VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Haziran 2015 Pazar | Anasayfa > Haberler > Ölümden sonrası hiçlik mi?
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Ölümden sonrası hiçlik mi?

Gerilim edebiyatının kült yazarı Stephen King bu kez okurken değil de kitabı kapatıp arkanıza yaslandıktan sonra çarpan bir romana imza atmış. “Diriliş“in sürprizi ölümün ardından nereye gittiğimiz sorusunu cevapsız bırakmaması.

ÖZLEM AKALAN


Bugüne kadar ne çok kitap okumuşsunuzdur ölüm ve ölüm sonrası hakkında kim bilir? Ve elbette ne büyük hayal kırıklıkları yaşamışsınızdır kitabı kapattıktan sonra. Hiçbirimizin bilmediği, en azından yaşarken bilemeyeceği bir sonu ya da yepyeni bir başlangıcı gerçekmiş gibi kurulamaya hangi yazar cesaret edebilir? Evet, cevapları alalım lütfen! Hep bir ağızdan ve daha güçlü haykıralım şimdi: Stephen King!
“Diriliş“, King’in bugüne kadar yazdığı “en dehşet verici sonla noktalanan roman” olarak lanse ediliyor. Bunun sebebi kıyamet kopması, ölümün bir kasabaya kâbus gibi çökmesi ya da son sayfada “kötü adam”ın aslında ölmediğini anlamamız değil. King, yaşam ile ölüm arasındaki kapıyı aralıyor hatta aralamakla da kalmıyor bizi içeri buyur ediyor.

Romanın kahramanı altı yaşındaki Jamie Morton’un hayatı, peder Charles Jacobs’ın güzeller güzeli karısı ve çocuğuyla kasabaya gelmesiyle değişir. Herkes tarafından kısa sürede sevilen pederin din kadar hatta belki de daha büyük bir tutkusu vardır: Elektrik. Din dersi aldıkları perşembe okulunda ve yakaladığı her fırsatta başta Jamie olmak üzere tüm çocuklara elektriğin mucizelerini gösterir ve din ile bu mucizeleri birleştiren öğretiler sunar. Bununla da yetinmez, kendi icadı bir aletle, Jamie’nın ağabeyi Con’un bir kaza sonucu zedelenen ses tellerini düşük akımlı elektrikle tedavi eder.

Herkes hayatından memnundur ta ki pederin karısı ve çocuğu bir trafik kazasında feci şekilde ölene kadar. Jacobs, olayın üzerinden geçen kısa sürenin ardından vaaz vermek üzere kilisedeki yerini aldığında artık herkesin sevdiği o eski peder değildir. Dini reddeden ve neden masumların öldüğünü sorgulayan bir yarı delidir. Kasabanın dini bütün çoğunluğu, bu talihsiz vaazından ötürü onu delilikle suçlarken, artık dokuz yaşında olan kahramanımız Jamie, içten içe pederi haklı bulur. Peder kovulur, zaten onun da başına gelenlerden sonra bu küçük kasabada kalmaya gönlü yoktur. Kasabaya geldiğinde ilk tanıştığı kişi olan Jamie, gözyaşları içinde pedere son veda eden kişi olur. Peder Jacobs buna karşılık küçük dostuna, kendi tasarımı olan “su üzerinde yürüyen elektrikli İsa” maketini hediye olarak bırakır. Ne var ki İsa maketini dikkatsizce eline alan Jamie’yi elektrik çarpınca, içindeki son inanç kırıntısı da yok olur gider.

