VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
27 Mart 2013 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Muhteşem Gatsby beyazperdede
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Muhteşem Gatsby beyazperdede

Amerikan yazar F. Scott Fitzgerald'ın Muhteşem Gatsby adlı romanı aynı isimle beyazperdeye aktarıldı. Leonardo DiCaprio, Tobey Maguire, Carey Mulligan ve Joel Edgerton rol aldığı film 17 Mayıs'ta vizyona girecek.

Yazarımız Ömer Özgüner, F. Scott Fitzgerald’ın Muhteşem Gatsby romanı ile ilgili yazı kaleme almıştı.


ÖMER ÖZGÜNER

Karakterlerini birer kabusa dönüştüren Amerikan rüyası

F. Scott Fitzgerald’ın kısa ama çarpıcı romanı üstten üste basit bir aşk trafiğini anlatırken, alttan alta inanılmaz bir Amerikan eleştirisi yapmayı başarıyor: Rüya sandığımız kabusu...

Sanırım zor bir yazı olacak benim için. Çünkü yeni çıkmış bir kitabı ya da yazarı eleştirmek aslında daha geniş şanslar verir insana. Ama mazisi yüzyıl geri giden ve yüzyıldır Amerika’nın en popüler yazarları arasında yerini almış, kitapları neredeyse çoğu insan tarafından çok iyi bilinen bir isim için ilave ne denebilir ki. F. Scott Fitzgerald’ın Everest yayınları tarafından hazırlanan bütün eserleri serisinin daha ilk romanı yüzünden yazıyorum tüm bunları: Muhteşem Gatsby...
Önce her zamanki gibi aktüel bilgiler verelim: Fitzgerald on sekizinci yüzyılın sonlarında doğduğu Amerika’da on dokuzuncu yüzyılın ortalarında kalp krizi ile veda ettiği zaman dilimine çok çarpıcı işleri sığdırmayı başardı. Türk okuyucusu için tanıdık bir isim. Ama aynı zamanda Türk sinamaseverlerin de bildiğini sandığım iki beyazperde uyarlamasını ilk elde hatırlatayım: “Benjamin Button’un Tuhaf Hikayesi” ve “Muhteşem Gatsby”... Belki sayıları az ama cazseverlerin de bilmesi gereken bir isim Fitzgerald, çünkü 1920’li yılları caz çağı ilan edecek kadar bu müziğe hayrandı. Elimizdeki kitabı da, bir kez daha diyerek ithaf ettiği eşi Zelda’yla çalkantılı bir aşka imza attı.
YAYIMLANDIĞI AN BÜYÜK
TİCARİ BAŞARI YAKALADI
Everest Yayınları’nın birinci sırayı verdiği (doğru bir seçim) “Muhteşem Gatsby” ilk yayınlandığı 1925 yılında çok da büyük bir ticari başarıya imza atamamıştı. Birinci Dünya savaşı sonrası, hatta 1922 yılının bir yazında geçer roman. “Şu ana kadar yazdıklarımı tekrar okuyunca, bir şeyi fark ettim: Tek derdim, aralarında haftalar uzanan bu üç gecenin olaylarından ibaretmiş gibi bir izlenim vermişim. Tam tersine, tıka basa dolu bir yazdaki rastgele sırdan olaylardı bunlar; çok daha sonraki bir tarihe kadar, kişisel meselelerimin yanında solda sıfır kaldıklarını söyleyebilirim.”
Bir elin parmakları kadar az sayıdaki asıl karakterler arasında geçen şaşırtıcı, sürprizlere açık olaylar zinciri o kadar hızlı ilerliyor ki bunu ancak romanı bitirdiğinizde anlıyorsunuz. Etrafında yaşanan aşk trafiğini ve tuhaf olayları edilgen bir biçimde izleyen romanın baş karakteri Nick Carraway, onun gizemli sonradan milyoner olmayı başaran ama şahane partilerine karşın sınıf atlayamayan komşusu Jay Gatsby, onun beş yıldır unutamadığı ve gizemli biri olmasına neden olan ne kocasından ne ilk aşkından vazgeçemeyip, sonunda muhafazakar bir hayatı seçen Daisy Buchanan, onun kaslarıyla ve ırkıyla övünen beyaz Amerikalı kocası Thomas Buchanan, onun George Wilson’la evli (küçük ama mühim bir ayrıntı bu) metresi Myrtle Wilson ve gizli kahramanımız Nick’in olmasa da olur (âşık babında) sevgilisi golfçü Jordan Baker.
