VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
11 Ocak 2017 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Modern çağ üzerine bir distopya
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Modern çağ üzerine bir distopya

Feminist bilim kurgu romanı ödüllü Louise O’Neill, “Kusursuzlar”da modern yaşamın dayatmalarına eleştirel bir yaklaşım sergiliyor.Distopik bir dünyada geçen roman, kusursuz kadın ve beden algısını yıkarken, toplumsal meselelere de dikkat çekiyor.

MERVE AKINCI ALMAZ



"Kusursuzlar”, Louise O’Neill’ın distopya olarak kurguladığı feminist bir bilim kurgu romanı. Feminizmin ilkeleri göz önünde bulundurularak kaleme alınan ve distopik bir evrende geçen kitap, modern çağın güzellik mitlerine açıkça karşı çıkıyor. Beden algısından yeme bozukluklarına, çocuk istismarından sanal zorbalığa, kadına karşı şiddetten tecavüze kadar pek çok konuya eğilen yazar, beden-cinsiyet-cinsellik üçgeni üzerinden sert bir modern zaman eleştirisi sunuyor.

Her zaman daha iyi olabilirsiniz
“Kusursuzlar”, dört yaş itibariyle Okul’a alınıp, bakireler tarafından kusursuz bir eş olmak için yetiştirilen genç kızların -kitaptaki adlandırmayla “havvalar”ın- hikâyesini anlatıyor.Mekanik bir ortamda tasarlanan havvalar, Uygun Kadın Davranışları Kuralları Sesli Rehberi’nde yer alandirektiflere uygun bir şekilde gelecekteki eşlerine, yani Vârisler’e hazır hale getiriliyor. Bugün modern çağın da dayatması hâline gelen moda, güzellik, ideal beden, sanal ağ ve teknolojinin, kusursuzluğa giden yolda en etkili araç olduklarının gözlemlendiği bu distopik evren; kişiliğin önemsiz, güzelliğinse mühim olduğunu dayatıyor. Ve elbette Esas Baba’yı hayal kırıklığına uğratmamak, onun kurallarına aykırı davranmamak en önemli kriter. Esas Baba, Orwell’ın Büyük Birader’i, Huxley’nin Ford’u gibi bir iktidar mekanizması. Hâl böyle olunca, “Her zaman daha iyi olabilirsiniz” dayatmasıyla Esas Baba’ya sadık kalmak havvaların öncelikli düsturu.
Birbirleriyle rekabet halinde olan havvalar, Vârisler’den birine eş olabilmek için mücadele veriyor. Eş olamayanların sonunun ya bu dünyadaki erkeklerin tüm arzularını yerine getirmek için cariye olacağı ya da Okul’da kalıp yaşamlarına bakire olarak devam edeceği düşünüldüğünde; havvaların birbirlerine verdikleri maddi ve manevi zararlar, birbirleri üzerinde kurdukları baskılar, yapılan kötülükler çok da haksız sayılmıyor. Bu nedenle ideal kiloda kalmak, kusursuz bir güzelliğe sahip olmak, şık ve uyumlu giyinmek, kalorisi az yemeklerle beslenmek ve haftalık oylamalarla belirlenen derecelerini yükseltmek için ahlaki ve duygusal hiçbir norma değer vermiyorlar-ki bu, Okul’un ve Esas Baba’nın da onlara dayattığı bir kural. Çünkü kusursuz bir eş asla ağlamaz, öfkelenmez, şişmanlamaz, eşinin isteklerine hayır demez.

Hata yapan cezalandırılır
Bu kadar “kusursuz” tasarlanmış bir dünya söz konusu olunca akılda soru işaretleri oluşuyor elbette: Havvalar hiç yanlış yapmaz mı? İdeal ve kusursuz mu tasarlanmışlardır gerçekten? Dayatmalara karşı çıkan, mükemmel algısını sorgulayan ya da yıkan kimse yok mudur? Bu kadar kuralcı ve kusursuz bir dünya tasarımı, en küçük bir aksaklıkta ya da yanlışta temelinden sarsılacak kadar naziktir aynı zamanda. Ve kusursuzluğun bu kadar elzem ve görünür olduğu bir yerde, basit bir hata bile çok kolay fark edilir. Bu nedenle, hata yapan havvalar, caydırıcı unsurları bulunan yöntemlerle cezalandırılır. Fakat en büyük kusur kimdedir? Ya da her şey temelden mi yanlıştır? İşte hikâyenin dönüm noktası burada başlıyor. Başkahraman Frieda ile birlikte tüm bu sorulara yanıt bulacak, alışageldiğiniz kavramları sorgulayacaksınız.
Kitabın 2014 yazında Birleşik Krallık’ta yayımlanmasından bu yana yazar pek çok eleştiriye maruz kalıyor. Elbette bu eleştiriler aslında bir yanıyla övgü de taşıyor; zira O’Neill’a gelen eleştirilerin odağında rahatsız edici bir kitap yazdığı bulunuyor. İngiltere’de bir kültür sanat sitesi olan Den of Geek’te verdiği röportajda yazar, Twitter ve internette fazla zaman geçirdiğini ve sanal ortamda bu şekilde rahatsız edici pek çok hikâyeyle karşılaştığını söylüyor. Bu nedenle yazar, esasen, rahatsız edici bir metin ortaya koymak yerine gerçekçi bir hikâye kurgulama amacı bulunduğunu vurguluyor.

Paylaş

Mungan’ın odaları Murathan Mungan’ın edebiyatıyla tanışmam eve kapanıp günlerce Dostoyevski, Albert Camus, Kafka okuduğum üniversite yıllarına rastlar.

Devam
15 Mart 2017 Yıl : 12
Sayı : 157