VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
10 Ekim 2011 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Müzeyyen ve Nezahat’in sürpriz evliliği
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Müzeyyen ve Nezahat’in sürpriz evliliği

İlhami Algör’ün “Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku”su ve “Albayım Beni Nezahat’le Evlendir”ini kitapçılarda arasam da bulamadım. Sonra anladım, “Müzeyyen ile Nezahat” bu iki kitabın bir arada basılmış hâli... İsimleri bile insana “Bu kitabı okumalıyım” duygusunu veren “Müzeyyen ile Nezahat” parlayan ve raflarda yıllardır duran hakettiği KÜLT tacını takamamış bir eser.

Şimdi yazarken fark ediyorum, daha önce televizyon işinde olduğumdan bahsetmedim size. Yeri gelmedi diye düşünüyorum. Neyse. Sırası geldi artık. Cannes’daydım iş icabı. Haber bu değil. Cannes’da Hotel Martinez’deydim. Hani Paulo Coelho’nun “Kazanan Yalnızdır”ındaki, çılgın İgor’un aşığı Ewa ve sevgilisini öldürmek üzere, “koridorlarından son kez geçtiğinden” emin olarak kaldığı otel. Aslında hâlâ habere tam gelemedim. Tesadüflerin cazibesine kapılan biri olarak, o barda elimde kült bir Türk romanıyla oturuyor olmamda bir mana aradım. Hotel Martinez’in barında elinde “Müzeyyen ile Nezahat”i okumak dışardan bakınca garip, benden yana bakınca manalıydı.
KİTABIN ESAS ÖZELLİĞİ KULLANDIĞI DİL
Madem, sizle konuşur gibi yazmaya başladım öyle devam edeyim, müsaadenizle bir flashback yapmak istiyorum: Buket (Aşçı), yerinde bir öneride bulunur, bu ay ne yazmam gerektiği konusunda. İlhami Algör’ün “Müzeyyen ile Nezahat”i... Aklıma ilk olarak, “Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku” gelir. Bir flashback daha yapınca, yakın arkadaşım Murat Doğan’ın bana sürekli bu kitaptan bahsettiğini hatırlarım. Murat o kadar söyler ki, evinde kaldığım bir gün okumaya başlarım. Neden bilinmez topu topu altmış sayfalık kitabı bitiremem. Böylece İlhami Algör’le on beş yıllık bir gecikmeyle tanışmam Buket’in hatırlatmasıyla olur. İşin kötüsü madem İlhami Algör’ün kitabını okuyacağım bari diğer kitaplarını da edineyim diye çıktığım kitapçı turlarından elim boş dönerim.
Algör’ün “Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku”su ve “Albayım Beni Nezahat’la Evlendir” piyasada yoktu. İşin sırrını İletişim’den çıkan “Müzeyyen ile Nezahat”te buldum. İki kitap bir arada basılmıştı ve ortak bir isim bulunmuştu. Hikâyenin ve kahramanların birbirine sıkı sıkıya bağlı olması, iki kitabın tek bir başlıkta buluşmasındaki tuhaflığı ortadan kaldırıyor. Müzeyyen’in derin tutkulu aşkı, roman yazmaya hevesli bir devlet memurudur. Suriçi’nde sevgilisi Müzeyyen ve onun “başkasından olma” kızıyla alengirli bir hayat sürer. Müzeyyen’in giderek kendinden bir başkasına doğru aktığını görmekte, fakat yapacak bir şey bulamamaktadır. Ya Müzeyyen’i öldürecek ya da çekip gidecektir. Elli dört sayfada “Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku” son bulur. İkinci bölümde “Albayım Beni Nezahat ile Evlendir”de söz sırası birinci kitaptaki, “kahraman”a geçer...
Kahramanın El Kitabı’na sadık hayali bir kahraman: “Bir zamanlar bir hikâyede kahraman olduğumu, hikâyenin beni bir yana bırak, yazarına da bir hayır getirmediğini, ben de kendi başıma yürümek istediğimi, damdaki ustayı, Kahramanın Kitabını” anlatan biridir. Bu yüzden aslında varlığından bile emin olamadığı Nezahat’in peşinde umutsuzca koşar, tam bulacakken de kaybeder.
İlhami Algör’ün bir bedende buluşan iki kitabının esas özelliği kullandığı dil. Bu dil argoya yakın ama argo değil. Bıçkın diline yakın ama tam bıçkın da değil. Dili belirleyici kılan şey yaslandığı zemin. Algör’ün cümlelerini takip eden biri arabesk, halk müziği, sanat müziğinin bütün seslerini duyar. “Ablanı alacağım enişten olacağım”dan tutun “Bu Son Fasıldır Ey Ömrüm”e uzanan sesleri... Olaylar gerçeğe çok yakın ve bu o kadar hızlı ilerler. Argo, deyişler, dile yerleşmiş göndermeler, şarkı sözleri, Türk filmleri, ecnebi filmler bulmaca gibi kitabın her yerine sinmiş durumda. Kitapta taşların, kedilerin, kalbin ve ateşböceğinin dile gelmesi ise gerçekle gerçeküstünün karışması yüzünden okuru hiç şaşırtmıyor.
Sonuçta adları bile insanı bu kitabı okumalıyım duygusu veren “Müzeyyen ile Nezahat” parlayan ve raflarda yıllardır duran , belki de hakettiği KÜLT tacını takamamış bir eser.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam