VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Şubat 2015 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Minyatürize ve kafa karıştıran öyküler
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Minyatürize ve kafa karıştıran öyküler

Bir tırtılın hayatını kurtarmak için ne kadar ileri gidilir? Uzun bir ömrün sırları nelerdir? Kafka’nın mutfak çileleri nelerdi? Aydınlanmaya giden yola nasıl ulaşılır? Man Booker Ödüllü yazar Lydia Davis “Rahatsızlık Çeşitleri” adlı öykü kitabında 57 farklı “rahatsızlığa” değiniyor.

AYLA AKBUAR



Rahat mısınız? Gerçekten, bu kaotik dünyada yaşarken ne kadar rahatsınız? Sizin de kafanızın içinde binbir ses, kendisini ilgilendiren ya da ilgilendirmeyen binbir konuda sonu gelmez gözlemler ve yorumlar yapıyor mu? Merak etmeyin,yalnız değilsiniz…

Görsel, işitsel, duyusal neredeyse sonsuz uyarana maruz kalıyoruz. Sokakta tesadüfen yakalandıklarımız bir yana, sosyal medyadaki gönüllü köleliğimiz de buna fazlasıyla hizmet ediyor. Kafalarımız gereksiz detaylara boğulmuşken, iç sesimiz sürekli konuşma eğiliminde oluyor. Kaygımız yüksek, küçük uyaranlara büyük tepkiler veriyoruz, nerede takılıp kaldıysak o konuda ketlenmeler yaşıyoruz.
Günümüzün rahatsız ve nevrotik insanının dünyasına hoşgeldiniz… Lydia Davis;in Everest Yayınlarından çıkmış “Rahatsızlık Çeşitleri” kitabını okurken, kafamın içindeki sesle kitabın sesini ayırt etmekte zorlandım çok zaman. Kaygısı yüksek bir insanın/insanların çok sesli korosunun sükuneti arama çabası diyebiliriz belki de… Küçük detayların yücelttiği anlamlar, kafa karışıklığı, keskin gözlemler, cevabı belli sorular, cevabı hiç bilinemeyecek olanlar.

Yazdıkları; “gaz çıkarmak” üzerine de olabiliyor, “dördüncü sınıf öğrencilerinin yazdığı geçmiş olsun mektuplarının incelemesi” gibi neredeyse performans değerlendirmesi diyebileceğimiz konularda da… “Vücudunu Tanımak” adlı öyküsünü okuduğumuzda;

VÜCUDUNU TANIMAK

Eğer gözlerin kıpırdarsa, bu düşündüğün ya da düşünmeye başlamak üzere olduğun anlamına gelir.

Eğer şu anda düşünmek istemiyorsan gözlerini hareket ettirmemeye çalış”
‘Peki’ demekten başka şey gelmiyor elimizden. Sonra, bir kedinin ya da tırtılın ona düşündürttüklerinden yola çıkıp kendimizi sorgularken buluveriyoruz.Keskin gözlemler, derin duygusal farkındalıklar ve bol bol iç konuşmalar. Nevrotikliğimizi bize hatırlatan, yoran, ‘hepsi bu mu’ dedirten, çok sesli zihin korosunun rahatsızlık verme çeşitleriyle bizi tanıştıran ilginç, yazarın kendi deyimiyle “eksantrik” öykülerin yer aldığı bir kitap, “Rahatsızlık Çeşitleri”. Okurken rahatsız da oluyorsunuz, rahatsızlığınızı anlamlandırmaya çalışırken de.Yakında, hakkında konuşmak isteyebilecekleri neredeyse her konu başka bir tatsız konuyla özdeşleşecek, hakkında konuşamayacakları bir hale gelecek böylece zamanla güvenle konuşabilecekleri konular gittikçe azalacak, en sonunda haberlerden ve okudukları şeylerden (ki bunların hepsinden değil) başka konuşacak bir şey kalmayacaktı. Kadının bazı aile fertlerinden,adamın çalışma saatlerinden, kadının çalışma saatlerinden, tavşanlardan, farelerden, köpeklerden, belirli yiyeceklerden, belirli üniversitelerden, sıcak havadan, gece ve gündüz odanın sıcak ve soğuk olmasından, yaz akşamlarında ışıkların yakılıp yakılmamasından, piyanodan, genel olarak müzikten, adamın ne kadar para kazandığından, kadının ne kazandığından, kadının ne harcadığından da bahsetmezler.

