VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Ağustos 2013 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Mutluluğu bulan tek Brontë
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Mutluluğu bulan tek Brontë

Başarılı senaryo yazarı Syrie James'in Charlotte Brontë günlük tutuyor olsaydı yaşadıklarını böyle anlatırdı diyerek kaleme aldığı Charlotte Brontë'nin Gizli Günlükleri, ünlü yazarın aşk hayatı ekseninde tüm yaşam hikâyesini, Jane Austen'in Aşk ve Gururu tadında bir anlatımla okurla buluşturuyor.


Mine Akverdi Denktaş

Birkaç yıl önce filmleri, kitapları, hatta bilgisayar oyunlarıyla tüm dünyayı etkisi altına alan Jane Austen çılgınlığı sonunda durulmuş gibi görünüyor. Şimdiyse onun yerini alacak yeni bir fenomen filizlenmekte: Brontë kardeşler çılgınlığı!
Tıpkı Jane Austen gibi, edebiyat tarihinin en ünlü ve en sevilen kadın yazarları arasında yer alan 19. yüzyıl İngiliz romancıları Charlotte Brontë, Emily Brontë, Anne Brontë kardeşler 170 yıldır hâlâ tutkuyla okunuyor. Haliyle, "Uğultulu Tepeler", "Jane Eyre", "Agnes Grey" gibi unutulmaz edebiyat klasiklerine imzasını atmış üç kızkardeş aradan ne kadar zaman geçerse geçsin bugün hâlâ altın madeni özelliğini koruyor. Nitekim son günlerde de bu maden yeniden kazılmakta.



İki yıl önce BBC televizyonunun çektiği dört bölümlük diziyle tekrar büyük bir popülerlik yakalayan Charlotte Brontë romanı "Jane Eyre” geçen yıl da sinemaya transfer oldu; Mia Wasikovska ve Michael Fassbender'in rol aldığı büyük bütçeli yapım sinema izleyicisinin ve romanı okumamış yeni neslin gönlünü anında fethetmeyi başardı. Öte yandan Emily Brontë'nin kalp dağlayan romanı "Uğultulu Tepeler" de geçen yıl aynı zamanlarda Andrea Arnold'un yönetmenliğinde çekilen yeni bir filmle 27. kez beyazperdeye aktarıldı. Son dönemde internette art arda açılan Brontë kız kardeşlere adanmış binlerce hayran sitesi de bu çılgınlığın popüler kültür aleminde ne kadar yayıldığına dikkat çekiyor. Emily Brontë'nin hayatını konu alan "Emily's Journal", Charlotte Brontë'nin maceralarını konu eden "The Secret Adventures of Charlotte Brontë" gibi Brontë kardeşler üzerine ya da onladan ilhamla yazılan yeni kitaplar da bu fenomenin kanıtı olarak raflarda yerini alıyor.

GERÇEK VE KURGU BİR ARADA

Everest Yayınları'nca Türkçeleştirilen Syrie James imzalı "Charlotte Brontë'nin Gizli Günlükleri" de işte bu kitaplardan biri. 2008'de yaşanan fenomeni fırsat bilip yazdığı "Jane Austen’ın Kayıp Anıları" kitabıyla çok satanlar listesine giren senaryo yazarı Syrie James, şimdi de ikinci kitabı "Charlotte Brontë'nin Gizli Günlükleri"nde de Brontë kardeşlerin dünyasını mercek altına alıyor.



Öncelikle bu kitabın, adında belirtildiği gibi bir günlük olmadığını hemen söyleyelim, zira Charlotte Brontë ardında bir günlük bırakmamıştı. Kitap, ünlü yazarın ve ailesinin hayatını onun ağızından anlatır şekilde kurgulanmış bir roman. Ancak Syrie James romanının tamamen gerçeklere dayandığını vurguluyor. Kitabın önsözünde "Okumak üzere olduğunuz hikâye gerçektir" diyen James ekliyor: "Charlotte’un hayat öyküsü o kadar ilginçtir ki, hikâyeyi, sadece dramatik çelişkiyi güçlendirmek veya tarihteki boşlukları doldurmak için gerekli gördüğüm yerlerde varsayımlarda bulunarak ve netleştirme amaçlı bazı yorumlar ve dipnotlar ekleyerek, neredeyse tamamen gerçeğe dayandırarak örebildim."
Romanı için çok ciddi bir araştırma yapmış James. Yayınlanmış biyografi kitaplarıyla sınırlı kalmamış, aile fertleri tarafından yazılmış özgün mektuplar, taslaklar ve diğer belgelerden de yararlanmış. Brontë ailesinin yaşadığı kasaba olan Haworth’ı, burada bulunan ve günümüzün en ünlü edebiyat müzelerinden biri haine gelmiş Brontë'lerin Papaz Evi Müzesi’ni köşe bucak gezmiş. Yaşadıkları ortamı gözlemlerken Charlotte’un gelinliği, duvağı, yüzüğü, geceliği, balayı elbisesi de dahil birçok kişisel eşyasını da incelemiş. Sonuç olarak Charlotte'ın, babası, kız kardeşleri Emily ile Anne ve erkek kardeşi Branwell, evdeki çalışanları ve de köpekleriyle birlikte sürdürdüğü dış dünyaya kapalı ev hayatı, gittiği okul, edindiği arkadaşları, eğitim için gittiği Belçika'da hocası Constantin Heger'e tutulunca yaşadığı ilk umutsuz aşkı, kızkardeşleriyle birlikte giriştikleri yazarlık macerası, ailedeki hastalıklar, trajik ölümler ve 39 yaşındayken evlenip son bir yılını birlikte mutluluk içinde geçirdiği kocası Papaz Arthur Bell Nicholas ile ilişkisi... Hepsi tüm ince detaylarıyla kitapta yerini alıyor.

KES-YAPIŞTIR BİR AŞK ROMANI

James gerçeklerle ördüğü bu ince örgüdeki boşlukları doldurmak için romana dahil ettiği hayali kişiler, olaylar ve uydurulmuş diyaloglar kullandığını söylese de bunları romanına katarken Brontë kızkardeşlerin romanlarından ilham aldığını da ekliyor. Nitekim dikbaşlı ve sıra dışı kızkardeş Emily Brontë'nin, tıpkı Charlotte'un aynı özelliklere sahip roman kahramanı Jane Eyre gibi isyankar bir şekilde "bir Türk gibi" bağdaş kurup oturması, Charlotte'un sırılsıklam âşık olduğu ama evli olduğu için birlikte olamadığı hocası Heger'e yaptığı ayrılık konuşmasında Jane'in Rochester'a söylediği sözlerin bire bir aynısını söylemesi gibi ayrıntılar bunu açıkça gösteriyor. Tıpkı yarattığı kahraman Jane Eyre gibi güzel, zengin ya da ayrıcalıklı olmayan, sade ve gösterişsiz ama tutkulu, kararlı, akıllı Charlotte'un iç dünyasındaki gelgitleri anlatırken de Syrie James sırtını Jane Eyre'a dayıyor. Aşırı ahlakçı ve baskıcı, erkek egemen Victoria döneminin katı kural ve geleneklerine meydan okuyan ve bağımsız bir şekilde kendi ayakları üzerinde durmanın mücadelesi veren Brontë kızkardeşlerin duygu ve düşüncelerini dile getirdiği ateşli diyaloglarda da Jane Eyre'den duyduğumuz feminist söylemler bire bir karşımıza çıkıyor. Ancak romanın bel kemiğini oluşturan Charlotte ile Arthur Bell Nicholls arasındaki aşk hikâyesinde yazar Syrie James'in eli eski alışkanlıklara gitmiş gibi görünüyor. Zira kitapta yanlış anlaşılmalar, önyargılar, çekingenlikler, alınganlıklar yüzünden uzun yıllar itiraf edilemeyen, bu haliyle zaman zaman bir romantik komedi filmi gibi yaşanan Charlotte - Arthur aşkı, Brontë kızkardeşlerin tutkulu, kasvetli, trajik ve güçlü anlatımından ziyade Jane Austen'in "Aşk ve Gurur"u tarzında bir anlatımla bize sunuluyor.
Genel olarak bakıldığında "Charlotte Brontë'nin Gizli Günlükleri"nin gerçek olaylar, romanlar ve Syrie James'in hayal gücünün birleşiminden oluşan, özgün bir ruhu olmayan, kopyala-yapıştır tarzı bir çalışma olduğunu görüyoruz. Ancak James'in uyguladığı bu karma formülün ortaya bir Charlotte Brontë biyografisinden çok daha duygusal, akıcı, dahası hayli sürükleyici bir Charlotte Brontë hikâyesi koyduğu şüphe götürmez.

