VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
13 Aralık 2013 Cuma | Anasayfa > Haberler > Mütareke yıllarından 12 Eylül’e rock müzik
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Mütareke yıllarından 12 Eylül’e rock müzik

Neredeyse 30 yıldır Rock’ın ritmini tutan Güven Erkin Erkal, verdiği seminerlerde özel arşivinde yer alan görüntüleri, fotoğrafları ve şarkıları paylaşıyordu. Meraklıların isteği üzerine bu arşiv çalışması, “Türkiye Rock Tarihi” serisine dönüştü. İlk kitap 1920’lerden 80’lere uzanıyor.

ERSİN ŞENEL

Arşivcilik zor zanaat, siz de bu işi uzun yıllardır yapıyorsunuz. Bu tutku nasıl oluştu?
80’li yılların başında konser afişlerini duvarlardan söküp biriktirmeye başladım. Sonra konserlerine gittiğim grupların demo kayıtlarını ve basında çıkan haberlerini de. Bu bir alışkanlığa dönüştü. 90’larda özel radyo ve televizyonların yayına başlamasıyla programlar hazırlamaya başladım. O sırada iyi bir arşivin çok önemli olduğunu anlayıp daha ciddi bir biçimde devam ettim.

Üniversiteleri dolaşarak Rock tarihimize dair seminerler verdiniz. Bu seminerlere ilgi nasıldı?
Özellikle Anadolu bölgesindeki üniversitelere gittikçe ilgi artıyor. Büyük şehirler biraz daha bu tip etkinliklere doymuş durumda. Sonuç olarak her yıl 10 okul olmak üzere 5 yıldır bu gezileri yapıyorum. Beklentiler daha çok görsellerle desteklenmesi yolunda.



Peki ya, kitabın öyküsü nasıl gelişti? Araştırmanızda en çok vaktinizi alan konu ne oldu?
Kitabın iki zor bölümü vardı. İlk bölüm olan “Zenci Velvelesi”, yani 1920’lerden 1950’lere kadar olan bölüm kaynak azlığı nedeniyle hayli zorladı. Buna rağmen benzer konulara değinen kitaplar ardından, bilinenlere yeni bir şeyler daha eklediğimi söyleyebilirim. İkinci zor bölüm 60 ve 70’erde çıkan plaklar rehberiydi. Böyle bir rehber, kapaklarıyla birlikte daha önce hazırlanmamıştı. Çok zor bir süreçti ama diğer arşivci dostların da yardımıyla oldu.

YARIŞMALAR DÖNÜM NOKTASI
“Anadolu Pop-Rock” öğesi önemli bir kültürel değişimi simgeliyor. 60’larda Sultanahmet’ten ve Adana-İncirlik hattından yayılan bir yenilik söz konusu. Dünyanın dört bir yanından gelip burada konaklayan gençler çok iz bıraktı. Bu tarihler bir milat mıdır?

Önemli ölçüde bir dönüşüme katkıları oldu. 1965’te Hürriyet Altın Mikrofon yarışmalarının başlaması, Ardından Milliyet’in Liseler Arası Müzik yarışmaları asıl milatlar bence. Bu gelişmeler yaşanırken o günkü gençlerimizin dünyanın dört bir yanından gelen yaşıtlarıyla buluşması ve kültür alışverişine girebilmeleri büyük bir rastlantı olmuş.




Bu noktada Emrah Göker’in cümleleriyle aktarayım: “İçerik, kendini biçimde dışa vurur. Bu yüzden yeni içerik olmadan, yeni biçim olmaz. Yeni içerik olmadan salt biçim; zamana tutunamaz, dönüştürücü etkisini kaybeder, yalnızca asılı kalır.” Bugün Saykodelik, Punk vs. olmak ne derece mümkün sizce?
Ben kendi adıma tarzımı değil ama tavrımı bu yönde korumaya özen gösteriyorum mesela.
Birilerinin Punk vs. olması ne kadar mümkün bilemem. Ancak öyle olup olmadıkları hakkında fikir yürütmenin imkânsız olduğunu söyleyebilirim. İçeriğini biçimde göstermeyip kendisini kamufle edebilen birçok insan tanıdım. Bunun tersi de olabilir. Şekilden ibaret gezen birçok kişinin de tepeden tırnağa sadece bir makyaj içinde gezdiğini de görebilirsiniz. Bugün punk vs. olmak mümkün mü? Neden olmasın? Ancak bunu ölçebilecek bir punkmetre yok!

Bir röportajınızda “90’ları layığıyla yaşayanların Rock müzik algısı hep farklı oldu, sanırım şanslıydık.” demişsiniz. Siz o yıllarla bugünleri karşılaştırdığınızda neler öne çıkıyor?
Bedel ödemek en önemlisiydi. Söylediğim sadece maddi açıdan değildi tabii. Stat konserlerine girebilmek için bir gece önceden kuyruğa girip sabahlamayı ve kuyrukta tanışan insanların kurduğu sosyalliği tarif edemem. Orjinal bir albüme sahip olmak için sadece para yetmiyordu. Zaman harcamak, aracıları takip etmek gibi bedeller gerekiyordu. Tüm bunlar, pikaba koyduğumuz bir plağın ya da sahne önünde yerimizi aldığımız bir grubun tadını sonuna kadar çıkartmamızı sağladı.

12 Eylül’ün bu müziğe vurduğu bir darbeden söz edebilir miyiz?
Darbe bu. Tepeye hiçbir şeyi ayırmaksızın inmişti. Müzik de bundan payını almıştı. Ailelerimiz “Aman Cem Karaca, Ruhi Su, Melike Demirağ plaklarını yok edelim polis görmesin” demiş, kapakları onlara benzeyen neyimiz varsa sobaya tıkıştırmıştı.

Rock’ın hem muhalif hem de muhafazakâr bir tavrı olabiliyor. Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz?
Gelişmelere kapalı bir tavır.Ama kimseyi değiştiremezsiniz. İnsanları olduğu gibi sevmemiz gerek.

Sizce Rock tarihimizin en önemli 5 olayı hangileridir?
O kadar çok ki. Ama bu soruyla her karşılaştığımda farklı cevaplar verip çoğunu anmış oluyorum. 1960’larda: Hürriyet Altın Mikrofon yarışmalarının başlaması; 1970’lerde: Anadolu Pop’un bitişi; 1980’lerde: Plakların yerini, kaset formatına bırakması; 1990’larda: Stat konserlerinin başlaması; 2000’lerde: Müziğin dijital paylaşımı.

Paylaş