VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Ağustos 2017 Salı | Anasayfa > Haberler > O, Jack Engle
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

O, Jack Engle

Muhteşem ozan Walt Whitman’ın otobiyografi niteliğindeki romanı “Ben, Jack Engle”, Amerikan yaşam tarzının ilk tohumlarının atıldığı zamanlarda geçen küçük çaplı, macerayı göz ardı etmeyen bir çalışma.

ÖZEN YULA



Walt Whitman, yalnız Amerika’nın en büyük şairi değil aynı zamanda tüm zamanların en ilham veren ozanlarından biridir. 1819’da, hayranı olduğu New York’ta doğmuş, 1892’de New Jersey’de ölmüş bu büyük Amerikan ozanı, deneme yazarı ve gazetecisi. Daha çok, Türkçeye çevrilen şiirleri ile tanınıyor elbette.

Whitman öncelikle kendisini ustalık mertebesine eriştirecek “Çimen Yaprakları” üzerinde çalışırken öte yandan da otobiyografik denebilecek bir roman üzerinde çalışmaktaymış. “Jack Engle’ın Yaşamı ve Serüvenleri” adını taşıyan bu otobiyografik roman zaman içinde kaybolup gitmiş. Derken 2016 yılında genç bir akademisyen Kongre Kütüphanesi’nde bu romanın tek nüshasını bulmuş.

Elimizdeki roman, genç bir adamın yaşam öyküsünü anlatması üzerine kurulu. Birinci tekil şahıs ağzından anlatılan anılar silsilesi. İlim irfan öğrenmesi için hâmisi Ephraim Foster tarafından Avukat Covert’ın yanına götürülen toy Jack Engle’ın, ortamı ve çevredeki insanları bize tanıtmasıyla başlıyor roman. Avukatın Wigglesworth adındaki sağ kolu olan ihtiyar adamcağız, sınırsız azmiyle neşeli ve güvenilir Nathaniel ve onun oyunbaz köpeği, o sıkıcı büroda Jack’in en büyük destekçileri olacaktır. Kahramanımız bu avukatlık mesleği konusunda pek de istekli değildir; ama bunu babası gibi gördüğü, vaktiyle yanına sığındığı Bay Foster’a söyleyemez.

Hayalden gerçeğe
Okura kendi geçmişinden söz etmeye başlayan Jack Engle bu konuda samimi bir biçimde, sokaklarda geçen çocukluğunu, anne-babasını bilmeden büyürken bir gün Ephraim Foster’la eşi Violet’ın yanına nasıl sığındığını anlatır. Çocuklarını kaybetmiş bu çift ona kol kanat gerip iyi bir eğitim aldırmaya çalışır. Jack onlara asla asi davranmaz, ama ruhen asi geçmişini yaşadığı sokaklarda gezinir hâlâ. Daha sonra kötü bir şekilde kaybettiği eski arkadaşı Billjiggs’le vaktiyle başlarından geçen bir olayı anlatır. Kavgaya tutuşan Billjiggs kafasına parke taşını yiyince ona yardımcı olup pansuman yapan Quaker bir hanımla yanındaki küçük kız, Jack’in hayatında hep bir hayal figürü olarak dururlar.
Derken günün birinde o kız, genç ve güzel bir kadın olarak karşısına çıkar ve kalbini çalar. Üstelik güçlü ve etkileyici Martha, avukat Covert’ın evinde ve onun vesayeti altında yaşamaktadır. Covert ise kıza kalan mirası zarara uğratıp bütün mal varlığını kendi hâkimiyeti altına almaya çalışmaktadır. Artık yapılacak tek şey Martha’yı, alçak Covert’ın elinden kurtarıp adamın kötülüklerine engel olmaktır. Jack bunu gerçekleştirmek için akıllıca bir plan yapar ve romanda tanıdığımız neredeyse herkesi bu plana dahil eder. Olay da giderek heyecanlı bir hâl alır.

Martha’nın babasıyla Jack’in babası da eski arkadaşlar olarak onların ilişki tarihinde cinayetle noktalanan bir sayfaya tekabül ederler. Bunların hepsini ihtiyar Wigglesworth ve Martha’nın babasının yazdığı anılar sayesinde öğreniriz.

Mutaassıp temel
Küçük çaplı, macerayı göz ardı etmeyen bir roman “Ben, Jack Engle”. Amerikan yaşam tarzının ilk tohumlarının atıldığı zamanlarda ve ABD olmaya giden yolda en çok da dinsel kurumların, mezheplerin nasıl büyük bir önem arz ettiğini görüyoruz satır aralarında. New York ve çevresinde farklı dinsel anlayışlar, Hıristiyan mezhepleri güçlerini kurmakta ve sınamaktadırlar. Geceleri New York sokaklarında gezen bekçilerin varlığını, hatta durup istedikleri gibi insanları kontrol edebilme yetkisine sahip olduklarını öğreniyoruz romandan. Kahramanımız, mezarlıkta gezindiği bölümde ise Amerikan milli şuurunun ve gururunun temel yapı taşı olan insanları adlarıyla ve kahramanlıklarıyla hatırlıyor.
“Ben, Jack Engle”, aslında ABD’nin temelinde mutaassıp bir yapının söz konusu olduğunu gösteren bir roman. Romanın yapısı bilinçli bir biçimde olmasa da, Püriten, iffetli yapıya duyulan özlem, idealizmin vandallara karşı durması gibi alt metinlerle desteklenmiş.
Aytek Sever tarafından yapılan çeviri genelde iyi ve ustalıklı. Ancak “Violet’in” gibi İngilizce okunuşuna aykırı yanlış ekler, bazı yanlış kelime kullanımları var. “Kişi” yerine bazı yerlerde “kimse”nin tercih edilmesi ise çift anlam doğurmuş cümlede.

Lakin… Charles Dickens gibi büyük bir ustanın izini süren, onun etkisini yer yer belli eden bu yapıtta ne yazık ki üstadınki gibi etli bir anlatım, derinlemesine tasvirler, insan tabiatı üzerine yetkin saptamalarla karşı karşıya değiliz. Dickens’ın usta işi anlatıları yanında pek kenar köşede yiten bir hayal anlatısı ile karşılaşıyoruz. Bazı kahramanların -Jack’in çok önem atfetmesine ve olaylara karıştırmasına rağmen- orada ne işi olduğunu anlamak zor. Sanki hatırını kırmamak için anlatılmış bir genç adam var örneğin. Aniden Amerikan tarihindeki kahramanlara saygı duruşu niteliğindeki “Mezarlık” bölümünün araya girmesini anlamak da bugünden bakılan “anlatı geleneği” açısından doğru bir seçim gibi durmuyor. Durumlar böyle seyredince de heyecan verici bir romanla karşı karşıya olduğumuzu söylemek mümkün olmuyor.

Walt Whitman, hep muhteşem bir ozan olarak kalacak; bu roman da onun hayatında hoş bir deneme olarak tarihe kaydını düşürecek.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163