VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Aralık 2017 Cuma | Anasayfa > Haberler > Ölümsüz silahşörler
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Ölümsüz silahşörler

Aksiyon, entrika, aşk, komedi, trajedi ve renkli karakterlerle dolu romanları neredeyse 200 yıl sonra bile heyecanla okunan Fransız yazar Alexandre Dumas’nın ölümsüz eseri “Üç Silahşörler” Alfa Yayınları’ndan çıkan yeni baskısıyla tekrar karşımızda.

MİNE AKVERDİ DENKTAŞ




"Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için!"

Yediden yetmişe tüm dünyanın diline dolanmış bu coşkulu söz, Alexandre Dumas’nın ölümsüz eseri “Üç Silahşörler”in en unutulmaz cümlesidir. Fransız yazarın 1844’de bir Paris gazetesi olan Le Siècle’da tefrika olarak yayımladığı ve aynı yıl roman olarak da basılan “Üç Silahşörler” yayınlanır yayınlanmaz bir fenomen olmuştu. 17. yüzyıl Fransa’sında krallarını ve ülkelerini korumak için savaşan üç gözü kara silahşör Athos, Porthos, Aramis ve onlara sonradan katılan genç ve idealist d’Artagnan’ın çevresinde gelişen roman, heyecanlı kılıç dövüşleri, siyasi entrikaları, aşk maceraları ve ilhamını tarihi kişiliklerden almış renkli karakterleriyle okuru fethetmişti. Ama bu nefis romanı asıl ölümsüz kılan, “Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz” cümlesiyle özetlenen dayanışma ve özveriyle yoğrulmuş müthiş bir dostluğun kitabı olmasıydı.
Alexandre Dumas’nın bu güçlü romanı aradan geçen 170 yılda cazibesini bir an olsun kaybetmedi. “Üç Silahşörler” o günden beri hiç ara vermeden basılmaya devam etti, 100’den fazla dile çevrildi, sinema filmi, televizyon dizisi, tiyatro oyunu, müzikali, balesi ve hatta çizgi filmi derken neredeyse 400 kez uyarlanarak ‘En çok uyarlanan edebi eserler’ listesinde 6. sıraya oturdu. Ama bir tek o değil; Alexandre Dumas’nın kaleminden çıkan efsanevi intikam romanı “Monte Kirsto Kontu,” “Korsikalı Kardeşler,” “Demir Maskeli Adam,” “Siyah Lale,” “Kraliçe Margot” gibi müthiş romanları da bugün hâlâ heyecanla okunan ölümsüz birer klasik. Peki Alexandre Dumas’nın ölümsüzlük formülü ne?

Eksileri artıya çevirdi
Dumas’nın muazzam başarısının ardındaki en önemli etken belki de hayata bir adım geriden başlamış olmasıydı. Dumas, 24 Temmuz 1802’de Fransa’da, Paris’in kuzey doğusundaki Villers-Cotterêts’de doğdu. Dumas’nın babası, bir soylu bir genç ile zenci bir köle nin evlilik dışı ilişkisinden dünyaya gelen Thomas-Alexandre Dumas’dı. Babası onu köle olarak geride bırakınca annesinin soyadı olan Dumas’ı almıştı. 16 yaşına geldiğinde soylu babası, Thomas’ı Fransa’ya getirdi. Burada felsefe, binicilik, silahşörlük eğitimleri alan Thomas , 1786’da orduya katıldı. Üç yıl sonra gerçekleşen Fransız İhtilali sırasında ve sonrasında cesareti ve elde ettiği büyük zaferlerle yıldızı parladı; “kara şeytan” olarak anılan Thomas Alexandre Fransız ordusunun ilk siyahi generali oldu. Bu arada Marie-Louise Elisabeth Labouret ile evlendi ve oğlu Alexandre Dumas dünyaya geldi. Ancak yan yana savaştığı Napoleon’un ihanetine uğrayan Thomas Alexandre, iki yıl boyunca düşman zindanlarında terk edildi. Sonunda Fransa’ya döndüğünde güçten düşmüştü. Kısa süre sonra öldüğünde küçük Alexandre 4 yaşındaydı. Babasının erkenden ölmesi yüzünden, yoksul bir çocukluk geçiren Alexandre Dumas, iyi bir eğitim alamadı, erken yaşta çalışmaya başladı. Yoksulluk ve imkansızlıkların yanı sıra melez babasından miras aldığı koyu ten rengi de onu hayatı boyunca aşağı çeken şeylerden biri oldu. Ancak Dumas, hayran olduğu babasını romanlarında yaşattı. “Üç Silahşörler”in cesur ve güçlü silahşörleri de, ihanete uğrayıp zindana kapatılan “Monte Kristo Kontu” da ondan ilham aldı.

Alexandre Dumas’nın başarı sırlarından biri de hiç durmadan çalışmasıydı. 1822’de Paris’e taşındı ve bir yandan Orleans Dükü’nün kütüphaneciliğini yaparken bir yandan da kendini edebiyata adadı. Her gün 14 saat çalışarak kısa sürede ilgi gören tiyatro oyunlarına imza atmaya başladı. Oyunları tefrika halinde yayımladığı romanlar takip etti. Dumas 200 kitap, tiyatro oyunu, öykü, gezi rehberi ve gazete haberine imzasını atarken Fransa’nın en ünlü yazarlarından biri oldu. Çoğunlukla tarihi olaylar, suçlar ve skandallarla dolu hikayeler anlatan Dumas, çağdaşları olan Balzac ve Dickens’ın gerçekçi romanlarının aksine okuru yoksul kenar mahallelere değil hep geriye, 17- 18. yüzyılların görkemli yaşantısına götürdü. Romanları için tarihi araştırmalar yapmasına rağmen akıcı ve çarpıcı bir hikaye uğruna gerçekleri saptırmaktan da hiç çekinmedi. Bu romantik anlatımıyla hem arkadaşı hem de rakibi olan ünlü Fransız yazar Victor Hugo’yla sık sık karşılaştırılan Dumas, hep kaba, fazla gösterişli ve melodramatik olmakla eleştirildi. Ancak eserlerinde tarihi saptırdığı ve fazla hayâl gücü kattığı eleştirilerine cevabı netti: “Tarihe tecavüz ettiğimi söylediler ama çok güzel çocuklar doğdu.” Nitekim okurların bu durumdan hiç şikayeti yoktu, onlar zindanlarda yapılan intikam planlarına, şantajlara, ihanetlere, intiharlara, kaçışlara kendini kaptırıp gitmişti.

Hayatı dolu dolu yaşadı
Hikâyelerindeki gösterişli ve abartılı öğeler Dumas’nın özel hayatına da aynen yansıyordu. Dumas kendi yarattığı kahramanlar gibi renkliydi. İngiliz oyun yazarı Watts Phillips onu “Dünyadaki en müsrif ve en yüce gönüllü insan. Aynı zamanda da son derece eğlenceli ve egoist biri” diye tanımlıyordu. Dumas, Paris’in yanı başında, Monte Kristo Şatosu adını verdiği bir şato yaptırmıştı (bugün müzedir). Burada hem yazıyor hem ünlünün de katıldığı türlü eğlenceler düzenliyordu. Çılgınca para harcıyor, krallar gibi yiyip içiyor, her gün yeni bir sevgiliyle gününü gün ediyordu. Bir söylentiye göre hayatında 400 kadın olmuştu. Bunlardan biri olan terzi Marie Laure Catherine Labay’dan kendi adını verdiği bir oğlu oldu. Ancak söylentilere göre oğul Alexandre Dumas’dan başka üç gayrı meşru çocuğu daha vardı. Aktris Ida Ferrierand ile evlendiğinde de durum değişmedi; taa ki parası bitip borç batağına saplanana kadar. Şatosunu satan Dumas, peşindeki alacaklılardan kurtulmak için önce Belçika’ya, oradan Rusya’ya ve İtalya’ya kaçtı. Bu süreçte de yazmayı sürdürdü.

Ancak 5 Aralık 1870’te, Fransa’da oğlunun evinde öldüğünde beş parasızdı. O zaman doğduğu kasabaya gömülen ünlü Fransız yazar ancak ölümünden 132 yıl sonra Fransa’dan hak ettiği saygıyı görebildi. 200’üncü doğumgünü olan 30 Kasım 2002’de Fransız Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın emriyle naaşı Paris’e, Voltaire, Rousseau, Émile Zola, Victor Hugo gibi ünlü Fransızların yattığı Panthéon’a taşındı. Fransa’nın teninin rengi yüzünden haksızlıklara uğramış yazarına özrü niteliğindeki törende Chirac onu şu sözlerle selamlıyordu:

“Sizinle d’Artagnan, Monte Cristo ve Balsamo olduk, savaş meydanlarından, saraylardan ve kalelerden geçerek at üstünde Fransa yollarını katettik. Sizinle elimizde meşalelerle, karanlık koridorlardan, yeraltındaki gizli geçitlerden geçtik. Sizinle birlikte hayal kurduk ve hâlâ da kurmaya devam ediyoruz.”

Ve işte bu yüzden, yüzyıllar sonra bile Alexandre Dumas’yı okumaya devam edeceğiz.


135 sene sonraki keşif

- “Üç Silahşörler” tam 34 kez sinemaya uyarlandı. İlk kez 1922’de sessiz film olarak beyazperdeye yansıyan “Üç Silahşörler”, son olarak da 2011 yılında Matthew Macfadyen, Logan Lerman, Ray Stevenson, Milla Jovovich, Luke Evans, Mads Mikkelsen ve Orlando Bloom’unrol aldığı bir yapımla sinemalardaydı. Beyazperdedeki en başarılı uyarlaması ise 1973 yapımı olan Michael York, Charlton Heston, Richard Chamberlain, Raquel Welch ve Oliver Reed’in başrolleri paylaştığı “Üç Silahşörler” oldu.

- “Üç Silahşörler” aslında Dumas’nın d’Artangnan destanı adını verdiği üç kitaplık serinin ilk kitabı. Bunu, dört silahşörü yirmi yıl sonra önemli bir görev için tekrar buluşturan “Yirmi Yıl Sonra” romanı izliyor. Ve serinin üçüncü kitabı da “Bragelonne ve Vikont: On Yıl Sonra” adını taşıyor. Son kitabın aralarında “Demir Maskeli Adam”ın da olduğu birkaç hikayeyi içerdiğini de ekleyelim. Alfa Yayınları’ndan çıkan yeni “Üç Silahşörler” serisi de orijinalinde olduğu gibi üç cilt halinde yayınlanıyor.

- 2005 yılında, yani Alexandre Dumas’nın ölümünden 135 yıl sonra, ünlü Fransız yazarın yayınlanmamış son romanı bulundu. Öldüğü sırada tefrika halinde yayınlanmakta olan ancak yarım kalan “Son Şövalye” adlı roman, son 2,5 bölümünün de Dumas uzmanı akademisyen Claude Schopp tarafından yazılmasıyla tamamlandı ve 2005’te yayınlanarak bestseller oldu. Dumas’nın eserlerinin ölümsüzlüğü de böylece bir kez daha tescillenmiş oldu.





















Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163