Borsacılık yapmak için New York’a gelen Nick Carraway, bütün bu karakter içinde umulmayacak bir şekilde kendini en yakın Gatsby’e karşı hisseder. Çünkü kendisi için biçtiği en önemli özellik, dürüstlüğüdür. Gatsby de dillere destan arabası, partileri ve zenginliğine karşın, beş yıl önce terk ettiği ve hala kendisine aşık olduğuna inandığı kadın için çok şeyden vazgeçmeye hazırdır. Her şeye rağmen sahte değil, samimidir. Sevgilisinin en büyük günahı yüzünden canından bile olması da onun içtenliğinin kanıtıdır. Nick de bu çelişkilerin ortasındadır. “Kenti yukarlardan seyreden bir dizi sarı penceremiz, kararan sokaklardan öylesine bakanlara, insanın sırlarla dolu varlığını anımsatmak için payına düşeni yapmış olmalı; o meraklıları ben de gördüm, yukarıya bakıyor, merak ediyorlardı. Yaşamın tükenmez çeşitliliğinin hem içinde hem dışındaydım; aynı anda hem büyülüyor hem de tiksindiriyordu beni”.
ARKA PLAN 1920’LERİN
AMERİKASININ RÖNTGENİ
Bu enteresan grubun sanki Nick izlesin diye başlarından geçen tuhaf bir o kadar da gizemli hikayeleri bittiğinde muhteşem bir romanı bitirmiş oluyorsunuz. Toplam yüz yetmiş üç sayfaya sığdırılan hikâyenin arka planında ise 1920 yılının Amerikasının röntgeni vardır. Eski aristokrasi yeni aristokrasi, doktorun devasa gözlerindeki sembol ve şaşaa üzerine kurulan ama kitaptaki karakterlerini birer birer kabusa döndüren Amerikan rüyası...
“Orada oturmuş eski, bilinmeyen dünya üzerine kara kara düşünürken, Daisy’nin rıhtımının ucundaki yeşil ışığı ilk seçtiğinde Gatsby’nin kapıldığı şaşkınlığı anımsadım. Bu mavi çimenliğe çok uzun bir yoldan geçerek ulaşmıştı, şimdi hayalini öylesine yakınında buluverince afallamış, kavramakta zorlanmış olmalıydı.” Kavranması zor bir dönemin, hem zenginliğin hem de değişimin bütün hâllerinin özeti “Muhteşem Gatsby.”
Anlatımındaki, kim öyle yazarsa daima hayran olacağım basitlik ve basitlik bugün bile her cümleden zorla metoforlar çıkaranlar için ders niteliğinde. İşte insanın içine işleyen o basitlik: “Küller vadisinin bir yanı küçük, kirli bir ırmakla hemhuduttur, köprü mavnaların geçmesi için açıldığında, bekleyen trendeki yolcular yarım saat kadar bu kasvetli manzarayı seyretmek zorunda kalır. Bu noktada her zaman, en azından bir dakikalık bir duraklama olur; işte Tom Buchanan’ın metresiyle ilk kez böyle tanıştım...”
Haklı değil miyim?
“Muhteşem Gatsby”, duyguları anlatış şekliyle, hikayenin dalgalar halinde açılmasıyla, karakterlerin ilginçliğiyle sadece bir yüzyılla eskimeyecek kadar sağlam bir edebi değer. Aynı zamanda dönemindeki Amerikayı resmedişiyle de sonsuza kadar sosyolojik bir değer. Ve şaşırtıcı hatta muhteşem olan ne biliyor musunuz? Bu ikisini yaparken bir kez bile didaktik olmayışı...
Okuyun bunda da haksız olmadığımı göreceksiniz...

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163