İKİNCİ KARŞILAŞMA

Aradan yıllar geçer. Vasat bir gitarist olan Jamie artık 36 yaşındadır ve uyuşturucu nedeniyle üyesi olduğu hiçbir grupta fazla tutunamaz. Artık onun sorumsuzluğuna dayanamayan son grubu da Jamie’yi ekip kendi yoluna gitmiştir. Tulsa’daki berbat bir motel odasında, eroin krizinin eşiğinde ve beş parasızdır.
Yolu, ay sonuna kadar devam edecek olan fuarın yapıldığı alana düşer ve tanıdık bir yüzle karşılaşır; peder Charles Jacobs. Adının başından pederi atan ve Dan ismini kullanan Jacobs,artık bir karnaval adamıdır! Kendi icadı bir aletle, sihirbazlık ve teknolojiyi birleştirerek portre fotoğrafları çekmektedir. Eski pederin sahne şovunu izlerken bayılan Jamie gözlerini Jacobs’ın karavanında açar. Hem uyuşturucu krizi hem de ağır grip onu perişan etmiştir. Yeni icadı bir aletle, tıpkı ağabeyi Con’un ses tellerini tedavi ettiği gibi Jamie’yi de tedavi eder Jacobs. Tek seans sonunda artık uyuşturucu sorunu çözülmüştür. Yalnız çalışmayı tercih edenJacobs kendi yoluna giderken Jamie’ye bir adres ve telefon verir. Kayıt stüdyosu sahibi Hugh Yate, ona büyük bir memnuniyetle iş vermeyi kabul etmiştir. Ve aradan yine yıllar geçer.

GİZLİ ELEKTRİK

Jamie50’li yaşların başında, yaptığı işten ve hayatından keyif alan bir adamdır artık. Patronu Hugh ile ortak dostları Jacobs hakkında daha önce hiç konuşmamışlardır. İkisi de kendisine uyguladığı tedaviyi bir sır gibi saklamaktadır. Jacobs’ın eski mesleğine yeniden döndüğünü, vaizlik yapıp şifa dağıttığını öğrenince peşine düşerler. Çünkü tedaviden sonra Jamie, tekrarlanan, gerçeğe çok yakın ve ölü tanıdıklarıyla bir araya geldiği rüyalar görmeye, uyurgezerlik sorunu yaşamaya başlamıştır. Hugh’nun sorunu ise farklıdır; bir anda renkler keskinleşmeye ve çevresindeki herkesi karıncamsı yaratıklar olarak görmeye başlamıştır. Araştırmaları derinleştikçe, Jacobs’ın “tedavi” uyguladığı insanlarda akıl almaz yan etkiler ortaya çıktığını keşfederler. Kimi gözlerine tuz döker, kimi delirir, kimi kum yer kimi de hırsızlık yapar. Artık pederle bir araya gelmek ve kirli işlerini yüzüne vurmak gerekmektedir.

Araştırmalar ve yolculuklar sonucunda ortaya çıkar ki Jacobs, aynı anda düşen binlerce yıldırımdan daha güçlü olan “gizli elektriği” kullanarak müthiş ve son bir deney yapmak istemektedir. Üstelik bu işte ona yardım edebilecek tek kişi Jamie’dir.

SHELLEY’DEN BRADBURY’YE

İncil’den Frankenstein’a, Thomas Edison’danDan Brown’a, “Gizli Dosyalar”dan kilise tarafından yasaklanıp imha edilen kitaplara pek çok gönderme içeriyor. Zaten Stephen King bu romanı yazarken Arthur Machen’in “Büyük Tanrı Pan”ından, Mary Shelley’nin “Frankenstein”ından ve Ray Bradbury’nin “Mr. Electrico”sundan ilham aldığını söylüyor. Bir de elbette H. P. Lovecraft’ın, romanın girişine de yazdığı “Sonsuza dek var olan ölü değildir. Ve garip sonsuzluklarda ölüm bile ölebilir.” cümlelerinden.

Bir ergenlik hikâyesi gibi başlayan, şoke edici ölümlerle tempoyu yükselten, ortalara doğru gizemli hale dönüşen “Diriliş“, klasik Kingvari unsurların hepsini taşıyor; küçük bir kasaba, doğaüstü güçler, iniş-çıkışlar, zehirli bir zeka, takıntılar…

Elbette en önemlisi; konu her ne kadar karışık, sıra dışı ve gizemli olsa da yazar, zihinlerde hiçbir soru işareti bırakmayan kurgusu ile okuru yine düzlüğe çıkarıyor. Kitap bitip de arkanıza yaslandığınızda ise şunu söylemeden edemiyorsunuz; Tanrı‘ya şükür ki King’in işi bizi korkutmak, kehanet değil!

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163