VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
11 Kasım 2016 Cuma | Anasayfa > Haberler > Mehmed Siyah Kalem’in izinde
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Mehmed Siyah Kalem’in izinde

Everest Yayınları İlk Roman Ödülü kazananı Gülfem Pamuk, günümüzden hareketle, “Kitab-ı Siyah Kalem”de nakkaş Mehmed Siyah Kalem’in yaşantısını ve minyatürlerini odak noktası olarak alıyor.

MERVE AKINCI ALMAZ


Bu yıl 10.’su düzenlenen Everest Yayınları İlk Roman Yarışması, henüz kitabı yayımlanmamış yazarlara bir olanak sağlıyor. Cemil Kavukçu, Semih Gümüş, Müge İplikçi, Selim İleri ve Handan İnci’den oluşan seçici kurul, “Kitab-ı Siyah Kalem” çalışmasıyla Gülfem Pamuk’u ödüle layık gördü. Pamuk, romanında, nakkaş Mehmed Siyah Kalem’e ve eserlerine ışık tutuyor.
Çağı ve coğrafyası içerisinde silinen, gizemini koruyan Mehmed Siyah Kalem, “İnsanlar ve Cinlerin Ustası” olarak addedilen bir nakkaş. Tarihin tozlu sayfaları arasında kaybolmuş, bugün Topkapı Sarayı’nda bulunan eserleriyle meraklısına ulaşabilen ancak yine de gizemi tam olarak çözülememiş. 1954’te Mazhar Şevket İpşiroğlu ile Sabahattin Eyuboğlu’nun “Fatih Albümüne Bir Bakış” adlı çalışmasına kadar bazı karışıklar yaşansa da; genel itibariyle 14.-15. yüzyılda Orta Asya, Türkmenistan, Maveraünnehir dolaylarında yaşamış olduğu, bazı Batılı sanatçıları ve araştırmacıları etkilediği, eserlerinin Yavuz Sultan Selim tarafından Topkapı Sarayı’na getirildiği gibi bilgilere ulaşabiliyoruz.

Nakkaşın gizemi
Mehmed Siyah Kalem ile 2004 yılında, Kazım Taşkent Galerisi’nde açılan “Ben Mehmed Siyah Kalem, İnsanlar ve Cinlerin Ustası” sergisinde tanıştığını; bazen bir minyatürü dakikalarca seyrederek, bazen geri dönüp aklında kalan bir deseni tekrar tekrar inceleyerek galeride dolaşıp durduğunu anlatan Pamuk’un da dediği gibi, romanda “‘Kim bu Siyah Kalem’ sorusu bir gölge misali bütün roman boyunca hikâyelerin peşi sıra geliyor ve bir nevi aynadaki yansımaların izini sürüyoruz.”

Doktora öğrencisi Elif’in, minyatürlerinden etkilendiği ve artık neredeyse hastalıklı bir tutku derecesinde merak edip hayran kaldığı Mehmed Siyah Kalem’in peşine düşmesiyle başlıyor hikâye. Londra’da yeterli kaynağa ulaşamaması nedeniyle İstanbul’a, Topkapı Sarayı’nda ve arşivlerde araştırma yapmaya gelen Elif, bugüne kadar Mehmed Siyah Kalem’e ilgi duyan ve onu araştıran kim varsa onların hikâyeleriyle bütünleşiyor adeta. Tez danışmanının arkadaşı Lam ile kütüphanede uzun bir çalışma süreci geçiren Elif, Lam’ın tarih bilgileri ışığında Siyah Kalem’e biraz daha yaklaşıyor.

Elif’in Lam’la ilişkisi ve araştırmaları ışığında okurlarına, farklı bir hikâye sunduğunu da görüyoruz bu esnada. Siyah Kalem’in Hurufî şeyhi Fazlullah’ın dergâhına gelip onunla yakın ilişki kurmasıyla merceklerimiz bir başka dönem hikâyesine çevriliyor. Bir yandan Hurufîlerin dünyasına giriyoruz, bir yandansa eski Orta Asya coğrafyasının atmosferini yaşıyoruz. Tabii Pamuk bu konuda yanlış anlaşılmayı engellemek istiyor, “Siyah Kalem’in karakteri, yaşadığı dönem ve coğrafya, yolunun Hurufi şeyhi Fazlullah ve harfler ilmi ile kesişmesi... Bunların hepsi, hakikat olarak dayatılmayan ve gerçeğin sınırlarını kendimce çizdiğim bir kurgu,” diyor.


Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163