni havuzda bulunur bulunmaz kalabalıkta bir vaveyla kopar. Herkes, Smoke’un zil zurna sarhoş olunca havuza düştüğü ve boğularak öldüğü kanısında birleşse de Mavi Kanlılar içten içe, idolleri olarak gördükleri Hannah’nın bu işte parmağı olduğu kuşkusuna düşerler: “Hannah’ya öldüğünü söylediklerinde onu izliyordum, unuttun mu? Sen orada değildin ama ben performansını gördüm. Baştan aşağı abarttı. Dünya üzerindeki en berbat aktris, cidden.”
Mavi Kanlılar’ın günler sonra Hannah ile birlikte çıktıkları kamp gezisi, tamamen bir kâbusa dönüşür. Dağ başında yapayalnızdır Mavi Kanlılar ve akıllarının almayacağı bir olay gerçekleşir: Öğretmenleri, arkadaşları, tutkuyla bağlı oldukları Hannah, Blue ile kamp yaptıkları bölgeden biraz uzaklaştıktan sonra, ağaca asılmış halde ölü bulunur. Blue, çalıların arasında gördüğü bir gölgenin peşinden giden Hannah’nın asılmış cesediyle karşılaştığında inanılmaz bir şok yaşar. Gözlerini açtığındaysa kendini hastanede bulur.
Mavi Kanlılar’ın geri kalanı kamp yaptıkları ormanlık bölgeden hiç dönmemiştir. Arama kurtarma çalışmaları son sürat başlar. İki gün boyunca, kayıp çocukların haberi ülkenin gündemine oturmasına rağmen, Mavi Kanlılar’dan ses soluk çıkmaz ve ikinci günün sonunda bulunduklarındaysa perişan haldedirler.

OKURA BİTİRME SINAVI
Mavi Kanlılar, artık Blue’ya sırt çevirmiştir. Telefonlarına çıkmaz, onunla konuşmazlar. Çünkü kamp yaptıkları yerde en son ikisinin yan yana uzaklaştığını bilen Mavi Kanlılar, adeta hayran oldukları Hannah Schneider’ın katili olarak, gruba en son katılan Blue’yu görmektedirler. Arkadaşları arasında katil damgası yiyen ve pek sevdiği Hannah’nın ölümündeki gizemi çözmeye çalışan Blue kolları sıvar ve Smoke Harvey’nin ailesine, Hannah hakkında bilinmeyen gerçeklere, babasının hayatının bilinmezlerine, Gece Bekçileri isimli sırlarla dolu bir gruba ulaşarak Hannah’nın intihar/cinayet dilemmasına sıkışan ölümündeki sis perdesini aralamaya çalışır ve denklemlerle örülü, süratli bir maceraya kucak açar.
Marisha Pessl, fazlaca dipnotlara ve parantez içi açıklamalara kaçarak zaman zaman hızını kestiği hikâyesini, çok yönlü kültürüyle beslemiş. Öyle ki kimi zaman “Yurttaş Kane” ve “The Godfather”dan sahnelerle ilerliyor “Gündelik Felaket Teorileri”, kimi zaman Freud’a, Roosevelt’e, Mark Twain’e, Nabokov’a, General Patton’a, Che Guevara’ya ve daha nicelerine uzanarak filmlerin, kitapların, şarkıların ve sahnelerin süzgecinden akıyor. Bununla da yetinmemiş Marisha Pessl ve kitabındaki her bölüme Shakespeare’den Flaubert’e, Marquez’den Hemingway’e kadar ustaların klasiklerinin isimlerini vermiş.
Romanın en ilginç bölümü, sonu. Marissa Pessl, bitirme sınavı olarak tasarladığı romanının sonundaki değişik sorularla, her okuru sınava tabi tutuyor!

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam