VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
28 Ağustos 2013 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > On barış kitabı
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

On barış kitabı

Bu pazar 1 Eylül Dünya Barış Günü. İşte 'her daim barış' diyen on kitap.










Yirmi Yıl Krizi 1919 – 1939
Yazar: Edward Hallett Carr
İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları
Türkçe
336 Sayfa
İstanbul, 2010
20 TL






E.H.Carr, geleceğin barışını kuranlara adadığı bu kitabında iki dünya savaşı arasında geçen yirmi yılı farklı değerlendiriyor. Hem gerçekçi hem de ütopyacı yaklaşımları eleştiren Carr, uluslararası dengelerin ele alınmasında nasıl bir perspektif geliştirebileceğimizi tartışıyor. Uluslararası siyaset biliminin henüz ayrı bir disiplin olarak ele alınmadığı bir dönemde yazılan ve Fred Halliday'ın “Yazılmaya başlandığı günden itibaren olayları yakından takip eden Yirmi Yıl Krizi, uluslararası ilişkilerin bugünkü tartışmalarıyla yakından ilişkili. Bir yanda dar ufuklu gerçekçi yaklaşımı, diğer yanda temelsiz ütopyacılığı eleştiren Carr'ın savları yapacağımız analizler için vazgeçilmez. Carr'ın kitabı, geleceğe, 21. yüzyıl dünyasına verilmiş bir cevaptır.” cümleleriyle değerlendirdiği bu kitap uluslararası siyaset bilimini ayrı bir çalışma alanı olarak kuran temel bir kitap niteliğinde.






Bir Türkiyelileşememe Öyküsü (Kürt Açılımı Hakkında Yazılar)
Yazar: Aydemir Güler
Yazılama Yayınevi
Türkçe
260 Sayfa
İstanbul, 2013
18 TL







Kürt ulusal hareketinin sözcüleri onlarca yıldır "Türkiyelileşmek" diye bir sorun tarif ederler, bu sorunu çözmeyi önlerine koyarlar. Partilerden söz ediliyorsa, hedef "Türkiye partisi" olmaktır.
Bu hedef bir dizi tarihsel nedenle hep emekçilerle ve sol hareketle ittifak kurmayı çağrıştırdı. Gerçekten de Kürt hareketi sendikalarda, meslek örgütlerinde etkin oldu, seçimlerde sol gruplarla ortak çalışmalar yürüttü. Ancak yetmedi. 2013'te ilan edilen İmralı açılımı, içerde AKP'nin İkinci Cumhuriyet rejiminin, dışarıda ABD'nin bölgesel hegemonyasının süreceğini varsayıyordu.

Bu perspektiften gittiğinizde Türkiyelileşemezsiniz. Tersine Türkiye'ye, farklı köken ve kültürlerden gelen halkımıza yabancılaşırsınız.

Bu derleme kitap işte böyle bir noktaya varan süreçte yazılan makalelerden oluşuyor. Kürt hareketinin Türkiyelileşememe öyküsü tartışılıyor.






Osmanlı Barışı
Yazar: İlber Ortaylı
Timaş Yayınları
Türkçe
240 Sayfa
İstanbul, 2010
15 TL







İlber Ortaylı'nın Osmanlı ekseninde geliştirdiği tarihçilik çizgisinden bir demet. Kitapta "Osmanlı Barışı" merkezde olmak kaydıyla Osmanlı aydınından hoşgörüyle, Türk aile yapısı ve son asırda uğradığı dejenerasyonun boyutlarından Osmanlı saraylarının 19. yüzyılda geçirdiği değişimlere; medresenin son güneşi dediği Cevdet Paşa'nın Avrupa tarihini nasıl okuduğundan Tanzimat'ın tarikatlara bakışına ve nihayet tarihten gelen marazi taraflarımızın yoğun olarak analiz edildiği çok yönlü bir çaba ile karşılaşacaksınız. Tarihçiliği sürekli yapılan bir antrenmana benzeten Ortaylı'nın, tarihin şaşırtıcı uçlarına açtığı yeni menfezleri olarak da görebilirsiniz Osmanlı Barışı'nı.

"Osmanlı Barışı (Pax Ottomana) şüphesiz bir sistemin adıdır ve son yıllarda Roma barışı (Pax Romana) gibi çok kullanılmaya başlanmıştır. Şunu söylemek gerek ki bu bir abartma tabir değildir, yanlış da değildir. Tarihin bir döneminde, Osmanlı İmparatorluğu'nun özellikle Balkanlar ve Ortadoğu'da kendini ortaya koymasıdır. Bugün Doğu dünyasında uluslar sorunun kökleri Osmanlı devrine gidiyor. Çözümsüzlükler kadar çözüm ümidi de Osmanlı devrine gidiyor.

İstanbul'un fethi ve II. Mehmed'in (Fatih) idaresi ile Osmanlı barışının temelleri atılmıştır. Osmanlı yeni dünya şartlarına intibak eden ve uluslaşmaya geçişi sağlayan son imparatorluktur. Yerel kültürleri yok eden koloni imparatorluklarının aksine (İngilizler Hindî sınıfını, Fransızlar Mağrib Arab medeniyetini yok ettiler) Osmanlı İmparatorluğu yerel kültürleri ve küçük hakları da ulus çağına taşımıştır.

Bu kitapta değişik başlıklar altında Osmanlı Barışı'nın izlerini göreceksiniz."
-İlber Ortaylı-






Filistin Barışı
Yazar: Jimmy Carter
Elips Kitap
Türkçe
197 Sayfa
İstanbul, 2008
15 TL








1948 yılında İngiltere'nin desteğiyle kurulan İsrail Devleti, devam edegelen Filistin ve Orta Doğu sorunu öncelikli olmak üzere dünya siyasi gündeminin odağındaki baş aktörlerden biri. ABD'nin ise hem Orta Doğu politikası hem de ülkesindeki Yahudi lobisi destekli özel ilgisi gereği, İsrail'in hamisi pozisyonu bir vakya olarak karşımızda duruyor. Bu çerçevede Filistin sorunu, ABD'nin dahli olmaksızın çözüme kavuşamayacak gibi gözüküyor.

Eski ABD başkanlarından Nobel Barış Ödülü sahibi Jimmy Carter, yayımlandığında İsrail yanlılarının yoğun eleştirilerine maruz kaldığı bu kitabında, gerek başkanlığı döneminde Filistin-İsrail sorununda taraflar arasında tesis edilmesine çalıştığı diyalog ve uzlaşma arayışlarını gerekse başkanlığı sona erdikten sonraki süreçte kurucusu olduğu vakıf aracılığıyla sürdürdüğü çabalarını kaleme alıyor. Kitap, beklentilerin üzerinde bir samimiyet ve nesnellik içeriyor, bu anlamda ön yargılara prim vermediğini söylemek mümkün. Sabık bir ABD başkanının Filistin sorununda ''barış''a vurgu yapması ve hatta onu mümkün görmesi tarihsel bir ilk ve Carter, cesaretiyle bunu başarmasının yanı sıra, çözümsüzlüğe sırtını dayayanları da huzurundan ediyor.





Barışı Aramak (Dilde, Hayatta, Kültürde)
Yazar: Doğu Ergil
Timaş Yayınları
Türkçe
272 Sayfa
İstanbul, 2011
14 TL







"Barışı beklemek, geleceği hakkında hiçbir tasarrufta bulunmayan edilgin insanların çaresizliğini yansıtır. Neyin geleceği belli olmaz. Barışın yolunu açmak gerekir. Barış, büyük zahmet ve özveriyle inşa edilmesi gereken ve herkesin kazanacağı bir süreçtir. Barışsızlık ortamından kısa vadede yararlananlar olabilir ama uzun vadede bu ortamda herkes kaybeder. Ama asıl kaybedilen, insani değerler ve umuttur. Umudun olmadığı yer ise ebedi cehennemdir."

Ülkemizin gündemini belirleyen pek çok sorun "çatışma çözümü" ve "çok kültürlülük" çerçevesinde çözülmeyi bekliyor. Uluslar arası alanda giderek yükselen birer değer haline gelen bu kavramlar bizim pek de aşina olmadığımız kavramlar. Oysa Türkiye'nin son yıllarda en fazla mesai harcadığı anadil ve anayasa tartışmaları, etnik sorunlar ve haklar, yani tüm bu "çözümsüz" görünen konular belki de çok kültürlülük, çatışma çözümü ve uyuşmazlık yöntemleriyle, dolayısıyla kurulacak bir "Barış Dili" ile üstesinden gelinebilecek meseleler.

Sosyolog ve siyaset bilimci Prof. Dr. Doğu Ergil bütün bu teorik tartışmalar neticesinde bu ülkenin barışı aradığı ortamda ortak bir barış dilini üretmek için yıllarının birikimini bir araya getirdi. Barışı Aramak, teorik tartışmalar içerisinde sıkışıp kalmış Türkiye için pratiğe dökülecek fikirler ortaya koyuyor.






