VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Şubat 2018 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Ölünceye kadar sürecek bir yolculuk
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Ölünceye kadar sürecek bir yolculuk

“Sessizliğimle Dans” ve “Yalnızlığın Bilinmeyen Yüzü” kitaplarının yazarı Mirza Tazegül, “bir insanın en dipteyken hayatına nasıl sahip çıkıp, kazanabileceğinin hikâyesi” dediği yeni romanı “Hayalini Arayan Kadın”ı ve edebiyatını anlattı.

MİRZA TAZEGÜL


13 yaşında Kars’ın Akyaka ilçesinde ortaokula yeni başladığımda Türkçe öğretmenimizin ilk dersiydi. İçeri girdi ve bize çizgili kâğıt dağıttı, 1977-78 öğretim yılıydı. “Kompozisyonumuzun konusu İstiklal Marşı’nın yazarı Mehmet Akif Ersoy’un İstiklâl Marşı’nda ne demek istediği” Sonra ekledi: “Ben sizlerle isim isim tanışmak yerine kompozisyonlarınızdan sizi tanıyacağım.” Tabii kompozisyonların üzerine isim soyisim yazmamızı da salık verdi. Dersin sonunda kâğıtları topladı.

Bir sonraki gün yine dersi vardı ve henüz hiçbirimizle tanışmamıştı. “Mirza Tazegül kim?” diye sordu. Korkarak parmağımı kaldırdım “Benim” dedim. “Ders arasında beni öğretmenler odasında bul” dedi. Teneffüste öğretmenler odasının kapısını korkarak çaldım. “Gel” sesini duyduğumda kapıyı açtım ama korktuğum olmadı. Türkçe öğretmenimiz beni gülümseyerek çağırdı ve yanına oturttu. “Senin yazıya karşı yeteneğini gördüm, bin oku bir yaz” diyerek bana yaşıma uygun kitaplar verdi. Tabii kitap alacak paramız olmadığı için çok sevinmiştim.

Öğüdüne uyarak kitapları keşfettim ve çok okumaya başladım. Kitaplar bittiğinde ise okulumuzda bir kütüphane olmadığı için Kars’a trenle gidip kütüphaneden kitaplar alıyor; sonraki haftasonu onları teslim ederek yeni kitaplar alıyordum. Yaşım 17’ye geldiğinde yazma denemelerine başlamak istedim. Lakin beyaz kâğıt ve kalemle başbaşa kalınca gördüm ki yazmak o kadar da basit bir iş değil. O günden sonra okumaya, gözlemlemeye ve düşünmeye devam ettim. Araya okul, iş ve hayat mücadelesi girdi. Bunlara rağmen okumayı, gözlemlemeyi ve düşünmeyi bırakmadım. Yazmak benim hayatımda bir tutku olarak hep vardı ve bir gün insanı ve dünyayı yazarak anlatmak için dağarcığımın dolmasını bekledim. Özellikle insan psikolojisi, sosyoloji ve felsefeyle hayatım boyunca ilgilendim, çünkü edebiyatın temelleri bunlara dayanıyordu ve bence iyi bir yazar psikoloji, felsefe ve sosyoloji konusunda birikimli olmalıydı. İnsanı diğer insanlara anlatınca, insanın yaşam içerisindeki acıları hafifleyeceği ve sevinçleri çoğalacağı görüşüne sahiptim, hâlâ da aynı görüşteyim.
Bir yazar olarak bence benim misyonum da insana anlatma, yanlışlara başkaldırmak, bildiğim doğruları haykırmak ise bunu ancak bir romanla yapabilirdim. Sonunda gece gündüz üzerinde çalıştığım “Hayalini Arayan Kadın” adlı romanım vücut buldu. Ve nihayet uzun bir yolculuktan sonra bu ay kitabım okurla buluştu.
“Hayalini Arayan Kadın” bir insanın en dipteyken hayatına nasıl sahip çıkıp kazanabileceğinin hikâyesi olsa da romanın içinde bireysel psikoloji dışında toplumsal konular da hikâye örgüsünde verildi. Yaralarımıza ve karanlık yönlerimize ışık tutacağına inandığım bir roman oldu.

Bu romanın büyük bir kısmı gerçek bir hikâyeden yola çıkılarak yazıldı. Birçok bölümünü ağlayarak yazdım. Eminim ki okuyucu da okurken duygulanacaktır. Üstelik sadece duygulanmayacak, düşünecek ve kendini hikâyenin içinde bulacaktır.
Yazma sürecimin daha başındayım ve beynimde ilerisi için tuhaf projeler dönmeye başlıyor.

Daha “Hayalini Arayan Kadın” yayınlandığı gün bir başka romanın konusu ve kurgusu beynimde istem dışı dönmeye başladı. Bunu fark edince oturup düşündüm. Bu bir yolculuk ve sanırım ölünceye kadar sürecek bir yolculuk; dur durağı olmayan bir yolculuk... İnsan yazmayı tutkuyla sevince bu yolculuğun zorluğu ve yorgunluğu hafif kalıyor.
İnsanlar beni sevdikçe ben de onlara daha iyisini vermeye çalıştım ve çalışacağım.


Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam