VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
08 Ekim 2009 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Okunması başlı başına proje olan bir roman
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Okunması başlı başına proje olan bir roman

Vladimir Makanin, “Underground” romanında çok ağır akan bir günlük hayat tasviriyle kahramanı Petroviç’i, yeni Rusya’nın yeni zenginlerinin, yeni iktidar sahiplerinin, yeni kaybedenlerinin karşısına çıkarırken diğer Rus yazarların metinlerine göndermelerde bulunuyor.

Saadet Özen

Vladimir Makanin 1937 doğumlu bir Rus yazar. Bu yakınlarda “Underground” adlı romanı Evrest Yayınevi tarafından yayınlandı. Doğruyu söylemek gerekirse çağdaş Rus edebiyatı hakkında, birkaç eseri Türkçede çıkmış olan Viktor Pelevin’i, Rusya’da geçen Orta Çağ polisiyeleri yazan Elena Arseneva’nın Fransızca çevirilerini saymazsak, doğru dürüst bir kitap okumuşluğum yok. Nina Berberova ya da daha yakın dönemden Andrey Makin gibi Rusya’dan başka ülkelere göçmüş olan Rus kökenli yazarları hariç tutuyorum; her ne kadar Avrupa piyasasında farklı kılan Rus/ Sovyet geçmişlerinden beslenseler de yapıtlarını çağdaş Rus edebiyatı içinde değerlendirmek gerektiğinden emin değilim. Onun dışında yabancı edebiyat dergilerinde arada bir adlarına rastladığım, Rusçadan başka dillere çevrildiğini bildiğim, arka arkaya çıkan kitaplarıyla dünya edebiyat piyasasında bir yer edinmeye başladığını gördüğüm yazarlar var: Fiodor Abromov, Svetlana Aleksiyeviç, Vasili Aksiyonov, Vladimir Fedorovski vb. Ne yazdıklarını, nasıl yazdıklarını bilmesem de kitaplarının düzenli olarak Rusçadan başka dillerde yayımlandığı ortada, demek ki bir okur kitlesi de var onları takip eden. Makanin’in de adına birkaç yerde “çağdaş Rus edebiyatının en önemli isimlerinden biri” ibaresiyle rastlamıştım, hakkındaki bilgim de bundan ibaretti. Fakat yayınevlerine ve reklam verdikleri dergilere, edebiyat eklerine sorarsanız bastıkları her yazar “en önemli” olduğu için Makanin hakkındaki övgülerin de itibar edilebilir bir tarafı yok.

İKİ TEBRİK, İKİ TEŞEKKÜR

Ve nihayet Everest Yayınları, Vladimir Makanin’in “Underground”unu “Ya da Çağımızın Bir Kahramanı” adıyla Türkçe’de bastı. Öncelikle kendilerini tebrik etmek lazım. İşin mali boyutu açısından, Türkiye’de bilinmeyen bir yazarın satma ihtimali düşük; bu kadar hacimli bir kitabı (646 sayfa) Türkçeye çevirtmek gibi bir işin altına girdikleri için... İkinci tebrik de çevirmene: bazı kitapları okumak bile başlı başına bir proje... Bir de bu hacimde, bu zorlukta, bire bir Rus kültürüne ait ifadelerle, kelime oyunlarıyla yüklü bir kitabı çevirdiğinizi düşünün. Kitabı sevseniz de sevmeseniz de, 646 sayfanın her cümlesini, her kelimesini aylarca kafanızda evirip çevireceksiniz, gece uykularınız kaçacak, bu iş hiç bitmeyecek hissiyle panik ataklar geçireceksiniz (böyle olmuştur diye tahmin ediyorum). İş bitecek, bittiğine inanamayacaksınız, hep yarım kalmış gibi gelecek, “orası şöyle olsaydı, burası böyle olsaydı” diye düşüneceksiniz. Tabii orijinal metinle karşılaştırma imkânım yok, ama Günay Kızılırmak Çetao’nun çevirisi gayet iyi akıyor. Benim gibi Rus edebiyatı denince Dostoyoveski’de, Tolstoy’da, Gorki’de, en olmadı Bulgakov’da kalmış olan cahillerin dermanı, işte böyle yayınevleri, böyle çevirmenler...
Ne var ki cehaletten kurtulmak, her zaman bir okur olarak beklentilerinize bire bir denk düşen kitaplara kavuşmak anlamına gelmiyor, aslında işin iyi tarafı da bu. Cehalet genellemelerden kendini belli eder, tıpkı benim yaptığım gibi: Rus edebiyatının en bilinen (ve Türkçe’de okuyabildiğimiz) isimlerinin bıraktığı izlenimlerden kendi kafamda bir Rus edebiyatı yaratmışım, o yüzden de her yeni Rus yazar kafamda benim bildiklerimle boy ölçüşmek zorunda: Yani iyi bir Dostoyevski reprodüksiyonu değilse, o yazar muteber değildir.
“Underground”un başkahramanı ve anlatıcısı Petroviç, Brejnev döneminde bir kenara itilmiş, iktidarla çekişmiş, yazdıkları reddedilmiş bir yazar. Gorbaçov’la başlayan geçiş döneminde bir takım dostlarının sayesinde kendine bir yurtta bekçilik işi bulmuş, bir süreliğine başka yere giden ailelerin evlerine bakmış. Kardeşi Venedikt Petroviç çok yetenekli bir ressamken haksız ihbarlar ve suçlamalar sonucunda akıl hastanesine kapatılmış, giderek dünyadan kopmuş. Yazar Petroviç’in etrafında kendi gibi vaktiyle muhalifler arasında yer almış, şimdi yeni dönemde şansı biraz açılabilecek sanatçılar var. Fakat içinde yaşayacakları yeni dünyanın belkemiği onlar değil, mesela eski dönemin yükünü her yolla, gerekirse zorbalık gerekirse sahtekârlıkla üzerlerinden silkelemeye çalışan apartman ahalisi. Uzun koridorlarıyla yurt ve akıl hastanesi gibi birbiriyle bağlantılı iki gerçeküstü mekânda Petroviç, hem bir yazar olarak, ama ayrıca umutlarından arınmış, yaşlanan bir adam olarak yeni dönemin bekçiliğini, daha doğrusu, hiçbir şeye müdahale imkânının olmadığı düşünülürse “gözcülüğü”nü yapıyor.
Makanin çok ağır akan bir günlük hayat tasviriyle Petroviç’i yeni Rusya’nın yeni zenginlerinin, yeni iktidar sahiplerinin, yeni kaybedenlerinin karşısına çıkarırken, bazı başka Rus yazarların metinlerine göndermelerde bulunuyor, hatta açıkça “huzurunda akşamları (bazen) hesap verme ihtiyacı duyduğum tek bir yargıç var: Rus edebiyatı” diye de söyletiyor onu. Ne var ki Petroviç’e bir cinayet işlettikten sonra, benim gibi genellemecilere şöyle bir dokunduruyor: Petroviç, poliste sorgulanırken “Suç ve Ceza” daki sorgu yargıcı Porfiriy’i hatırlıyor, ama “Bu sefer sökmez. Geçti o devirler, kusura bakmayın” diyerek. Makanin yapıtının her noktasında Rus kimliği ve Rus edebiyatını tartışıyor, ama bunun çeşitliliğini ve özetlenmesinin zorluğunu ortaya koyarak, mesela cinayet tartışmasında ahlâk ve vicdan meselesiyle Dostoyevski’yi bir kenara bırakıp, düelloda ölen Puşkin’i bir simge, bir model sayarak... Makanin, bu tartışmayı ve genel Rus kimliği sorunsalını 640 sayfaya yaymış durumda, dolayısıyla daha derini bu yazıya sığmaz.

OKURKEN NOT TUTMAK GEREK

Genellemelere dönecek olursak, yeni bir Dostoyevski’yle karşılaşmadım, ama “Underground” (doğrusu bazen temposu çok düşüyor; okunması başlı başına bir proje olan kitaplardan biri bu) Rus edebiyatının bazı ortak özelliklerinden mahrum değil: Bir kere içeriği ne olursa olsun, marjinal karakterler başkaldırıdan çok vicdani ve ahlaki tavırlar/ tavırsızlıklarıyla kendini belli ediyor. İkincisi, kitap pek çok Rus eseri gibi gayet hacimli. Üçüncüsü, bu genellemeye herhalde pek itiraz eden olmaz, kahramanların her birinin kısaltmalı, uzatmalı, ana soyadlı, baba soyadlı üç-dört ismi var. Kimin kim olduğunu unutmamak için not tutarak okumak lazım.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam