VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
13 Şubat 2014 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Mozart ile dost olma yolunda
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Mozart ile dost olma yolunda

“Şipşak Mozart”, dâhi müzik adamının eserlerinin ve yaşamının ele alındığı rehber niteliğinde bir çalışma. Kitap, yeni başlayanlar kadar yapıtların teknik analizleri nedeniyle işin uzmanları tarafından da ilgi görecek bir çalışma.

SERHAN BALİ

Nadir Nadi Avusturyalı dâhiyi “Dostum Mozart” diye selamlamakta çok haklıydı. Bu akıl sır ermez yaratıcının 35 yıllık yaşamına sığdırdığı müzikler, dinleyenin hem zihnine hem ruhuna ışıltılar saçar; gamı, kasaveti ortadan kaldırır. “Mozart eserlerinde hüznü anlatamamıştır” diye yazar İlhan Mimaroğlu “Müzik Tarihi”nde. Ama ne gam; hüznümüze yarenlik eden onca müzik varken etrafımızda. Hem Mimaroğlu’nun bu öznel yargısını kesin hükümmüş gibi almak da doğru değil. Elbette hüzün de vardır Mozart’ın müziğinde ama sonraki dönemlerin bestecilerinde gördüğümüz türden hastalıklı bir hüzün değildir ondaki.

En doğrusu belki de, Mozart’ın müziğinde şu vardır, bu yoktur demek yerine, onun insanlığa armağan ettiği müzikleri güzel kayıtlarından edinip dinlemek. Mozart’ın bir keman konçertosunun, bir senfonisinin veya bir piyano sonatının o esnada ne tür ruh hali içinde olursanız olun- birkaç dakikada gönlünüzü ferahlattığını, zihninizi berraklaştırıp sizi daha iyi düşünmeye sevk ettiğini, suratınıza gülümseme yaydığını fark edersiniz. Mozart’ın müziği adeta “detoks etkisi” yaratır, günümüzün her açıdan yorgun insanının üzerinde. Siz bakmayın, Mozart’ın eserlerinin bebekler veya inekler üzerindeki olumlu etkilerini yadsımaya kalkan çok bilmişlere. Ateş olmayan yerden duman çıktığı görülmüş mü?

Klasik müzik dinleme keyfiniz, yanında o müzik üzerine okuyacağınız aydınlatıcı kitapla daha da perçinlenecektir, bunu da sakın unutmayın. Mozart dinlediğiniz sırada, besteci üzerine yazılmış ve Türkçeye yeni kazandırılan bir kitabın sayfalarını çevirmenin de iyi fikir olacağını düşünüyorum. Doğan Kitap’ın yayımladığı bu kübik kitabın adı “Şipşak Mozart”. Yazarı, Reinhold Hartmann adında 1934 doğumlu bir Alman. Müzikbilimci değil Hartmann ama müzik alanında şeflikten orkestra kuruculuğuna, radyo programcılığından müzik öğretmenliğine kadar birçok alanda çalışmış. Hartmann’ın müzik alanındaki birikimi başlangıç seviyesindeki bu kitabın her satırına sinmiş. Küçük boyda 179 sayfalık bir kitap bu. Almanların “führer” başlığı altında yayımladığı “rehber kitap”lardan biri. Berlin’deki Aufbau Verlag adlı yayınevi bu kitabı bir serinin parçası olarak 2003 yılında yayımlamış. Orijinal ismi “Mozart für Eilige” olan kitap, dilimize uygun bir tercihle “Şipşak Mozart” adıyla çevrilmiş. Doğan Kitap “Şipşak” serisinden Mozart ile birlikte Dostoyevski, Freud ve Kafka ciltlerini de yayımladı.


İLGİNÇ KURGU
Hartmann’ın kitabı ilginç bir kurguya sahip. Kısa bir önsözden sonra Mozart’ın erken döneminde yani Salzburg yıllarında bestelediklerini de kapsayan geniş bir “Operaları” bölümü (104 sayfa) var ki bu bölüm kitabın kabaca üçte ikisini oluşturuyor. Ardından “Kilise müziği, liedler ve enstrümantal eserler” adlı 26 sayfalık ikinci bölüm geliyor. Kitabın son bölümü, 24 sayfa tutan “Biyografik hatlarıyla Wofgang Amadeus Mozart”. Eser listesi, terminoloji sözlüğü ve eserlerini titiz bir çalışmanın sonucunda 1876 yılında sıraya koyan Köchel’in tanıtıldığı sayfalar ise kitabın sonundaki “Ekler” bölümünü oluşturuyor. Hartmann’ın önsözde belirttiği gibi “ustanın eserlerinin nerede, nasıl oluştuğu; bestecinin arkadaşlıkları ve kıskançlıkları; aldığı övgüler ve eleştiriler; yaratım sürecindeki verimli ve sıkıntılı dönemleri hakkındaki renkli detaylara değinilememiş.” Bilinçli bir tercih olmuş zira bunlar da olsaydı kitap daha da gövdelenip “şipşakçılara” hitap etmekten uzaklaşmış olurdu.
Hartmann, “Bastien ve Bastienne”den başlayıp “La Clemenza di Titus” ve “Sihirli Flüt”e varana değin, Mozart’ın gençlik yıllarından son yıllarına kadar bestelediği 14 operayı işlediği birinci bölümde, önce operaların librettosunu yani konularını herkesin sıkılmadan okuyabileceği gayet rahat bir dille aktarmış. Yazarın bu anlatımlarında kullandığı dili çok beğendiğimin altını çizeyim. Okuru, “acaba sonra ne olmuş” diye merak ettiren, bir edebiyat ürünü ustalığı ve lezzetinde kaleme alınmış metinler bunların her biri. Hatta, “Türkçede okunabilecek en güzel libretto metinleri” diyebilirim rahatlıkla. Böylesi küçük bir başlangıç kitabına, bestecinin günümüzde çok ama çok az sahnelenen erken dönem operalarının da katılmasını önce garipsedim ama Hartmann’ın önsözdeki şu cümlesi yazarın bu tercihine ve akabinde bestecinin erken dönem operalarına daha farklı bir gözle bakmama sebep oldu: “Kullandığı müzik aracılığıyla sahnedeki olaylara dikkat çekmesi, dahası nabzı yükseltmesi; müziğin sunduğu olasılıklar bütününü ustaca kullanması, Mozart’ın erken dönemdeki operalarını eşsiz kılar.”
Hartmann bir sonraki bölümde, Mozart’ın dinsel koral müziği, şarkıları, piyano için yazdığı sonatları ve konçertolarıyla diğer çalgılar için bestelediği konçertoları ve oda müziği eserlerini masaya yatırmış. Yine seçmece bir bakış açısı ve son derece ekonomik anlatımlarla işlemiş bunları. Her şeyi kısa da olsa anlatacağım hırsını gemleyip, türlerinin en iyileri olduğunu düşündüğü eserleri vitrine koymuş (Yeri gelmişken, Hartmann’ın oda müziğine ayırdığı kısa bölümde “Bir Müzikal Şaka” adlı önemsiz sayılabilecek esere genişçe bir yer ayırıp “Küçük Bir Gece Müziği” adlı tanınmış eseri lalettayin bir iki sözcükle “geçiştirmesini” yadırgadım). Hartmann son bölümün başında, Mozart’ın gençliğinde ailesiyle yaptığı seyahatleri irdeliyor. O günün zor şartlarında “anormal” denilebilecek kadar çok sayıda olan bu seyahatler topluca incelendiğinde Mozart’ın babası Leopold’a hem kızmak (oğlunu sirk cambazı gibi o prens senin bu kraliçe benim saray saray gezdirip aile bütçesini palazlandırmak hırsı ve zavallı çocuğun sağlığını tehlikeye atması nedeniyle) hem de onu takdir etmek (küçüklüğünde Avrupa’nın önde gelen entelektüelleriyle tanıştırdığı oğlunun ufkunu açması, ona bilgi-görgü kazandırması nedeniyle) olası.
Mozart’ın “dışkı”, “.ıçmak” sözcüklerini mebzul miktarda kullandığı o meşhur “tuvalet mizahı” da kitaba alınan mektuplarda yer alıyor (Milos Forman’ın unutulmaz “Amadeus” filminde müthiş bir başarıyla çizilen ve pek çok kişiyi şaşırtan “delişmen Mozart’” tiplemesi, kuzeni Basle’nin de aralarında olduğu kişilere yazdığı bu gençlik dönemi mektupları okunduğunda yerine muntazam oturuyor).
Yine bu bölümde incelenen “biyografik hatlar” arasında, bestecinin sevgili karısı Constanze yer alıyor. (Mozart’ın ilk biyograflarının söz birliği etmişçesine azar topar ettiği bu kadın, her ne kadar bestecinin özellikle Viyana’daki son yıllarında bizar duruma düşmesinin sebeplerinden biri olarak gösterilse de, kocasının erken yaşta ölümünden sonra birikmiş borçların temizlenip el yazması eserlerin kaybolmaktan kurtarılması, sevgili eşinin biyografisini ikinci kocasıyla birlikte yazması gibi takdir edilecek eylemlere de imza atabilmiş cevval bir kadındır Constanze).
Bu bölümde işlenen diğer konular, genç yaştaki ölümünün arkasında bir sırrın olup olmadığı (Hartmann “Salieri tarafından zehirlenme” öyküsünü haklı olarak inandırıcı bulmadığı için yeni failler ortaya atmış ama her birini akılcı gerekçelerle aklamayı da ihmal etmemiş), neden kimsesi olmayan bir yoksulmuş gibi toplu mezara gömüldüğü (Nedenin, İmparator II.
Joseph’in o dönemde yürürlükte olan “hijyen yasaları” olduğu çok açık biçimde vurgulanmış), aktif masonluğu -bir başka deyişle “sırra vakıf” oluşu- (Mozart’ın tüm masonluk belgelerinin sonradan imha edildiğini öğrenebiliyoruz) genel okurun ilgisini çekecek türden konu başlıkları olarak kitaptaki yerini almış.

USTA İŞİ ÇEVİRİ
Gelelim, “Şipşak Mozart” ile ilgili içime sinmeyen noktalara. Operaları başta olmak üzere, Mozart’ın eserleriyle ilgili tarihsel ve edebi bilgileri anlaşılır bir dille okurun önüne seren Hartmann, operaların tanınmış aryalarının ve çalgı yapıtlarının teknik analizini yapmaya sıra geldiğinde birden müzikbilimci kisvesine bürünüyor. Yazarın analize başvurduğu bu satırları ciddi bir armoni eğitiminden geçmemiş sade müzikseverin anlamasına olanak yok. Analizlerin her bir satırında müzik sanatının teknik terimleri okurun üzerine yağmur gibi yağıyor. “Hah şu cümleyi anladım” diyen okurun bir sonraki cümlede teklememesi kaçınılmaz. Böyle olması, bu “başlangıç” kitabının kimler için yazıldığı sorusunu sorduruyor. Müzisyenlerin Hartmann’ın kitabına “başlangıç seviyesi” gözüyle bakıp dudak bükmesi kaçınılmaz. Müzik eğitimi olmayan müzikseverlerin de bu analiz satırlarını anlamayacağı muhakkak. O halde şöyle bir orta yol bulalım bu değerli çalışma için. Müzisyenler bu kitabı Mozart’ın kendi alanları dışında verdiği ürünleri daha iyi tanımak için okuyabilirler (Örneğin, bir kemancı, bestecinin operalarının inceliklerini bu kitap sayesinde mükemmel biçimde öğrenebilir). Sade müziksever okur da Hartmann’ın kitabının, eserlerin kısa teknik analizlere tabi tutulmadığı edebi satırlarından ve bestecinin son derece ilginç biyografik bilgilerini içeren sayfalarından tat almaya bakabilir. Her iki durumda da Hartmann’ın eserinin okura keyifli saatler vaat ettiği rahatlıkla söylenebilir.
“Şipşak Mozart”, Gül Gürtunca’nın usta işi çevirisiyle dilimize kazandırılmış. Doğan Kitap’a bir tebrik de, kitabın yoğun müzikal analizler içeren satırlarının çevirisinde müzikbilimci Gülçin Özkişi’nin desteğini alması (Kitabın künyesinde Özkişi’ye teşekkür edilmiş). Hatırlarsanız, Harold Schonberg’in “Büyük Besteciler” adlı anıtsal kitabını tanıttığımız yazıda, kitabın müzikle ilgili teknik satırlarının çevrilmesinde uzman bir editörün süzgecine başvurmamasından dolayı Doğan Kitap’ı eleştirmiştik. Bu kitapta sergilenen bilinçten dolayı ise yayınevini kutluyoruz. Özkişi’nin alanına vukufu, söz konusu satırların hiçbir şüpheye yer vermeden sağlamca çevrilmesini sağlamış. Öte yandan, kitapta dikkatimi çekecek miktarda harf hatası bulunması, yayımlanmadan önce ciddi bir son okuma yapılmadığı kanısı uyandırdı bende. Yadırgadığım bir husus da, kitabın sonunda yer almasını beklediğim “tavsiye edilen kaynaklar” listesine rastlayamamaktı. Hartmann’ın önsözde altını çizdiği Mozart hakkında yazılan kitapların listesini iştahla incelemek üzere kitabın son sayfalarına baktığımda böyle bir liste göremedim. Bu bölüm Türkçe basımda atlanmış olabilir mi? Arka kapağa alınan sözünde Hermann Hesse diyor ki: “Mozart’ı ne kadar çok sever, onunla ne kadar çok meşgul olursanız, kişiliği sizin için o kadar karmaşık hale gelir.” Hartmann’ın kitabı bu “karmaşık kişiliği” aydınlatabiliyor mu? Tek bir kitabın, hem de başlangıç seviyesindeki bir kılavuzun bu misyonla kuşanması mümkün mü? Değil elbette. Ama Hartmann’ın güzel çalışması, bu “karmaşık kişiliğin” eserlerini ve yaşamını yakından tanımaya başlamak için sağlam bir basamak. İlk basamağa Hartmann’ın kitabıyla adım atarsak günün birinde besteciye “Dostum Mozart” diye hitap edecek kadar yakınlaşırız belki, kimbilir...

Şipşak MozartŞipşak Mozart

Reinhold Hartmann

Detay için tıklayın

Paylaş