VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Mayıs 2017 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Márquez’in büyülü dünyası
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Márquez’in büyülü dünyası

“Gabriel García Márquez’e Giriş”te ünlü yazarın gazetecilik hayatı, siyasi aktivistliği, dostlukları aktarılmakla kalmıyor nasıl yazdığı neredeyse günü gününe tüm ayrıntılarıyla anlatılıyor; öykü ve romanları tek tek karşılaştırılıyor, bilinmeyen yönleri ortaya çıkarılıyor. Bu sayede Márquez’in hem hayatını hem de bütün yapıtlarını en ince ayrıntılarına kadar öğrenme fırsatı buluyoruz.

ETHEM BARAN



Gerald Martin, Gabriel García Márquez’in biyografisini yazmak için on sekiz yıldan fazla bir süre araştırma yapmış, yazarın ve ailesinin yakınında bulunmuş, üç yüzden fazla kişiyle görüşme yapmış birisim. O her şeyden önce Latin Amerika edebiyatı uzmanı ve bu alanda önde gelen eleştirmenlerden biri.

Gabriel García Márquez’in önceleri sadece “müsamaha gösterdiği”, (“Niye biyografimi yazmak istiyorsun? Biyografi ölüm demek.”) bugün ise onun “resmî biyografi yazarı” sayılan Gerald Martin, söz konusu kapsamlı biyografinin önsözünde, eleştirmenlerin görüş birliğine vardığı Joyce, Proust, Kafka, Faulkner, Woolf gibi “büyük isimlerin” çoğunun yirminci yüzyılın ilk kırk yılına ait olduklarını, “yüzyılın ikinci yarısında bu ittifaka nail olan” tek ismin Gabriel García Márquez olduğunu söyler. Ayrıca Kolombiyalı yazar Marquez’in 1967’de yayınlanan ve modernden postmoderne geçiş yapan kurgunun önemli bir örneği olan başyapıtı “Yüzyıllık Yalnızlık”ın 1950 ile 2000 yılları arasında dünyanın her ülkesinde, her kültürde milyonlarca okura ulaşan tek kitap olduğunu, bu nedenle dünyanın gerçekten ilk küresel romanı sayılması gerektiğini ileri sürer. Gerçekten García Márquez bu konuda eşine az rastlanır bir örnektir. Çünkü o Dickens, Hugo, Hemingway gibi hem nitelikli edebiyatın büyük bir ustası hem de popüler bir yazardır. “Büyülü gerçekçilik” adı verilen edebî akımın en önemli temsilcisidir.

“Gabriel García Márquez: Bir Ömür” adlı 2008 yılında çıkan biyografiden sonra 2012’de “Gabriel García Márquez’e Giriş”i hazırlayan Gerald Martin, García Márquez’in büyülü gerçekçiliği “icat eden” kişi olmadığını ama Austurias ve Carpenter’in yazdıklarını bir adım öteye taşıyarak bir paradigma haline getirdiğini savunur. García Márquez kurmaca sanatını gerçek hayata yönelterek karmaşık gerçekliği tüm renkleriyle ve her yönüyle yazının içinde yeniden kurar. En başta gelen özelliklerinden biri onun çok iyi bir hikâye anlatıcısı olmasıdır.

Takıntılarının kaynağı
“Gabriel García Márquez’e Giriş”te ünlü yazarın hem hayatını hem de bütün yapıtlarını en ince ayrıntılarına kadar öğrenme fırsatı buluyoruz. Çocukluğu dedesiyle anneannesinin yanında, yıllarca anne ve babasını görmeden geçen García Márquez’in edebiyatını etkileyen pek çok unsurun bu yıllarda oluştuğunu görüyoruz.Gerald Martin’e göre García Márquez’in neredeyse bütün kitaplarında rastladığımız takıntılarının ipuçları da yine bu dönemde yaşadıklarında gizlidir. Bu takıntılardan biri insanlar ölseler bile halen hayattadırlar; ikincisi ise gömülmenin dehşetidir. Bu yüzden olsa gerek Márquez’in romanlarının çoğu ölüm sahnesiyle açılır, cenaze motifi dikkat çeker.

İlk öyküleri absürdist-varoluşçu izler taşır. “Çullukların Gecesi” büyülü gerçekçiliği müjdeleyen ilk öykülerdendir. “Bir Salı Günü Öğle Uykusu”nun García Márquez’in en sevdiği ve aynı zamanda “en kişisel” öyküsü olduğunu da bu kitaptan öğreniyoruz. Martin’e göre bu öykü “Hemingway tarafından yazılmış bir Faulkner öyküsünü andırır.”

Joyce ve Woolf şehir yazarlarıydı, Faulkner ise modernist teknikleri kırsal ortama uyarlamıştı. García Márquez onların izinden gitti; ilk romanı “Yaprak Fırtınası”, Faulkner’in “Döşeğimde Ölürken”i ve Woolf’un “Bayan Dalloway”inin etkilerini taşır.“Yaprak Fırtınası” ilk roman olmasına rağmen Gabriel García Márquez’in sonraki romanlarında da uygulayacağı pek çok teknik ve yapısal özellikleri barındırır.

Gerald Martin büyük emek ürünü olan bu değerli kitabında diğer eleştirmenlerin şimdiye dek keşfedemedikleri önemli bir teknik özellikten söz ediyor. Gabriel García Márquez “Şer Saati”nden başlayarak anlatıyı ortadan ikiye böler. Bu durum bir gidiş geliş midir, yüksek bir noktaya çıkıp “son”un üzerine düşüş mü? Sözgelimi, “Albaya Mektup Yok”ta romanın tam ortası bir bölümün başlangıcına denk gelir; aynı zamanda hem kelime sayısı hem de olay örgüsü açısından orta konumdadır. Bu tekniği daha da geliştirir García Márquez: Her kitabında, kitabı ortasından ikiye bölen bir merkez an bulunur. Bazı kitaplarında her bir bölümü de ikiye böldüğü görülür, böylece her bölüm aslında iki bölüm haline gelir.

Hemingway, “Tamamlanmış her roman ölü bir aslandır,” der. Mevlana’nın “Şimdi yeni şeyler söylemek lazım,” sözünde olduğu gibiGabriel García Márquez de “Yüzyıllık Yalnızlık”ın devamı olabilecek yeni Macondo hikâyeleri anlatmak yerine tamamlanması yedi yıl süren, yazılması ve okunması zor, tabii ki daha az popüler ama çok farklı, yepyeni bir roman olan “Başkan Babamızın Sonbaharı”nı yazar. Bu romanda García Márquez tarihe galip gelen efsaneleri değil, efsaneye dönüşen tarihi yazmayı tercih etmiş, edebiyatın amacının bu dönüşüm sürecine katkıda bulunacak örnekler sunmak olduğunu göstermiştir.

“Gabriel García Márquez’e Giriş”te García Márquez’in gazetecilik hayatı, siyasi aktivistliği, dostlukları, öykü, roman ve anılarını nasıl yazdığı neredeyse günü gününe tüm ayrıntılarıyla anlatılıyor. Öykü ve romanları tek tek ele alınarak çözümleniyor, diğerleriyle karşılaştırılıyor, bilinmeyen yönleri ortaya çıkarılıyor. Bu kitap, tam bir Márquez kılavuzu…


Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Mayıs 2017 Yıl : 13
Sayı : 159