Barışı Arayan Dünya
Yazar: Metin Külünk
Erguvan Yayınevi
Türkçe
265 Sayfa
İstanbul, 2007
12 TL






Savaşlar ve barışlar tıpkı geceler ve gündüzler gibi birbirini takip eden bir zincirin halkalarıdır. Daha adil ve dengeli barışlar, çok sayıda aktörün katılımı ve rızasıyla kurgulandığından, daha uzun ömürlü olmayı başarmaktadırlar. Uluslararası sistemin istikrarlı bir dinginlik içerisinde olmasının ön koşulu da budur. Sistemin egemen güçlerinin pervasızca tasarladığı bir model içerisinde yapılandırılması yerine daha fazla aktörün sahip çıktığı bir denge içerisinde şekillendirilmesi esastır. Gerçekten barışını arayan bir dünya, böyle bir mantık içerisinde kurgulanabilir.






Barışı Konuşmak (Teori ve Pratik Çatışma Yöntemi)
Kolektif
ODTÜ Geliştirme Vakfı Yayıncılık
Türkçe
472 Sayfa
Ankara, 2013
22 TL






Katkıda Bulunanlar; Ali Yıldız, Bilal Sambur, Dilek Latif, Duygu Özlük, Fırat Çapan, Havva Kök Arslan, Hayati Ünlü, Hüseyin Bağcı, İdris Demir, Kısmet Metkin, Mustafa Cüneyt Özşahin, Mehmet Büyükçiçek, Mehmet Fatih Öztarsu, Merve Seren, Metin Aksoy, Murat Çemrek, Neslihan Akbulut Arıkan, Nezir Akyeşilmen, Özlem Dirilen Gümüş, Pınar Akpınar, Sağah Tekin, Yılmaz Ensaroğlu, Yusuf Çınar, Yusuf Özer

Dünyada çatışma yönetiminin barışçıl metotları giderek yaygınlaşırken, her sorununu çatışmaya dönüştürme becerisini gösteren ülkemizde, bu disiplin uzun bir süre hem uygulamada hem de literatürde görmezden gelindi. Türkiye her sorununu bir çatışmaya dönüştürmede oldukça yeteneklidir, fakat yeteneği bununla da sınırlı değildir: Hiçbir sorununu çözmemekte de büyük bir maharet sahibidir.

Sorunların barışçıl yollarla çözülmesi öğrenilen bir şeydir ve tercih edilmelidir. Üstünde yaşadığımız bu coğrafyada maalesef çok uzun bir süredir çatışmacı bir kültür hâkimdir. Sadece içerimiz değil dört bir tarafımız da çatışmalarla doludur. Çatışmanın barışçıl yollarla çözülmesi mümkün ise bu işe Barışı Konuşmakla başlanabilir. Bu kitap içerdiği teorik ve kavramsal analizler, değerlendirmeler, dünyadaki belli başlı çatışmaların çözülme yöntemleri, barışa giden yolda tekrar eden desenler ve çıkarılan derslerle az da olsa ülkemizdeki barış eğitimine, bilincine, kültürüne, ahlakına ve toplumda barışçıl ilişkilerin gelişmesine katkı sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.






Barışı Hayal Etmek
Derleme
Metis Yayınları
Türkçe
292 Sayfa
İstanbul, 2005
5 TL







UNESCO Büyük Toplantı Salonu'nda 19-20 Aralık 2002 Tarihleri Arasında Yapılan Uluslararası Forum

Evrensel Kültürler Akademisi 19-20 Aralık 2002 tarihinde, Nobel Barış Ödülü sahibi Elie Wiesel'in başkanlığında barış üzerine bir forum düzenledi. Barışı Hayal Etmek, aralarında Paul Ricoeur, Julia Kristeva ve Umberto Eco gibi isimlerin de yer aldığı çok sayıda yazar, bilimci ve düşünürün katkılarıyla gerçekleşen bu forumun tutanaklarıyla hazırlandı. İkinci Körfez Savaşından kısa süre önce yapılan toplantı, içerdiği ve dışarıda bıraktıklarıyla dünyamızın vardığı noktaya ışık tutuyor.