*-*-**-*- KUTU *-*-**-

YAZMAYARAK HAYATA TUTUNDULAR

Edebiyat tarihine Brontë Kardeşler olarak geçen Charlotte (18161855), Emily (18181848) ve Anne (18201849) kısa yaşamlarına ve Victoria döneminin erkek egemen tutucu dünyasına rağmen devrim niteliği taşıyan edebiyat klasiklerini dünyaya armağan etmeyi başarmış kadınlar. Anneleri altıncı çocuğu Anne'ın doğumundan kısa bir süre sonra kanserden öldü. Karısından sonra iki büyük kızını da kaybeden Patrick Brontë'nin çalışma odasına kapanıp melankolik bir hayat sürmesi üç kızı ve tek oğlu Branwell'i de kendi hayal dünyalarında yaşamaya itti. Anne, açık yürekli ve nazlı; Charlotte sakin görünüşüne karşın çok duygulu; en yeteneklileri sayılan Emily ise son derece tutkulu ama suskun ve içine kapanıktı. Kardeşler dış dünyadan uzak yaşadıkları evde kendi hayali dünyalarda geçen gerçekdışı öyküler yazarak hayata tutundu. Bu kurmaca dünyaya kendini gereğinden çok kaptıran Branwell, yeteneğine karşın gerçek yaşamda başarı göstereyip alkolik oldu. Charlotte ve Emily İngiltere'nin Lancashire kentinde, yatılı bir okula yazıldılar. Ama korkunç cezaların uygulandığı bu aşırı katı okulda hiç mutlu olamayıp evde eğitim gördüler ve kendi kendilerini entelektüel anlamda fazlasıyla geliştirdiler. Üç kız kardeş yoksulluk yüzünden dönemin toplumsal yargılarına ters düşen bir karar alarak, geçimlerini sağlamak amacıyla çocuk bakıcılığı yaptılar.
Charlotte ve Emily Fransızca'larını ilerletmek ve Almanca öğrenmek için Brüksel'de Constantin Heger ile karısının işlettiği bir okula gittiklerinde Charlotte'ın hocası Bay Heger'e âşık olması ve aşk acısıyla tanışması onun için dönüm noktası oldu. 1845'te kadın oldukları anlaşılmasın ve ciddiye alınabilsinler diye Currer, Ellis ve Acton Bell takma adlarıyla ortak bir şiir kitabı yayımladılar. Ardından 1847'de her biri ayrı birer roman yazıp yayınlattı. Charlotte'un yazdığı zengin bir ailenin yanına mürebbiye olarak giden ve evin beyi Bay Rochester'a âşık olan öksüz, fakir ve sıradan ama güçlü ve akıllı kız Jane'in hikâyesini anlatan "Jane Eyre" ve Emily'nin karanlık, tutkulu ve imkansız bir aşkı anlattığı tek romanı "Uğultulu Tepeler" onların adını ölümsüzleştiren eserler oldu. 1848'de Bramvell'in verem olup ölmesinin ardından aile art arda trajediler yaşadı. Cenaze töreninde üşüterek hastalanan Emily de kardeşinden iki ay sonra 30 yaşında öldü. Bir yıl sonrasında ise Anne vereme kurban gitti, 29 yaşında öldü. Yapayalnız kalan Charlotte "Shirley", "Villette" ve "Profesor" adlı üç roman daha yazdı. 39 yaşında ise onu büyük bir aşkla seven babasının yardımcısı rahip Arthur Bell Nicholls ile evlenip mutluluğu yakaladıysa da bu günler çok kısa sürdü. Hamileliği sırasında hastalanan Charlotte bir yıl sonra Mart 1855'te öldü.

2011 tarihli "Jane Eyre" filminde unutulmaz kahramanlar Jane ve Rochester'ı Mia Wasikovska ve
Michael Fassbender canlandırdı.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163