VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Mayıs 2015 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Modern toplumların biricik açmazı: HABER
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Modern toplumların biricik açmazı: HABER

İsviçreli yazar Alain de Botton yeni kitabı “Haberler: Bir Kullanma Kılavuzu”nda medyanın gücünün kaynağını, etkilerini ve bu etkiler karşısındaki tutumlarımızın psikolojik ve sosyolojik temellerini araştırıyor.

TEKİN BUDAKOĞLU

Haberlerin hayatımızdaki kuşatıcı etkisini göz ardı etmek mümkün değil. Lise yıllarında, öğretmenimizin ne kadar kültürlü olduğumuza karar verebilmek adına gazete okuyup okumadığımızı sorduğunu hatırlıyorum. Kuşkusuz öğretmenimiz, gündelik olaylara ne kadar vakıf olduğumuzu araştırırken, aslında okuma eylemine olan yatkınlığımızı ve bilgiye olan düşkünlüğümüzü ölçmeye çabalıyordu: şayet bir önceki gün yaşanan cinayetleri merak ediyorsak eğitim sistemimizin bize mutlulukla aktarmak istediği formüllere de açık olacak, meclisteki siyasilerin yumruk yumruğa kavgalarını gözümüzü kırpmadan okuyabiliyorsak ihtimal ki önümüze konulan ve ne işe yaradığını her fırsatta düşündüğümüz kitapları da benzer bir iç huzurla, sorgusuz sualsiz bitirecektik. Öğretmenin bunu yaparak, nispeten bizim bilgiye bakışımızı, onu nasıl konumlandırdığımız ölçtüğü söylenebilir. Oysa bir şeyi göz ardı ettiği apaçık: Haberlerin aktardığı bilginin bize yansımaları, yıpratıcı, sarsıcı ve yok edici etkisi karşısında ne yapmamız gerektiği.

HABERLERİN BAŞDÖNDÜRÜCÜ ETKİSİ

Dijital çağın hayatımıza iyiden iyiye sızmasıyla birlikte, her saniye haberlerle iç içe yaşıyoruz. Her gün kapımıza bırakılan ve kahvaltıdan sonra masaya yayarak tadını çıkarta çıkarta okuduğumuz bir gazete ya da istisnasız her akşam televizyonun karşısına geçerek dinlediğimiz akşam haberleriyle sınırlı değil artık haberlerle olan mücadelemiz: sabah uyanır uyanmaz otobüse binene kadarki o beş dakikada bile sosyal medyadan ya da bizzat gazete sayfalarından haberleri takip ediyoruz. Televizyondan kuşak kuşak zihnimize sızan haber seansları da cabası. Üstelik haberlerin hızı ve yoğunluğu dolayısıyla etki gücünün, baş döndürücü derecede arttığı gün gibi ortada. Yıllardır çözüm bulunamayan kadın cinayetlerine ortak bir ses yükselmesini sağlayan, seçim zamanı kimlere oy vereceğimizi bilinçaltımıza güzel güzel yerleştiren, Orta Doğu’da rejimleri alaşağı eden bir güç medya.

Hayatın ilk on sekiz yılını okulda eğitilerek geçiren insan, daha sonra da haberler tarafından eğitilir. Bu eğitimin/yönlendirmenin gücünü “Devrimcilerin gayet iyi bildiği üzere, bir ülkenin kafa yapısını değiştirmek istiyorsanız, işe bir sanat galerisine, eğitim departmanına ya da tanınmış romancıların evlerine giderek başlamazsınız; tanklarınızı doğrudan sürmeniz gereken yer, politikanın sinir sistemini oluşturan haberler merkez ofisidir.” sözleriyle özetleyen Alain De Botton, “Haberler: Bir Kullanma Kılavuzu” kitabında medyanın bu gücünün kaynağını ve bizlere olan etkisini, bizim bu etki karşısındaki duruşumuzun psikolojik ve sosyolojik temellerini araştırıyor.
Hegel’in “İnsanlara yol göstermek ve en temel otorite olmak konusunda dinin yerini haberler aldığı zaman toplumlar modernleşir,” sözünü çıkış noktası olarak alıyor Alain De Botton. Dinin insanlara yol gösterme gücünün, artık ibadet seansları gibi haber merkezlerine devredildiğini bildiğimize göre, Hegel’in modern toplum ütopyasına erişildiği söylenebilir. Peki insanın, bu modern toplumdaki konumu ne olmalı?

Haberler çoğunlukla can sıkıcı bilgilerle doludur. Doğal felaketler, kazalar, cinayetler… Üstelik haberlerin dili ve sunum şekli de bu dehşet verici bilgilerin depresif özelliklerini körükleyecek niteliktedir. Yine de haberleri takip etmekten neden geri durmayız? “Bunun korkuyla çok yakından ilgisi var.” diyor Alain De Botton. Haberler, insanlarda öylesine uyuşturucu bir etki oluşturmuştur ki çok kısa bir zaman biliminde bile haberlere erişemediğimizde, dünyada çok kötü şeylerin olduğu sanrısına kapılırız. Bu da haberlerin, bizi kendisine bağlamasındaki temel dayanak noktalardan biridir. Bir de içimizi rahatlatma dürtüsüne dikkat kesiliyor Alain De Botton. Haberlerde tanık olduğumuz onca felaketten sonra, ne kadar mutsuz olsak bile, faili meçhul bir cinayete kurban gitmediğimiz, alkollü bir sürücü tarafından pestil gibi ezilmediğimiz, bütün varlığımızı ipsiz sapsız bir dolandırıcıya kaptırmadığımız için kendimizi mutlu sayarız. Haberlerin, psikolojimiz üzerindeki derin etkisini şu sözlerle anlatıyor Alain De Botton: “Haberlerin uğultusu ve telaşı benliğimizin en derinlerine sızmış vaziyette. Artık bir dakikalık bir sükûnet ne büyük başarı sayılıyor; dikkatimiz dağılmadan uykuya dalmak ya da bir arkadaşımızla sohbet etmek nasıl da bir tür mucizeye dönüştü - ve haber girdabından bir günlüğüne olsun uzaklaşıp yağmurun ve kendi düşüncelerimizin sesi hariç hiçbir şeyi dinlememek nasıl keşişlere özgü bir disiplin gerektiriyor.”

SEÇMECE HABERLER!

Haberlerin seçilme tercihlerini de sık sık sorguluyor Alain De Botton. Eskiden, haberlere erişme imkânımız kısıtlı olduğu için okuduklarımızın yaşanan en önemli olaylar olduğunu düşünürdük; oysa haber kaynaklarının çeşitlenmesiyle birlikte aslında haberlerin, kafası karışık editörlerce gelişigüzel seçilen bilgiler olduğunu gördüğümüzü söylüyor.
Haberleri yayan kurumların kendilerini tanıtma biçiminde de bir sakatlık görüyor. Ajansların, gazetelerin, televizyonların hepsi ‘doğru’ haberi verdiklerini vurguluyorlar yıllardır. Alain De Botton’a göre burada asıl önemli olan haberlerin doğruluğu değil, insanın, her dakika kollarına bırakılan bu ‘doğru’ bilgilerle ne yapacağı, çıldırmadan nasıl başa çıkabileceği açmazı. De Botton, işe politika noktasından baktığımızda, modern bireylerin ülkelerini yönetenler hakkında bilgi sahibi olmasını sağlama misyonu savunduğunu söyleseler de haberlerin “politik imkânlarla dolu olmak yerine, gelişmesi imkânsız ve temelinde kaotik bir evrende ve bir hiç olduğumuza ilişkin bir izlenim” doğurabileceğini söylüyor.
Ülkemizi ve yaşadığımız dünyayı anlayabilmek için iki noktayı kendimize kriter ediniriz. Bunlardan birincisi mimari, diğeri ve daha güçlü olanıysa haberlerdir. Haberler bize nasıl reaksiyonlarda bulunacağımızı da öğretir. Sözgelimi hastanedeki ilgisizlik yüzünden ölen bir hastanın haberini okurken hastanelere gitmekten korkar, servetine düşkün politikacıları görünce siyasetten nefret eder, ekonomik felaket haberleriyle umudumuzu biraz daha kaybederiz. Yine de bu gerçekler dünyada olup bitiyorken haberlerin bunları aktarmaması mı gerekir? Hayır, diyor Alain De Botton, haberler olan biteni aktarmalıdır fakat sansasyon peşinde koşmadan ve dramatize ederek haberin yaratacağı olumsuz etkiyi körükleyecek bir tavır takınmadan: haberler korkularımızdan beslenerek sağlam bir perspektif geliştirmemize engel olmak yerine, yaşananları tıpkı bir doktorun moral bozucu bir tanıyı hastasıyla paylaşmasındaki gibi açık sözlü ve hassasiyetten uzak bir tavırla aktarmalıdır.

YENİ BİR BAKIŞ AÇISI

Alain De Botton’un çalışmasındaki belki de en güzel taraf, haberleri yalnızca incelemek yerine, yeni haberciliğin nasıl olması konusundaki görüşleri ve bizim de haberlere karşı konumumuza getirdiği yeni bakış açısı.
Öncelikle, insan ırkının kusurlu olduğunu ve mutlak mutluluk denen bir kavramın mümkün olmadığını idrak etmek zorundayız. Üstelik başkalarının yaşadığı acıların eğitici, öğretici bir tarafı da vardır. Yine haberciler de her şeyden önce iyi niyetli olmalı De Botton’a göre. Pekâlâ haberlerde kullanılan fotoğraflar daha ilgi çekici ve yüzeysellikten uzak olabilir ve haber metninin soğukluğunu yumuşatabilir. Bunun yanı sıra, haberlerin aktarım biçiminde de değişiklik yapılabilir. Sözgelimi ünlülerin hayatları basit birer magazin malzemesi olarak kullanılmak yerine, belli bir şeyleri başarmış insanların ilham verici hayat hikâyelerine dönüştürülebilir. O zaman haberler biraz daha çekilebilir olacaktır. Bütün bunların yanında biraz da zamanı algılayışımızda buluyor kusuru Alain De Botton. Modern öncesi toplumlar zamanı döngüsel olarak düşünüyordu ve her şey tekrar etmesinin önüne geçmenin ya da düzeni değiştirmenin mümkün olmadığına inanıyorlardı. Oysa zamanı düz bir süreklilik olarak algılayan modern toplumlar değişimin kaçınılmazlığından ve haberlerin bu değişimdeki önemli fonksiyonundan asla şüphe duymuyorlar. “Zamanı oktan ziyade tekerlek olarak kabul eden toplumlar,” diyor Alain De Botton, “onbeş dakikada bir haber başlıklarını kontrol etme ihtiyacıyla kıvranmazlar.”

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163