VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
21 Ekim 2010 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Ölümsüz kelebek, yasalardan intikamını kağıt ve kalemle aldı
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Ölümsüz kelebek, yasalardan intikamını kağıt ve kalemle aldı

Kağıtla kalemin buluşması bir suç ortaklığıysa Henri Charriere en büyük edebiyat haydutlarından biridir. Çünkü yazmayı sadece “yapabildiği” için seçmiştir.

Hakan Günday

Henri Charriere 1906 yılında doğar. Fransa’da. Daha on bir yaşındayken annesinin ölümüne tanıklık eder. Ne okul ne de rutubetli pasajlardaki çıraklıklar ilgisini çeker. Dünyayı tanımayı kendinden vazgeçecek kadar çok isteyen bütün serseriler gibi içine doğduğu her şeyi terk eder ve 19 yaşında Deniz Kuvvetlerine girer. Ancak disiplin, üniforma ve emirler Charriere’in “gidici ruhunu” tetikler. İki yıl sonra, 1927 yılında, Korsika’daki birliğinde, başparmağının şaibeli biçimde kesilmesinin sonucunda, ordudan ayrılır ve göğsünde bir kelebek dövmesiyle, Paris’le tanışır.

Georgette adında bir kadınla yaşamaya başlar ve parasını sokaklar kararınca kazanır. Küçük soygunlar, küçük pezevenklikler ve küçük bıçaklar. Paris’in dar sokaklarına saplanıp saplanıp çıkar. Ta ki 26 Mart 1930 günü, Roland Legrand adında bir pezevenk, aldığı mermi yarasıyla ölene kadar. Son sözü, “Beni Kelebek Roger vurdu” olur. Oysa Roland, bir Kelebek daha tanıyordur: Kesik Parmak lakaplı bir kelebek. Ve polis bu kelebeği, diğerinden daha çabuk bulur. Hakkındaki bütün bilgiler gibi, bu da yaklaşık ve hayli karanlık olan Charriere, her ne kadar inkâr etse de cinayetten suçlu bulunur. Adaletin ışığı, o günlerde kesik kesik yandığı için, küçük bir serserinin yetersiz delille cezalandırılması kimseyi uykusuz bırakmaz.

Gideceği yer bellidir: Cayenne Zindanları. Fransız Guyanası’nın cehennemi andıran adaları. Kürek mahkumu, hayat boyu. Dünyanın bütün medeni gözlerinden uzakta inşa edilmiş zindanlarının sonsuza dek sır kalacağını düşünen Fransızlar, nasıl bir ateşle oynadıklarının farkına çok sonra varırlar. Çünkü bu kararla Charriere’den dev bir Kelebek yaratmış olurlar.

ÖZGÜRLÜĞE UÇUŞ
1933 yılında başlar, Kelebek’in kozasını örmesi. Saint Laurent du Maroni adında, Brezilya’yla Surinam’ın arasına sıkışmış, Atlantik Okyanusu’na bulanmış bir toprak parçasında başlar mahkumiyeti. İnsanlık dışı yaşam koşulları, ormandaki zorunlu işlerin tehlikesi, vahşi hayvanlar ve rüşvetçi gardiyanlar... Karşılaştığı her insan “Birkaç aya kalmaz, ölürsün” der. O da karşılaştığı her insana “Ben buradan kaçacağım çünkü suçsuzum!” deyip küfreder. Ve kaçar da. Deniz yoluyla. 268 gün özgür yaşar ve yakalanır. Gideceği yer yine bellidir: Saint Joseph adasındaki tecrit hücreleri. İnsan Yiyen lakaplı bir cezaevi. Tam iki yıl! Sonrası bir adadan diğerine, bir cezaevinden diğerine yolculuklar ve sürgünler. Hatta arada, kaçacak bir deliği olup olmadığını görmek için bir akıl hastanesini bile ziyaret eder. Tam 10 yıl geçer. Şeytan Adası’ndadır artık. Yıl 1944. Bir yaz gecesi sessizce kozasından çıkan Charriere, bu defa gerçek bir kelebek olup özgürlüğe uçup gider. Sonrasındaysa, yirmi yıl boyunca, önüne hangi kapı çıkarsa kırıp girer...

İNANILMAZ BİR AYAKTA KALMA HİKAYESİ
On küsur yıl süren mahkumiyeti boyunca yüzlerce insan tanımıştır. Yüzlerce kürek mahkumu. Her birinin kaçış hikâyesini, her birinin hayatını dinlemiştir geceler boyu. Üstelik, alınacak bir intikamı vardır: Fransa’dan. Sadece Fransa’dan mı? Bütün dünyadan! 60 yaşındadır artık, zamanı gelmiştir. Üstelik bıçak sallayacak yaşı da geçmiştir. Bir kağıt ve kalem alır. Aklında kalan bütün hikâyelerle, “Kelebek”in kanatlarını boyamaya başlar. “Kelebek”, Charles Brunier, René Belbenoit gibi meşhur kürek mahkumlarının ve kaçış ustalarının renklerini taşır üzerinde. Hangi macera kime ait, bilinmez ama Fransa’dan alınan intikam öyle büyük olur ki Charriere, resmi olarak asla affedilmez.

İnanılmaz bir hayatta kalma arzusunu ve gayet inanılır bir insanlık vahşetini anlatan, “Kelebek” adlı roman, öyle bir başarı sağlar ki Charriere’in yüzü yıllar sonra ilk kez güler. Ama bir kumarbazdır Charriere. Kazandığı bütün para, yarış atlarının ve dolce vita’nın sırtına binip, geldiği hızla gider. Yine yazmak zorunda kalır. Bu defa, “Banko”, koyar romanının adını. Kaçışından sonraki hayatı vardır, kitabın sayfalarında. Biraz da öyle eğlenir... Son eğlence ise, 1973’te “Kelebek”in Franklin J. Schaffner tarafından filme çekilmesi ve Charriere’in, Steve McQueen ve Dustin Hoffman gibi Hollywood yıldızlarını kendisine hayran bırakmasıyla gelir. Böylece, isimsiz bir serseri olarak düştüğü dünyada herkesin tanıdığı bir serseri olarak doğrulur ve Küba purolarından miras bir gırtlak kanseriyle hayatı son bulur. Henri Charriere gibi, hayatı roman olanlar belki çoktur ama o romanı Henri Charriere gibi yazan, biraz zor bulunur. Bu yüzden son söz daima onundur:

“Bu bayıldığım, insanın varını yoğunu yatırdığı, kaybedince yeniden başladığı serüven hayatı, tehlikeyi sevenlere her zaman yeni bir şey veren bu cömert hayat, varlığınızın en son uçlarına dek büyük bir yoğunlukla ürperten bu hayat, harekete geçer geçmez, serüvene girmek için pencereden atlar atlamaz içimizde tıp-tıp atan bu hayat, çok istenirse herkesin ulaşabileceği yerde, hatta kapının önünde olan serüven, kaybettiğin an kazanma umuduyla yeni bir şey hazırladığın için asla yenilgiye uğramayacağın bu hayat...” (Banko s. 406)

Paylaş