VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
16 Aralık 2010 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Mizah umutsuzluğun incelikli dışavurumudur
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Mizah umutsuzluğun incelikli dışavurumudur

Hamdi Koç’un yeni kitabı edebiyat tutkunu bir edebiyatçının dünya ve Türkiye edebiyatına bir armağanı olarak okunmalı.

Ahmet Tulgar

Bazı kitaplar için yazı yazmak zordur. Hamdi Koç’un yeni kitabı “Rüyalarıma Giren Kadın”ı için öyle mesela. Böyle olacak. Yani biraz “literatür üstüne literatür üstüne literatür.” Bu kötü bir şey mi? Değil tabii. Yani Hamdi gibi ilk romanından beri hem eleştirmenlerce ciddiye alınmış hem de beğenilmiş, bu arada bir de kendisine hayli geniş bir hayran kitlesi edinmiş bir yazarın yazılarından derlediği ve bir de oyun iliştirdiği yeni kitabının değeri açısından benim bir tanıtım yazım ne denli bir ölçüt olabilir ki? Zaten kitabın giriş yazısında yazdıklarını hemen unutmaya eğilimli olduğunu, hele dergi yazılarının basılıp basılmadığını bile takip etmediğini söylüyor ya; belki egosunu daha da terbiye etmiş, kendisine ilişkin yazılanlara da bakmıyordur. Bütün bunlar benim açımdan özgürlük. Onun açısından da öyle ama yani benim için asıl önemli olan benim bu yazıyı yazarken kendimi serbest hissetmem. Çünkü Buket abarttı. Ben onunla Almanca yazarlar konusunda anlaşmıştım. Öyle de yaptık bir süre. Ama sonra bir aradı, “Charles Dickens” dedi, bir aradı “Llosa.” Yavuz Ekinci’yi ben kendim yazdım. Ama işte ben bu değilim. Yani bir gün oradan bir gün buradan değil. Üstelik ben bu Almanca edebiyat yazılarımı kitap da yapmayı planlıyorum nicedir. Neyse, Hamdi Koç hiç olmazsa. İyidir yani. İyi yazar. Sonra kitapta Thomas Mann’ı da buldum. Thomas Mann için yazdığı yazı da kitapta yani. Bu bile yeterdi ilgilenmem için ama değil. Dostoyevski, T.S. Eliott, Joseph Conrad. Hamdi Koç’un kendisinin de yine giriş yazısında belirttiği gibi -sadece girişi okuduğum sanılmasın lütfen- kendisinden epey şeyin sızmasına müsaade ettiği bu edebiyat yazıları has deneme tadında, kıvamında. Ve enformatif de. Ama bu enformasyonu ansiklopedik olmaktan çok meraklısına notlardan keyifli fragmanlar, derinlikli bir bilginin işlenmiş, damıtılmış hali. Öznel. Öznel olduğu ölçüde keyifli, edebi.

KENDİ ÜSLUBUNU, HATTINI TEMATİĞİNİ OLUŞTURMUŞ
Hamdi Koç benim yazarlarımdan mıdır? Değil tabii. Ben de onun değilimdir. Ben böyle hâlâ politik, bariz politik olanın peşindeyim. Hamdi tam da böyle bir kuşaktan geldiği halde bunu reddetmiş gibi. Ama bu ona yakışıyor. Çünkü burada kendi üslubunu, hattını, tematiğini oluşturmuş. Önceki kitapları da öyleydi. Yine giriş yazısında -bakın yine o yazıya atıfta bulunuyorum- Tanpınar’a atfen “hayatta ezilmekten daha büyük sorunlar olduğunu” vurguluyor ya, buna katılmasam da, ezilmekten daha küçük sorunların da edebiyatın meselesi olduğunu kabul ederim ve Hamdi bu konuları hiç de öyle yabana atılmayacak kadar iyi yazan bir yazardır. İronisi müthiştir Hamdi Koç’un. Umutsuz bir ironi ki bence bu da politik olanın ta kendisidir. Mordillo, şey demiş, “Mizah umutsuzluğun incelikli dışavurumudur.” Hamdi Koç romanlarında bu umutsuzluğu derinden hissedersiniz.

Dedim ya, bu yazıyı uzatacak olsam, “literatür üstüne literatür üstüne literatür” olacak. Düşünsenize, bir yazar sevdiği, ilgilendiği yazarlar üstüne yazılar yazıyor. Ben de bu yazılardan derlenmiş bir kitap üstüne yazacağım. Kolay sanmayın.

Onun yerine biraz enformasyon vereyim kitaba ilişkin. Bir kere kitaba bir de oyununu almış Koç, 2006’da Schumann eşliğinde yazdığı. Ritmi tuhaf, etkilyeci bir oyun. Hüznü ve ironisi yerinde. Woody Allen’ı hatırlatıyor sahiden, Buket’in işaret ettiği gibi. Bunu not edin bir kenara.

Yazarları ise daha çok İngilizce edebiyattan ki zaten Hamdi’nin akademik eğitimi de budur.
Kitapta yukarıda bahsettiğim Mann, Dostoyevski, Eliott, Conrad, Pound, Austen gibi Türkiyeli okurların görece yakından tanıdığı yazarların yanı sıra, İngizlice edebiyata iyice kaptırmış bir yazarın böylesi etraflı ele alabileceği Kate Chopin, Martin Amis, David Foster Wallece, Jonathan Coe gibi yazarlar ve kitaplarına ilişkin denemeler bulacaksınız. Şemsettin Sami, Ahmet Hamdi Tanpınar, Mithat Cemal Kuntay ise Türkiye kontenjanından kitaba girenler.

Yazıların başlıkları Koç’un bu yazarların hangi veçhesine baktığını ortaya koyuyor. Denemesinin sınırlarını belirliyor.

Hamdi Koç’un yeni kitabı edebiyat tutkunu bir edebiyatçının dünya ve Türkiye edebiyatına mütevazı ama derinlikli bir armağanı olarak okunmalı. Hediyesi olan oyun da işin cabası.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam