VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
05 Ağustos 2018 Pazar | Anasayfa > Haberler > Olay öykücülüğünün öncüsü Guy de Maupassant
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Olay öykücülüğünün öncüsü Guy de Maupassant

Olay öyküsü tekniğinin öncüsü Fransız yazar Guy de Maupassant 168 yaşında.






5 Ağustos 1850’de Scie Nehri kıyısındaki Tourville-sur-Arques’ta dünyaya gelen Guy de Maupassant 6 Temmuz 1893 hayatını kaybetmiştir. Fransız ve dünya edebiyatında hikaye alanının köşe taşlarından biri olan Guy de Maupassant, ailesiyle Normandiya bölgesine yerleştiğinde burada bölgeyi ve yaşayan insanları gözlemleme fırsatı bulmuştur. Eğitim hayatına kilisede başlayan Maupassant, Yvetot’ta Katolik okuluna devam ettiği yıllarda ilk şiirlerini kaleme aldı. Bu dönemde yazdığı müstehcen bir şiir nedeniyle okuldan atılan Maupassant, Rouen’daki Lycée Corneille’e yazıldı. Daha sonra hukuk okumak için Paris’e geri döndü ve Fransa ile Prusya arasında çıkan savaş sonucunda öğrenimine ara vermek zorunda kalarak askere gitti. Askere gittiği dönemde yaşadıklarını, tanıklık ettiği olayları ve gözlemlerini kaleme alarak hikayeler yazdı. 1875’te ilk öyküsü olan Derisi Yüzülmüşün Eli Joseph Prunier mahlasıyla l’Almanach lorrain de Pont-á-Mousson dergisinde yayımlandı.
Edebiyata olan ilgisi annesinin derin edebiyat kültüründen etkilenmesi aracılığıyla olsa da edebiyat dünyasına girmesine asıl aracı olan kişi Gustave Flaubert’tir. Gustave Flaubert, onun koruyucusu, akıl hocası ve edebiyat ve gazetecilik hayatının başlangıcında yön göstericisi olmuştur. Flaubert aracılığıyla rus romancı İvan Turgenyev, Emile Zola ve birçok naturalist ve realist yazar ile tanışan Maupassant bu süre içinde çok sayıda kısa oyun ve mısra yazar. Natüralizm edebiyat akımına bağlı kalan Maupassant, 1880’de Emila Zola’nın derlediği natüralist hikâye antolojisi Les Soirées de Médan’da Fransa-Prusya savaşı hakkında yazdığı “Yağ Tulumu” hikâyesi ve ilk öykü denemelerinden biri olan Tellier Evi yayımlandı. Bu hikâye, Maupassant'a ilk büyük başarısını getirdi ve onun hikâye yazarlığına olan eğilimini ortaya çıkardı.
En güzel hikayelerini 1881 ile 1886 yılları arasında kaleme alan yazarın, bir kısmı 1882’de Panurge dergisinde yayımlanan Bir Hayat adlı romanı, 1882 Nisan’ında kitaplaştırıldı. 1884’te ikinci romanı Bel-Ami’ye başladı ve 1886’da Londra’ya gitti. Daha sonra 1887’de üçüncü romanı Oriol Dağı 1886’da yayımlandı. Eserleri kısa sürede birçok baskı yapan Maupassant bu en parlak döneminde sağlık durumu günden güne bozulmaya başladı. Sürekli yanı başında hissettiği ölüm korkusu zihnini kurcalayıp duruyordu. 1887’de yazdığı Le Horla hikayesinde melankolik, ürkütücü ve karanlık duygularını anlattı. İyileşmek ümidiyle uzunca bir süre deniz yolculuğuna çıkan yazar döndükten sonra Pierre ve Jean ile Su Üstünde romanını tamamladı. 1889 yılının Haziran ayında son romanı Kalbimiz yayınlandı.
Eserlerinde kendi yaşamından izler taşıması, Maupassant'ın hikâye ve romanlarını birer "otobiyografi" ya da "günlük"müş gibi ele alınmasına yol açmıştır. Medan Geceleri ve Pierre ve Jean ile Su Üstünde romanlarının önsözlerinde yazma yöntemini anlatan Maupassat’ın yöntemi, kişisel olmayan nesnelliğin sürekli araştırılması üzerine kuruludur. Kötümser bir bakış açısına sahip olan Maupassant’ın hikaye tekniği gittikçe gelişerek yeni bir hikaye türünün yaratıcısıdır.



Paylaş

İki King güçlerini birleştirdiKitapları toplamda yaklaşık 350 milyon adet satan yazar King bu kez gücünü kendisi gibi yazar olan oğlu Owen’la birleştirdi; tüm kadınları uyutan bir virüsün peşine düştü.

Devam