VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
11 Ocak 2017 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Merhamet, zulmün merhemi olamaz
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Merhamet, zulmün merhemi olamaz

“Huzursuzluk”, Mardin’de doğup hızlı, acımasız, duygusuz şehir İstanbul’da yaşayan İbrahim’in doğduğu yere gidişini ve yaşadığı baş döndürücü çelişkiyi anlatıyor.

YONCA BOZTUNALI



"Harese nedir, bilir misin oğlum? Arapça eski bir kelimedir. Bildiğin hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. Harese şudur evladım. Develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kan dikenle karışınca bu tat devenin daha çok hoşuna gider. Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. Bunun adı haresedir. Demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. Bütün Ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.”

Zülfü Livaneli, yeni kitabı “Huzursuzluk”ta günümüzün Mardin’ini, orda doğup İstanbul’un hızlı, acımasız, duygusuz şehir yaşamına, bir de üstüne üstlük medya dünyasına düşen İbrahim’in bir vesileyle doğduğu yere gidişini ve yaşadığı baş döndürücü çelişkiyi anlatıyor. Livaneli kitaplarında alışkın olduğumuz capcanlı tasvirler, sürükleyici anlatım, sağlam hikâye ve baştan sona insanı sarıp sarmalayan duygu yükü, “Huzursuzluk”ta fazlasıyla var. Bir de üstüne üstlük günümüzde geçen hikâyeye, her gün göz göze geldiğimiz Suriyeli mültecilerin ve Doğu’nun bitmek tükenmek bilmeyen kavgası ve yazgısı eklenince roman iyice içinize işleyecek bir hâl almış.

Yanı başımızda akıp giden kan, toz duman altında bir coğrafya ve İslam adı altında yapılan zulümlerle tüm dünyanın gözü önünde yaşanan insanlık dramı, “Huzursuzluk”ta sarsıcı bir gerçeklikle gözler önüne seriliyor. O kadar ki; merhamet duygumuzun kabarıp yardım eli uzatma isteğimizin aslında ne kadar da yaralayıcı olduğunu da bir yandan farkediyorsunuz kitabı okuyunca.“Merhamet istemiyorum, hiç kimsenin acımasına ihtiyacım yok, merhamet de zulmün bir parçası; ne bana acıyın ne de çocuğuma. Merhamet zulmün merhemi olamaz.” cümleleriyle merhametin karşı tarafı incitici olduğu kadar, son tahlilde bir işe de yaramadığını ve özellikle fiiliyata geçmeyince manasız içi boş bir kelime olduğuna net bir şekilde dikkat çekiliyor.

Doğu’nun büyüsü
İstanbul’da boşanmak üzere olan gazeteci İbrahim’in eşi üzerinden değerleri sorgulanan şehirli modern kadından, Mardin’in geçmişten günümüze yaşadığı değişime, Angelina Jolie’den gözleri görmeyen bebeği ile hayat mücadelesi veren Ezidi Meleknaz’a uzanan hikâyede Livaneli sizi, Doğu’nun zorlu kaderine ama bir o kadar da güçlü büyüsüne ve gizemine girip kaybolmaya davet ediyor.

Kitabı okuyunca; “Oysa mahlepli Süryani şaraplarıyla ünlü bir yerdi buralar; dizlerini bir sağa bir sola çevirerek yere doğru yavaş yavaş müziğin ritmine uyarak çöküp sonra aynı şekilde yukarı kalkarken, hüner sahiplerinin göğe dönmüş, alınlarının üstündeki dolu rakı bardağından bir damla bile dökmemekle övündükleri Reyhani danslarının memleketiydi,” diye anlatılan eski Mardin’i de görmediyseniz üzülecek, hatırlıyorsanız içiniz burkulacak ama yine de bir gün gitmek isteyeceksiniz.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Mayıs 2017 Yıl : 13
Sayı : 159