VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
18 Mayıs 2016 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Ömer Hayyam''ın doğumunun 968''inci yılı
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Ömer Hayyam'ın doğumunun 968'inci yılı

Aşkı, şarabı, özgürlüğü kutsayıp saray entrikalarından kaçan en güzel rubailerin şairi Ömer Hayyam'ın doğumunun 968'inci yılı.





Ömer Hayyam, deyince sistem eleştirisinde bulunduğu rubaileri, şarabı ve bohem, "sivil" hayatı kutsayan şiirleri gelir akla... Ancak Hayyam, şairliğinin yanı sıra yaşadığı dönemi çok iyi yorumlayan bir aydın, dünyayı yorumlama ustalığıyla tanınan bir filozof, matematiğe dair evrensel ilklere imza atan (Binom Açılımı'nı ilk kullanan bilim insanıdır) bir matematikçidir.

İran ve Doğu edebiyatındaki rubai türünün kurucusu olan Ömer Hayyam'ın şiirlerinin izleğini, günümüze dek uzanan "dünya yorumları" oluşturur. Bu yorum; şarabı, aşkı, özgürlüğü överken hırs, kin, saray entrikaları ve çıkar ilişkisi eleştirileridir.

Hayyam'ın rubaileri sık sık başkalarının şiirleri ile karıştırılsa da bilindiği kadarıyla 158 tanedir. Ömer Hayyam'a mâl edilenler ise binin üzerindedir. Hayyam'ın rubailerinin sırrı ise akıcı ve kolay anlaşılan bir dil kullanmasında saklıdır. Gerçeğe ancak akıl yolu ile ulaşılabileceğini savunan Hayyam, için gerçek yaşanandır ve dünyanın ötesinde ikinci bir dünya yoktur. Bu da dönemi için devrimci görüşlerdir. Ömer Hayyam'ın hayatı hakkında ise İran'ın Selçuklular yönetiminin hüküm sürdüğü 11'inci yüzyılda İran'ın Nişabur kentinde doğduğunu biliyoruz. Bir halk çocuğudur. Babası çadırcıdır. Zaten soyadı Hayyam, Acem dilinde "çadırcı" anlamına gelir.

Bazı kaynaklara göre Hasan Sabbah ve vezir Nizamül-Mülk'le aynı medresede eğitim almıştır. Ama başka kaynaklara göre de Hasan Sabbah Rey kentindendir, Nizamül-Mülk yaşça Ömer Hayyam ve Hasan Sabbah'tan büyüktür bu yüzden de aynı medresede eğitim görmeleri mümkün değildir. Ancak Reşîdüddîn Fazlullah-ı Hemedânî'nin "Cami-üt-Tevarih" adlı eserinde ise Nizamülmülk ve Hasan Sabbah, Ömer Hayyam ile okul arkadaşları ve yakın dosttur. Yine bu kitapta yer alan bir başka bilgiye göre de Nizamülmülk'ün bilgisine çok güvendiği için devlet yönetiminde Hayyam'a akıl danışmak istediği ancak Hayyam'ın, saray entrikalarından uzak kalmak istediğinden Nizamülmülk'ün teklifini reddettiği anlatılır.

Ayrıca Hasan Sabbah, Nizamül-Mülk ve Ömer Hayyam'ı Amin Maalouf da "Semerkant" isimli eserinde biraraya getirir. Romanın konusu da Ömer Hayyam'ın "Rubailer"i üzerinedir. "Semerkant"ta Amin Maalouf, Ömer Hayyam’ın dörtlüklerini yazdığı "Rubaiyyat" adlı eserini aramaya çıkan bir Amerika’nın yaşadıklarını anlatır. Romanın sonunda "Rubaiyyat" kitabı Titanic’le birlikte denizin dibine gömülür...



AMİN MAALOUF- SEMERKANT ADLI KİTAP'TAN...

"Alamut'a bir birlik gönderildi. Birliğin başında Sultana sadık bir Emir bulunuyordu.
Görünürde, İsmaililerin elindeki kaleyi almak söz konusuydu ama aslında, kuşku
uyandırmadan görüşmede bulunmak amaçlanıyordu. Olayların akışı en ince ayrıntısına
kadar gözden geçirildi. Sultan'ın, Nizam'ın İsfahan ile Alamut arasında bulunan Nihavend'e getirmesi kararlaştırıldı. Oraya gelindiğinde, Haşhaşiler işini bitireceklerdi. O günden kalma metinlere bakılırsa, Hasan Sabbah adamlarını toplayıp şöyle demiş: "Bu ülkeyi, Nizamülmülk denilen beladan kim kurtaracak?" Aralarından, Arrani denilen biri "ben" dercesine elini göğsüne bastırmış, Alamut reisi de ona bu görevi vererek "Bu, iblisin ölümü, mutluluğun başlangıcıdır" demiş.

Bütün bunlar ola dursun, Nizam evine kapanmış. Yanına varıp gelenler, gözden düştüğünü öğrenince onu yalnız bırakmışlardı. Bir tek Hayyam ve Nizamiye muhafızları evine girip çıkıyorlardı. Nizam, vaktinin büyük bir kısmını yazmakla geçiriyordu. Büyük bir çabayla kalemine sarılmış ve arasıra Ömer'e, yazdıklarını gösteriyordu. Hayyam, metni okurken bazen gülümsüyor, bazen surat asıyordu. Nice büyük adam gibi Nizam da, ömrünün sonbaharında, oklarını savurmaktan, hıncını çıkartmaktan kendini alamamıştı. Hele de Terken Hatun'dan... Kırküçüncü Bölüm, "Perde Arkasındaki Kadınlar" adını taşıyordu. Nizam şöyle demekteydi: "Eski günlerden birinde, krallardan birinin eşi kocasına hükmedermiş. Bunun sonucu olarak karışıklıklar ve anlaşmazlıklar çıkmış."


Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam