VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
28 Kasım 2012 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Mustafa Kemal ve Fikriye’nin tutkulu aşkı
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Mustafa Kemal ve Fikriye’nin tutkulu aşkı

Yılmaz Karakoyunlu’nun son romanı “Mor Kaftanlı Selanik” yine bir aşk hikayesi üzerinden bir dönemi anlatıyor. Filme de çekilecek olan romana ilişkin Karakoyunlu ile konuştuk.


FÜSUN SAKA

Kitapta Kemal ve Fikriye’nin aşkını öyle güzel bir dille anlatıyorsunuz ki, her sayfa bir sonrakini merak ettiriyor. Böylesine aşk betimlemeleri nasıl bir aşkın ürünü?

Roman Türk, Yunan harbinin dönüm noktasında Mustafa Kemal’in başarısının ödüllendirilmesiyle başlıyor. Sakarya Meydan Muharebesi...
Sakarya Savaşı’ndan sonra Mustafa Kemal’e Gazilik unvanı ve Mareşallik rütbesi verildi. Ben de bu başarıya yakışan bir insan ilişkisiyle, bir aşk hikâyesiyle başlamak istedim. Fikriye ile Kemal’in aşkını kullandım.
Her aşk öyküsü, okuyucusuna daima bir sonraki sayfayı merak ettirir. Bu merak, Fikriye’nin duygularında doruklaşır. Ben bu doruğu okuyucuma sunmak istedim, o kadar. Mustafa Kemal’in hayatında çok kadın var. Ama bu safhada farklı bir Fikriye tarifi ve değeri var.

Azınlıkların sorunlarını ya da önemli dönemleri bir aşk hikayesi üzerinden anlatmak konusundaki fikirleriniz nedir?

Daha önce yazdığım romanlarımda da mağdur toplulukların hikâyelerini aksettirirken olayı ve kahramanları, ırklarına bakmaksızın varlıklarını bir aşk öyküsü etrafında değerlendirdim. Bunun romanı zenginleştirdiğine inanıyorum. “Salkım Hanımın Taneleri”, “Güz Sancısı”, “Çiçekli Mumlar Sokağı” romanlarımda çok dikkat çekici üslup olarak kabul edildi. Toplumda iz bıraktı. Kabul edilmiş sert bir geleneğimiz var. Hep azınlık kızları Türk delikanlılara âşık oluyorlar. Ben bunun aksini de düşündüm. Türk kızları da azınlık erkeklerine aşık olabilirler ve bu ilişkilerde toplumda katmanlarda derin tesirler yaratır. Mor Kaftanlı Selanik Romanında böyle bir aşk örneğini verdim. Okuyucular bu aşkı derin, ilişkileri çok insani bulacaklardır.



Bu kitap da sizce film olur mu? Mübadele yıllarına ait kitaplar var hala da yazılacak çok şey var ama sizce Türkiye bu konuyu ne kadar araştırmıştır?
Evet! Olur. Bu romanın konusu etrafında daha önce yazdığım senaryo akış şeması üzerine ülkemiz önemli bir yapımcısı benimle temasa geçti. Film yapılması konusunda anlaştık. İkinci bir ihtimal de romanın bir dizi film olarak değerlendirilebileceği idi. ANS Film Şirketinin sahibi Abdullah Oğuz ile karar doğrultusunda anlaştık. Sanırım Abdullah Bey, uygun bir zamanda harekete geçecektir.
Mübadele Romanları genellikle aile öyküleri olarak işlendi. Buna hatıra edebiyatının zengin ve tesirli niteliğini sadece bu iki ülke halklarının ve kültürlerinin benimseyeceği üslup içinde değerlendirdiler. Bunların çok büyük bölümünü okudum. Çok zevk aldıklarım oldu. Şaşırdıklarım da oldu. Her iki tür de bende hayretler yarattı. Hayretlerimi merakımın kaynağı yaptım. İşte burada diğer mübadele romanlarından ayrılıyorum. Çok kapsamlı araştırmalar yaptım.
Lozan’da mübadele bahsinin nasıl değerlendirildiğinin esaslarını vermeden mübadele değerlerini kapsamanın mümkün olmadığını düşündüm.
Türkiye’ye gelenler, Adalardan ve Yunan Anakarasından oldu. Adalardan gelenlerin büyük hacmi Girit’tir. Anakaradan gelenlerin ise büyük Hacmi Selanik ve sırasıyla Kavala, Drama, İskeçe, Gümülcine’dir Romanda da olayları, bu iki önemli mübadele zemininde kullandım. İzmir’de yola çıkarılan kafileyi Girit - Resmo sahillerinde değerlendirdim.. Trakya’dan gönderilenlerle Selanik’ten yol çıkarılanlarını da Batı Trakya topraklarındaki yaşam özellikleri olarak işledim.

EVRAK ÇALIŞMASI

Sizin araştırmalarınız ne kadar sürdü ve nasıl iz sürdünüz?
Bir yıldan fazla evrak üzerinde inceleme yaptım. Bu arada çok sayıda insandan hatıra dinledim. Hem deniz yoluyla gelenleri, hem karayoluyla gelenleri dinledim. İzlenim farklarını bir mübadele karakteristiğinde bütünleştirmeye çalıştım.

Aşkı bir komutan yaşayınca nasıl bir renge bürünüyor?
Romanda Mustafa Kemal’in aşkı tek örnek değildir. Mübadillerin kendi bölgelerinde, şehirlerinde, köylerinde yaşayanlar, aşklarının yerini ve tesirini önemserler. Ben de bu öneme saygı göstererek onların aşklarını yansıttım. Bu bakımında bu romanın en önemli niteliği aşklarının özgün ve cesur iradeleridir Böyle aşkları yazmanın çok keyifli olduğunu mutlaka belirtmek istiyorum.
Şimdiye kadar yazdıklarınız içinde en çok hangisini sevdiniz ve neden yazdıklarım arasında en beğendiğim roman “Üç Aliler Divanı”dır.

Atatürk’e yapılan suikast etrafında dönemin siyasi maceralarını işledim. İttihatçılarla Cumhuriyetçilerin kapışmasını ve bir birlerini tasfiye hareketini işleyen belki de tek romandır. Bunun bir dizi disiplini içinde sunulması önemli bir hizmet olurdu.
Bugün bile bu romanın cumhuriyetin ilk yıllarındaki siyasi kapışmaların en iyi tahlili olduğuna inanıyorum.
Geçen yıl yayınladığım Serçe Kuşun Sonbaharı romanımda Şeyh Bedrettin olayı işlemiştim. Bu romanla ilgili olarak çok kapsamlı dönüşler aldım. Sanırım Bedrettin’i en derin içeriklerde ve en tesirli ilişkilerde işleyen roman budur. Yorgun Mayıs Kısrakları romanımda, üç önemli erkeğin ve üç güzel kadının aşklarını aynı siyasi akış örgüsünde işledim. Yahya Kemal ile Celile Hanımın aşkını, Nazım Hikmet’le Piraye Hanımın aşkını ve Adnan Menderes ile Ayhan Aydan’ın aşkını yazdım. Bu romanı da filme almak veya dizi şeklinde işlemek isteyen bir yapımcı var onlarla görüşüyorum.

Yılmaz Karakoyunlu şimdi neyi yazıyor?
Şimdi roman aralarındaki zamanlarımda yazdığım 12 öyküyü yayına hazırlıyorum. Hepsi de kadınların öyküsü... Hayata nasıl egemen olduklarını anlatan hikâyeler. Aralarında çok genç kadınlar, çok yaşlı kadınlar var. Sonuçta her şey kadınların egemen olduğu dünyalarda yaşanmış öyküler...

Mor Kaftanlı Selanik Bir Mübadele  RomanıMor Kaftanlı Selanik Bir Mübadele Romanı

Yılmaz Karakoyunlu

Detay için tıklayın

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam