VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
11 Kasım 2018 Pazar | Anasayfa > Biyografi > Mustafa Irgat: ‘Genç Ece’
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Mustafa Irgat: ‘Genç Ece’

Mustafa Irgat’ı düşününce Cemal Süreya’nın “Kısa Türkiye Tarihi”nin ikinci şiiri geliyor aklıma: “üç anayasa/ ortasında büyüdün/biri akasya/biri gül/biri zakkum”. Kısa Mustafa Irgat tarihi de biraz böyle, zor bir adam, zor bir yaşam, zor bir şiir.



HAYDAR ERGÜLEN


Burak Acar’ın 160. Kilometre’den çıkan “Tabiat Abi”(Ekim 2018) kitabının arka kapak yazısı, Mustafa Irgat için de söylenebilir: “İçinde yaşadığı toplumun bütün pisliklerini alt alta sıralayan düz bir liste bile yapılsa, lirik mülkten konuşan, lirik algıyı asla terk etmeyen özel bir şair. Tarihsel-toplumsal bir harita çıkarma görevi hep epik şiire verilir.” Burak Acar gibi, tabii ondan çok yıllar önce Mustafa Irgat, bunun tersini büyük bir başarıyla gerçekleştirmiştir.
Reşit İmrahor’lardan Mustafa Irgat: Önce o gitti, yakınlarda İzzet Yasar, biricik İmrahor’umuz Ahmet Güntan şimdi. Onun topladığı, Mustafa Irgat’ın ikinci şiir kitabının adına benzetirsek, “Sonu Zor” (2011), konu zor. Onu düşününce Cemal Süreya’nın “Kısa Türkiye Tarihi”nin ikinci şiiri geliyor aklıma: “üç anayasa/ ortasında büyüdün/biri akasya/biri gül/biri zakkum”. Kısa Mustafa Irgat tarihi de biraz böyle, zor bir adam, zor bir yaşam, zor bir şiir.
“Aşırı duyarlı” sözü biraz sıradan gelebilir ama, Mustafa’yı tanıyanlar, arkadaşları için ‘aşırı’ sıfatı yetersiz bile bulunabilir. ‘İçinde yaşadığı’ yerin toplum değil, topluluk olduğu bilgisi ve bunun Ece Ayhan’ın deyişiyle bir ‘kötülük topluluğu’ olması, onu iyice bilemiş ve yalnızlaştırmıştır. Bana ‘acıyı bir insan olarak tanımla’ deseniz, Mustafa’yı gösterirdim hemen. Onun yüzüne, bakışına, sözlerine acının nasıl sinmiş olduğunu hemen görebilir, hissedebilirdiniz çünkü. Acı onda ruh ve vücut bulmuş gibiydi. ‘Gırgır’dan nefret eden biridir ve şiiri de kişisel ve toplumsal acısının kendini kanatıncaya, kemiklerini gösterinceye, sıyırıncaya kadar gösterme halidir. Şiir onun için bir yapıntı ya da yaşantı değil, tam tersine ‘keçileri kaçırmamak’ için yazan biri olarak, belki de en hayati edimidir. Sıkı, koyu, yoğun, katmanlı.
Mustafa Irgat’ın gidişinden(1995) kısa süre önce yayımladığı tek kitabı “Ait’siz Kimlik Kitabı”(1994), 160. Kilometre tarafından yeniden basıldı (Ekim 2018). “Gerçeğin (gerçeğe tam uygunluğun) sürekliliğini ve benzeşikliğini sorgulayan, ekran-pencereyi ekseniyle yerinden oynatan ve dolayısıyla dikizci seyirci gözünü hüsrana uğratan çağcıl sinemanın kimi kalburüstü örneklerini düşünüyorum” demişti, şiiri de tıpkı “Duhuldeki Deney”(1995) kitabında yeralan sinema yazılarında belirttiği gibi, ‘dikizci okur’ için değildir.
‘Dilin görünmeyen gövdesine eğilirken’, ‘bütün kemiklerini kırarak’ ve ‘çatal sesler çıkararak’ yazdı Mustafa Irgat. Ece Ayhan’ın tek varisi olarak görüyorum onu. Ece Ayhan’ın özellikle “Devlet ve Tabiat”tan(1973) başlayarak şiirini seyreltmesine, kara kamu önüne çıkabilir hale getirmesine karşın, Mustafa Irgat bir anlamda ‘genç Ece Ayhan’ olmayı üstlenmiş ve bana kalırsa, onun yapıtını sürdürmüştür. İzzet Yasar’la birlikte anıldılar hep Ecegiller’den iki şair olarak, Ece Ayhan şiirinin sürdürücüleri olarak. Mustafa, İzzet’ten daha gözükara bir şiir yazdı, Ece’yi sürdürmek bahsinde. Tam bir adanmış olarak.
Olabilir. Bir öncünün, yol açıcının nerdeyse tüm şiir düzenini, sistemini altüst eden, şiirkırıcı, bozguncu tavrı, tıpkı devrimler gibi, süreklilik ister. Mustafa Irgat da Ece’ye rağmen Ece Ayhan şiirini benimseyerek, onun kadar yıkıcı bir şiir yazmıştır: “İşte o zaman her günkü yarım kalmış başkalarıyım.”

Paylaş