VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Haziran 2017 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Öğle yemeğini nerede yiyelim?
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Öğle yemeğini nerede yiyelim?

1979 yılında yazılan ve 38 yıldır gündemden düşmeyerek televizyon, tiyatro, sinema ve hatta bilgisayar oyununa uyarlanan Douglas Adams’ın beş kitaplık kült bilimkurgu serisi “Otostopçunun Galaksi Rehberi”, Alfa Yayınları etiketiyle yeniden Türkçede.

OYLUM YILMAZ




Gerçek hayal gücü ile ilgili bir meseledir! Öylesine ilgilidir ki, gerçeğe baktığımızda insanın hayalinden daha ötede duran başka hiçbir şey göremeyiz. Dünün hayali bugüne, bugünün gerçeği ise hızla yarına dönüşürken yanımızda gülümseyerek duran biri belirir. Gerçeğe dair kafamızı karıştıran ne varsa cevap vermeye meyilli görünen birisidir o. Ama vereceği cevapları almak için bizi galaksinin derinliklerine, çöl gezegenlerinden uzay gemilerine, paralel evrenlerden hiperuzay geçişlerine sürükleyecektir. Evet, elbette ki bilimkurgudan söz ediyorum! Bilimkurgunun, onu fantastikten ve diğer akraba türlerden ayıran çok keskin bir özelliği vardır: Bilimin güncel verilerinin akla yatkın bir biçimde geleceğe yansıtılması temeline oturması. Bu özellik birkaç şeye birden işaret eder. Öncelikle bu edebiyat türü bir gelecek tasarımıdır. Olumlu ya da olumsuz muhtemel geleceği anlatır bize. Kısacası ne kadar spekülatif olursa olsun, imkânsızı değil imkân dahilinde olanı temsil eder. Zamanla ve mekânla oynar, başka dünyalara gitme eğilimindedir belki ama ‘Bugün olmayan, yarın olmayacak anlamına gelmez’, der. Kısacası bir tür modern zaman kâhinidir bilimkurgu yazarı. En çekici, en tehlikeli yanı da gücünü bilimden almasıdır!


Radyodan romana
İşte yukarıda sözünü ettiğim türün bütün özelliklerini içinde taşıyan, yazarını tartışmasız bir kâhin olarak kabul edebileceğimiz bir serinin sayfalarını çeviriyorum şimdi: “Otostopçunun Galaksi Rehberi”. Tüm kitapları yeniden Türkçeye çevrilip basılan serinin yazarı, yani kâhinimiz Douglas Adams… 1970’li yıllarda bir radyo oyunu olarak başlayan ve bugün kült bilimkurgu serileri arasına giren “Otostopçunun Galaksi Rehberi”, sıradan bir insanın başına gelen sıradan bir felaketle başlar: Arthur Dent’in o gün belediye kararıyla evi yıkılacaktır. Evinin yeni açılacak bir yol üzerinde durduğunu yıkılacağı gün öğrenen Arthur, sıradan ve sıkıcı bir mücadeleye girişir hemen: Kavga çıkarmak, kepçenin önüne yatmak gibi. Ancak onun sıradan ve sıkıcı mücadelesinin gülünçlüğü çok kısa bir süre içinde ortaya çıkacaktır. Tam olarak söylemek gerekirse: Yaklaşık on iki dakika kadar! Çünkü yeni bir uzay otobanının üzerinde duran küçük ve önemsiz dünya gezegeni on iki dakika sonra patlatılarak yol üzerinden kaldırılacaktır! Bunu Arthur bilmez, doğrusunu söylemek gerekirse dünyada hiç kimse bilmez. Tek bir kişi dışında: Ford Prefect.
Ford, büyük bir tesadüfler zincirinin neticesinde otostopla dünyaya gelmiş ve yeni bir uzay aracı denk getiremediği için on beş yıldır burada mecburen kalmış bir uzay gezginidir. Ve yine ne tesadüftür ki Arthur’un da arkadaşıdır. Ancak şimdi galaksiden silinmekte olan bu gezegeni acil olarak terk etmeleri gerekmektedir. Arthur Dent’in uzaylı olduğunu bilmediği arkadaşı Ford Prefect’in olağanüstü çabasıyla kendilerini on iki dakika içinde dünyayı yok eden ‘Vogon’ların uzay gemisinde kaçak yolcular olarak bulacaklardır neyse ki. Ve böylece “Otostopçunun Galaksi Rehberi”ni hem okuma hem de deneyimleme fırsatı bulacaktır Arthur Dent. Tabii biz de onunla birlikte…

“Otostopçunun Galaksi Rehberi”, tüm galaksiye dair bilgiler içeren dev bir bilgi ağıdır. Aramak, öğrenmek istediğiniz her ne varsa, o kelimeyi yazarsınız ve bu dev elektronik kitap size neyin ne olduğunu söyler. Kulağa hiç de çekici ve parlak gelmediğini biliyorum, zaten hayatımızın büyük bir kısmını artık bu bilgi ağına bağlı geçiriyoruz. Ama 1970’li yıllarda bunu hayal etmek hem de çok yakın bir zamanda olacakları böylesine net bir şekilde hayal etmek, başta da dediğim gibi bilimkurgunun tür olarak hakkını vermekten de öte bir şeydir! Arthur Dent, rehberi okuya okuya, dostu Ford Prefect’le birlikte otostop yapa yapa galaksiyi dolaşır, bizi de peşine takar. Onun hem okuma hem de gezerek öğrenme sürecinde galakside bir şeyler yolunda gitmemeye başlayacaktır. Douglas Adams, tüm galaksinin derdinin bir ufacık yerküreden daha karmaşık olamayacağını göstermek ister gibidir…

Seri, o kadar sevilir ki, yıllar içinde radyo oyunu, roman, televizyon dizisi, tiyatro oyunu, bilgisayar oyunu, çizgi roman gibi pek çok tür ve biçimde anlatılır, oynanır, okunur. Bunda Adams’ın bilimkurgu türünün hakkını vermesinin ötesinde, eğlenceli ve eleştirel dilinin, insana ve dünyaya dair muhalif ama umutsuz olmayan bakış açısının da etkisi vardır.

“Otostopçunun Galaksi Rehberi”ni aydınlatıcı bir maddeyle bitirelim: “Belli başlı her galaktik uygarlığın tarihi üç ayrı ve fark edilebilir aşamadan geçme eğilimindedir. Bu aşamalar Hayatta Kalma, Sorgulama ve İncelikli Düşünmedir; bir başka deyişle Nasıl, Neden ve Nerede aşamaları olarak da bilinirler.

Örneğin ilk aşama Nasıl Yiyebiliriz? Sorusuyla, ikinci aşama Neden Yiyoruz? Sorusuyla, üçüncü aşama Öğle Yemeğini Nerede Yiyelim? Sorusuyla tanımlanmaktadır.”

Romanda kahramanlar büyük soruyu, yani hayatın anlamı nedir sorusunu Derin Düşünce isimli efsanevi bilgisayara yöneltmek için türlü zorlukların üstesinden gelirler. Bilgisayar, nihaî soruya sakince “42!” cevabını verdiğinde kahramanlar hayal kırıklığına uğrarlar. Ama Derin Düşünce’nin bu konudaki yorumu bilgecedir: “Dürüst olmak gerekirse, bence sorun sizin tam olarak ne sorduğunuzu hiçbir zaman bilmemiş olmanız.”

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Ağustos 2017 Yıl : 13
Sayı : 162