VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Şubat 2017 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Naşit Özcan’ın hayat hikâyesi sahnede
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Naşit Özcan’ın hayat hikâyesi sahnede

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Gökhan Erarslan’ın yazdığı Ali Yaylı’nın yönettiği “Komik-i Şehir Naşit Bey” adlı oyunu seyirciyle buluşturuyor.





Türk tiyatrosunun usta isimlerinden Naşit Özcan’ın hayatını konu alan “Komik-i Şehir Naşit Bey” oyununun prömiyeri, geçtiğimiz hafta İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nca gerçekleştirildi. Oyun, 19. yüzyıl sonundan 20. yüzyıl ortalarına Türk tiyatro tarihini, özellikle de Tuluat Tiyatrosu’nun sıkıntılı dönemlerini, Naşit Özcan ve Tiyatrosu’nun yaşadıkları üzerinden aktarıyor. 20. yüzyılda sinemanın giderek güçlenmesi ve yayılması, Şehir Tiyatroları’nın İstanbul tiyatro yaşamındaki yeri, yaklaşan 2. Dünya Savaşı’nın ülkeye ve sanata yansıyan zorlukları, Tuluat Tiyatrosu’nun yeni yol ayrımlarına girişi ve ailesiyle ilişkisi oyunun konusuyla kurgusunda kendine yer buluyor.

Dramaturgisini Hilmi Zafer Şahin’in, sahne tasarımını Mehmet Emin Kaplan’ın, kostüm tasarımını Zuhal Soy’un, koreografisini Özge Midilli’nin ve fotoğrafçılığını Nesrin Kadıoğlu’nun üstlendiği oyunda; Ada Alize Ertem, Bora Seçkin, Can Tarakçı, Emrah Can Yaylı, Erkan Akkoyunlu, Fahri Kıncır, Göksel Arslan, Kutay Kırşehirlioğlu, Mehmet Avdan, Metin Çoban, Naşit Özcan, Özgür Dağ, Rahmi Elhan, Semah Tuğsel, Sinan Bengier ve Tuğçe Açıkgöz rol alıyor.

Abdülhamit’i güldüren adam
Ali Yaylı yönetmenliğini üstlendiği “Komik-i Şehir Naşit Bey” için şunları söylüyor: “Bu oyunu sahneye taşırken daha önceleri bölük pürçük olan bilgilerimin beni yanıltabileceğini düşünerek derinlemesine bir araştırmaya girdim. Girdim ama gördüm ki tiyatro tarihi yazarlarının en önemlileri bile ya Naşit’i görmezden gelmiş ya da (mecburiyetten belki) çok az hatta satır aralarında yazmışlar… Öyle ki bir ara ‘gerçekten böyle biri yaşadı mı acaba?’ diye tereddütte düştüm. Hakkında yazılmış bir iki kitap ve röportajları ile çok sayıda satır arası bilgilerin dışında elle tutulur bir veri yoktu. Sonuçta Naşit’i görmezden gelenlerin haklı (!) olduğunu anladım. Osmanlı miralayının oğlu, amcası saray hekimi, kendisi Mızıka-ı Hümâyun’da eğitim görmüş, hatta Abdülhamit’i güldürmeyi başarmış bir adam. Sonra ne olduysa oluyor bu imkânları reddedip ‘halk sanatkârı’ olmayı seçiyor. Kendi deyimiyle ‘kravatlı beylerin cici hanımların değil’ halkın sanatçısı oluyor; tuluatta karar kılıyor. Devrin önemli tiyatro adamlarının tüm çabasına karşın; ortaoyunu ve tuluatın özünden yola çıkarak çağı karşılayacak bir komedya yaratma isteği ve çabasında karar kılıyor. Bunu net olarak hem Osmanlı’nın, hem Cumhuriyetin sanat dünyasına anlatıyor. İşte ondan sonrası ilginç… Hızla düşüş başlıyor. Önce tiyatrodan oluyor, (piyango satıcılığı dahil) çok çabalıyor, mücadele ediyor… Her şeye rağmen dimdik ve gururla durmaya çalışan Naşit, önce akıl sağlığını sonra da beden sağlığını yitiriyor ve kan kusa kusa ölüyor. Devrinin tartışmasız en görkemli iki-üç oyuncusundan biri olan Komik-i Şehir Naşit Bey resmen Kayıp-ı Şehir Naşit Bey’dir benim için bundan böyle”.

Oyun, 22-25 Şubat tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde tiyatroseverlerle buluşacak.

Paylaş

Öyleyse ‘Yaşasın edebiyat!’ Geçen ay Grand Pera Emek Sineması’nda çok önemli bir edebiyat davetine katıldım. Davet önemliydi çünkü,Türk edebiyatının “yaşayan” 50 şairinin/yazarının, kendini, edebiyatını ve hayata bakışını anlattığı “Yüz Yüze Konuşmalar, Yaşayan Edebiyat” projesi tanıtıldı.

Devam