Ancak bir gün, yasaklı konuların en tehlikelisi olmasa da, yasaklı bir konuda konuştuktan sonra kadın bazen yasaklı bir konuda sakin, dikkatli bir şey söyleyerek bu konunun tekrar üzerinde konuşulabilecek bir konu haline gelmesini sağlamanın, sonra başka bir yasaklı konuda sakin ve dikkatli bir şey söyleyerek yeniden üzerinde konuşulabilecek başka bir konu olmasını sağlamanın mümkün olabileceğini, daha çok konu konuşabilecek hale geldiğinde zamanla birbirleriyle daha çok konuşmaya başlayacaklarını, birbirleriyle daha çok konuştukça birbirlerine daha çok güveneceklerini, yeteri kadar güven duyduklarında yasaklı konuların en tehlikelisini bile konuşmaya cesaret edebileceklerini fark eder. Lydia Davis’in yazdıkları, gerçekten özgün öyküler. Kimisi iki satırlık, kimisi iki paragraflık.

Bazısı kısa, hatta çok kısa öyküler. Bu yüzden, tanımlarken kafa karıştırıyor. Yazdıklarını öykü gibi değerlendirmek ne kadar doğru? Bu konudaki yaklaşımı ve şiir ya da fabl kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği sorulduğunda, şaşırmıyor ama buna şiddetle karşı çıkıyor. Davis’e göre, şiirde esas vurgu kelimelerdeyken, öyküde kurgu vurgulanır. Fabl ise, vereceği mesajı öne çıkarır. Öyküde esas olan, okuyucuyu kurgu vasıtasıyla başka bir yerde ve zamanda hissettirmektir. Davis’e göre ihtiyaç doğduysa yeni bir türün çıkması ve adlandırılması da kaçınılmazdır. Henüz bu türün bir ismi olmasa da, yakında yeni bir isimle tanımlanacağını öngörebiliriz. İçinde mikro kozmozu barındıran, kısa/ çok kısa/ minyatür öyküler herşeyin sonsuz hız kazandığı dünyamızda konsantre halde hizmetimize sunuluyor. Ve verdiği sözü tutuyor: Kurgusu ile başka bir yerde ve zamanda hissettiriyor.


RAHATSIZLIK ÇEŞİTLERİ

Annemin söylediklerini kırk yıldan uzun zamandır dinliyorum, kocamın söyledikleriniyse sadece beş yıldır dinliyorum- çoğu zaman annemin haklı, kocamın haksız olduğunu düşünürdüm ama artık kocamın haklı olduğunu daha sık düşünmeye başladım; özellikle de bugün gibi, telefonda annemle, erkek kardeşim ve babam hakkında uzun bir görüşme yaptıktan sonra kocamla, annemle yaptığım görüşme hakkında daha kısa bir görüşme yaptığım günlerde.

……Bu konuşmayı kocama anlattığımda, onun da benimkinden daha büyük, annemle babamın iddia ettiklerinden ve beklediklerinden daha farklı türde bir rahatsızlık hissetmesine neden oluyorum. Kocam annemin kardeşimin yardımını reddetmesinden ve böylece onda rahatsızlık yaratmasından ve kendi rahatsızlığını bana anlatıp böylece bende kendi ifadesiyle, sandığımdan daha büyük bir rahatsızlık yaratmasından rahatsız oluyor; ama daha genel olarak, sadece annem tarafından kardeşimde rahatsızlık yaratmasından ya da bende sandığımdan daha büyük ve sandığımdan daha sık rahatsızlık yaratılmasından da rahatsız oluyor ve bunu belirttiğinde bende annemin bana söylediklerinden tür ve yoğunluk olarak daha farklı bir rahatsızlık doğuruyor, çünkü bu rahatsızlığı sadece kendim ve kardeşim için, ve beklenen ve var olan rahatsızlığı konusunda babam için değil, hepsinden çok, kocamın haklı olarak söylediği gibi, şimdi ve genelde büyük rahatsızlık yaratan ama kendisi bunun sadece küçük bir kısmından rahatsız olan annem için duyuyorum.

Paylaş

Öyleyse ‘Yaşasın edebiyat!’ Geçen ay Grand Pera Emek Sineması’nda çok önemli bir edebiyat davetine katıldım. Davet önemliydi çünkü,Türk edebiyatının “yaşayan” 50 şairinin/yazarının, kendini, edebiyatını ve hayata bakışını anlattığı “Yüz Yüze Konuşmalar, Yaşayan Edebiyat” projesi tanıtıldı.

Devam