Ne umabiliriz? Barışı nasıl hayal edebiliriz? Kitaptaki tartışmalar, "barış" sözcüğünün, barış arayışında olduğunu söyleyen kişilerce bile ne kadar yanlış kullanıldığından Avrupa'nın barışın merkezi olmaya niye bunca uzak kaldığına kadar pek çok konuda düşünmemizi sağlıyor. Özellikle filozofların ve edebiyatçıların katkılarıyla barışı tahayyül etmek için ipuçları sunuyor.

Dünyanın barış aktivistlerine çok muhtaç olduğu bu çağda, imkânları ve sınırlılıkları sergileyerek, hem barışa giden yolun zorluğunu hatırlatmak hem de barış yolunda atacağımız adımlarda düşünmemiz gerekenlerin bir dökümünü yapmak için yayımlıyoruz bu kitabı.






Yıldız Savaşları: Uzaya Yerleştirilen Silahlara
Karşı Barış İçin
Yazar: Karl Grössman
Metis Yayınları
Türkçe
96 Sayfa
3 TL
İstanbul, 2003


Uzaya Yerleştirilen Silahlara Karşı Barış İçin

ABD hangi gerekçeyle uzayı silahlandırmak istiyor? Uzaydan izleniyor olmanın huzursuzluğuna şimdi bir de her an uzaydan vurulabilir olma korkusu mu eklenekecek?

Irak'ın işgaliyle saldırgan tavrı ayyuka çıkan ABD, tüm dünyayı bir felakete götürmenin hazırlığında. Soğuk Savaş dönemindeki uzaya silah yerleştirme projeleri bir bir hayata geçiriliyor. Bush yönetimi, uzaya hakim olarak dünyanın mutlak lideri olma hayalinin peşinde. Bu durum diğer ülkelerin ya tamamen teslim olmasına ya da uzayı silahlandırma konusunda ABD ile rekabete girmesine neden olacak.

Bu kitapta Excalibur projesinden uzay temelli lazerlere kadar yapılan planların belgeler ışığında gözler önüne serildiğini göreceksiniz.






Analar, Yoldaşlar, Tanrıçalar: Kürt Hareketinde Kadınlar ve Kadın Kimliğinin Oluşumu
Yazar: Handan Çağlayan
İletişim Yayınevi
Türkçe
278 Sayfa
20 TL
İstanbul, 2009





"Kadın siyasette özne mi nesne mi? Kadınların siyasete girmesi siyaseti değiştirir mi, kadınları değiştirir mi? Elinizdeki kitap, kadınların siyasette özne olup olmadıklarının tartışıldığı bu dönemde çok önemli bulgularla bu sorulara etraflı bir yanıt verme niteliği taşıyor. Kürt kadınlarının 1980'li yıllardan itibaren önce geleneksel kadınlık rolleri çerçevesinde, ardından siyasal söylemin mümkün kıldığı biçimde, en nihayet de kendi sorunlarına da çare arayıp siyasetin kendisini dönüştürmeye varan siyasete katılım süreçlerini bu kitap detaylı bir şekilde inceliyor.

Acının hak talebine dönüşmesi için yaşananları siyasi bir söyleme oturtacak bir söylemin gerekliliğine dikkat çeken bu çalışma, bu dönüşümün kişisel ve kolektif öznelerin inşa edilmesine bağlı olduğunu gösteriyor. Acının siyasallaşmasının çeşitli biçimleri olabilir. Bir biçimi sürekli olarak acının yol açtığı yarayı gündeme getirmeye odaklanırken, farklı bir yolu da bu acının tarihselliğine vurgu yapmaktır. Tarihî olgular acıyı siyasallaştıran söylemce kurgulanırken belli seçimler yoluyla yeniden yazılır ve hakkın nereden, nasıl ve kimler tarafından talep edileceğini, yani acının kimin acısı olduğunu da belirlemiş olur. Yaraya odaklanmak ise acıyı çekenle çektiren arasındaki farkın göz ardı edilmesine olanak tanır. Handan Çağlayan'ın çalışması, bu süreçlerin nasıl işlediğine ilişkin ipucu vermesi açısından da önemli bir başlangıç yapmaktadır."
-Nükhet Sirman-

Paylaş

Öyleyse ‘Yaşasın edebiyat!’ Geçen ay Grand Pera Emek Sineması’nda çok önemli bir edebiyat davetine katıldım. Davet önemliydi çünkü,Türk edebiyatının “yaşayan” 50 şairinin/yazarının, kendini, edebiyatını ve hayata bakışını anlattığı “Yüz Yüze Konuşmalar, Yaşayan Edebiyat” projesi tanıtıldı.

Devam