VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Aralık 2014 Pazar | Anasayfa > Haberler > Öpücükle mühürlenen bilim XXX
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Öpücükle mühürlenen bilim XXX

“Hadi öpüşün de barışın” sözünde önemli bir gerçekliğin olduğunu biliyor muydunuz? Dahası kimi zaman romantik, kimi zaman bağlılık, kimi zaman sosyal bir nezaket göstergesi olan öpüşmenin tahminlerin çok ötesinde bir tarihi olduğunu ve günümüze dek uzandığını. Sheril Kirshenbaum’ın “Öpüşmenin Bilimi” kitabı bu ilginç dünyayı anlatıyor

Murat Can Aşlak

Sıkı Dostlar (Friends) 1994 Sezon: 1, Bölüm: 2
Chandler: Bence öpüşmek, biz erkekler için ön grup gibi bir şey... Yani, Pink Floyd sahneye çıkmadan önce oturup izlediğin stand-upçı gibi.
Ross: Evet, ve hani komedyeni sevmediğimizden değil. Aslında... Sadece bileti komedyen için almıyoruz.

Chandler: Sorun aslında şu: Konser bittikten sonra, ne muhteşem olursa olsun, siz kızlar yeniden komedyeni istiyorsunuz. Biz o sırada dönüş yolunda trafikle boğuşuyoruz... Aslında zar zor uyanık duruyoruz.

Rachel: O zaman size bir ufak uyarı: O komedyen hemen geri gelecek! Yoksa bir dahaki sefere kendinizi evde albümü tek başınıza dinlerken bulursunuz!

Altı milyar insan toplumsal ve romantik bir gelenek olarak öpüşüyor. Sevinç, tutku ve şehvet, aşk ve sevgi, bağlılık ve huzur, sosyal nezaket ve gereklilik, üzüntü ve dua öpücükleri her gün dünya yüzeyini şapırtısıyla kaplıyor. Bazen aşk ve tutkunun sembolü, bazen arkadaşlar arası üstün körü bir selamlama. Tek taraflıysa karşındakini neresinden öptüğün sosyal konumunu ifşa ediyor; yukarıdan aşağıya: Alın, yanak, el, etek, ayak...
Bir deniz biyoloğu ve bilim yazıları yazan bir gazeteci olan Sheril Kirshenbaum, konuşulmayan bir lisan olarak hizmet eden bir iletişim aracı olan öpüşmenin popülaritesinin gölgede kalan nedenlerini bilimsel bir çerçeveye oturtulmuş, eğlenceli ve sürükleyici kitabında anlatıyor.
Öpüşmenin resmini çekerken kullanılabilecek bilimsel araştırmaların ve tarihi kayıtların sınırlarını zorlayacak derinlikle araştırması, kaynakçadaki referans sayısını kitabın toplam sayfa sayısının üzerine taşımış. Temelini bu kadar bilimden alan bir kitabın akıcılığı yakalaması, her sayfada bir sonrakini merak ettirmesi övgüyü hak ediyor. Kitabın hiçbir bölümünde kaybolmak ya da kafa karışıklığı yok; duru ve teknik terimlerden olabildiğince uzak bir üslup kitabın tamamına hakim.

10 ÖPÜŞME TAVSİYESİ

Kabaca kitap üç bölümden oluşuyor; öpüşmenin evrimsel ve kültürel tarihi, öpüşmenin kimyası ve öpüşmenin geleceği. Bonus bölüm, temelini yine bilimden alan “Öpüşürken Kullanabileceğiniz 10 Tavsiye” ile 200 sayfalık kitap nihayete eriyor.
İlk bölüm öpüşmeyi çevresel etkiler ve evrim ekseninde inceliyor. Yani, öpüşmek doğamızda mı var, yoksa kültür gibi çevresel etkilerin bir sonucu öğrendiğimiz bir şey mi? Kirshenbaum öpüşme ve öpüşme benzeri davranışları açıklayabilecek pek çok teoriyi önce önümüze seriyor. Sayfalar ilerledikçe yazarın olası teoriler arasında tek şampiyon aradığı bir turnuva yaratmadığına, tezlerin dayanışma içinde olduğu bir takım oyununu göstermeye çalıştığına yavaş yavaş ayıyoruz.

Ortaya konan ilk tez renkli görüşün evriminin sonuçlarından süzülüyor. Gece ve gündüzün ilk insanların hayatındaki kritik etkisiyle ilk isimlendirilen renkler beyaz ve siyahken, üçüncü sırada kırmızının olmasında bir keramet var. Kırmızı toplayıcı toplum için olgun meyve demek . Kırmızı, beslenmek ve kalori demek. Yani, kırmızı eşittir ödül. Kırmızı eşittir dudaklar, o da eşittir ödül. Ruj kullanımının Sümer Uygarlığı kadar eski olması, Romalıların ve Antik Yunanlıların şarap ve boyalarla dudaklarını daha kırmızı yapma çabası, atalarının yüz binlerce yıldır kırmızı peşinde koşmalarının sonuçlarından biri olabilir.

Freud ile Morris ise öpüşmenin kökenini bebeklik döneminde arıyorlar. İlki öpüşmeyi meme yoksunluğunu gidermeye bağlıyor; ikincisi bebeklikteki olumlu duyguları canlandıran bir eylem olarak görüyor. Şunu unutmayalım, bugün her köşe başındaki bakkalda bulunabilen bebek mamaları 1927 öncesinde dünyanın hiçbir yerinde yok. İnsanlık tarihi boyunca anneler “macunlaştırma” yöntemiyle bebeklerini beslemişler. Dudak temasını gerektiren bu yöntemde anne önceden çiğnediği yiyeceği yavrusunun ağzına veriyor. Bebek için, dudak dudağa değince ödül geliyor.

Öpüşme benzeri davranışlar hayvanlarda ve birbirinden kopuk kültürde tarih boyunca kullanımı incelendiğinde, biyolojik temellerini yok sayabilmemiz için fazla yaygın olduğu gözüküyor. Tarih boyunca sağlık ya da ahlaki nedenlerle öpüşmeyi yasaklama çabalarının nafile kalması da cabası.

“Koko’ya uygun bir eş bulma zamanı geldiğinde Dr. Patterson ona hayvanat bahçelerindeki erkeklerin video görüntülerin gösterdi. Böylece kiminle tanışmak istediğine karar vermesi mümkün olacaktı. Goriller, kendi eşlerini seçmek ister. Araştırmacılara göre Koko beğenip beğenmemesine bağlı olarak her birey için başparmağını aşağı indirecek veya yukarı kaldıracaktı; Chicago dışındaki Brookfield Hayvanat Bahçesi’nden 400 kiloluk Ndume isimli erkek monitörde belirene kadar... Koko ekranda onun görüntüsünü görür görmez kimi tercih ettiğine dair bilim adamlarının kafasında hiçbir soru işareti bırakmayacak şekilde doğrudan dudaklarını Ndume’un ekrandaki görüntüsüne bastırdı.”
“Rüzgar Gibi Geçti”nin Rhett’i ile Scarlett’inin öpüşmesi ya da Eskimo kuniği ya da Polinezya okyanus öpücüğü ya da Fiji busesi arasında evrimsel olarak bir fark yok. Pekiyi ama nasıl oldu da ağız dan ağıza öpüşmek yayıldı ve öpüşmenin diğer sürümlerini küçük coğrafyalara hapsetti? Cevap Avrupa’nın yükselişinde ve kazananın kaybedenin adetlerini asla uygulamamasında: “Shakespeare’in oyunlarında, Dickens’ın romanlarında öpüşme bir sosyal beklenti ve herkes yapıyor gibi görünür. Batı kült ürünün en unutulmaz kadın ve erkek kahramanları zamanlarının çoğunu özel bir öpücük bekleyerek geçiriyorlar... Pamuk Prenses’ten Kurbağa Prens’e kadar bu hikâyeler çocukların beklediği mutlu sonla biter.

İçinde öpüşme olan ilk film “The May Irvin-John Rice Kiss” 1896 yılında çekildi. O günden bugüne yabancı kıyılara tekrar tekrar varan Avrupalı gemilerin yerini ekranlar, reklam panoları, romanlar ve dergiler aldı. Bugün öpüşmenin reklamı Coca-Cola reklamlarından fazla. Ancak yine de farklı tarzları olsa da öpüşmek kadim ve ortak. “ ’Aydın’ Avrupalılar gibi, onlar da kendi özel öpüşme biçimlerinin kendilerini üstün kıldıklarını düşünmüşlerdir. Aksine, biz bugün öpüşmenin hayvanlar aleminde yankılandığını, aslında insanları birbirlerinden ayıran değil, birleştiren bir uygulama olduğunu biliyoruz. ”

ÖPÜŞÜN DE BARIŞIN

Öpüşmenin kimyasına girince, başrol hormonların: Öpüşmenin beynimizin ödül mekanizmasının havucu dopamini ve bağlılık hissini uyandıran oksitoksini dolaşıma saldığını artık biliyoruz. Ancak tüm hikaye bu kadar basit değil. Öpüşme sırasında beş duyudan da beyne sinyal gidiyor. Ancak belki de en önemli sinyalleri burnumuzla topluyoruz. Doğa, eşinizi seçerken sizin muhakemenize fazla güvenmemiş ve kendisi bir ön-elek hazırlamış bile: Farklı bağışıklık sistemleri olan çiftlerin çocuklarının daha fazla hastalığa karşı dirençli olduğundan hareketle, omuzunuzda oturan Eros’un sadece sizden farklı bağışıklık sistemi olanlara ok fırlatmasına izin veriyor. Doğa, üşenmemiş bağışıklık sistemlerimizi kokularımızın içine gömmüş.
1995’te yapılan Terli Tişört Testi’nde 44 erkek iki gece üst üste aynı tişörtleri giydiler ve ardından bu tişörtler 49 kadın tarafından koklandı. Hemen hemen her kadın kendi bağışıklık genlerine uzak genlere sahip olan erkeklerin kokusunu daha çekici buldu.

Sadece hamilelik dönemlerinde, hormonal değişiklikler sebebiyle bağışıklık sistemi bize benzeyenlerin yakınında uzun süre durmaktan hoşlanıyoruz. Burada da oyun şu: Hamilesin, başka eş arama ve sana benzeyen ailene sokul. Gebelik önleyici haplar da vücudu hamile olmadan hamile olduğuna inandırma hilesiyle çalıştığı için bazı güzel giden ilişkiler, korunma yönteminin değişmesiyle bir anda ters yüz edebilir.
Öpüşmenin kimyası bölümü, “Haydi, öpüşün de barışın” sözünü daha anlamlı hale getireceğinin size garantisini veririm.

KADINLAR VENÜS’TEN, ERKEKLERSE KOLAY

Koku konusuna girince Kirschenbaum, spotları kadınlar ve erkekler arasındaki farka çeviriyor. Sınırsız spermin karşısında 400 yumurtaya sahip kadınlar öpüşmeye erkeklere oranla çok daha fazla değer veriyor ve öpüşmeyi ilişkinin durumunu tartmak için bir tür turnusol testi olarak görüyorlar. Cengiz Han ’ın yaşayan her 200 erkekten birinin doğrudan atası olması, durumu anlaşılabilir kılıyor.

Öpüşmeler üç adımda yeni jenerasyonun oluşmasını destekliyor. Önce cinsel dürtüleri uyandırıyor ve çocuk yapmanın birinci koşulu yerine getirilmiş oluyor. İkinci adımda romantik aşkı doğuruyor; bir kişiye bağlılık oluşuyor ve zürriyetteki DNA’ların sahiplerini bir ÇİFT’e dönüştürüyor. Üçüncü adımda da bir anlamda bağlılık ve güvenlik aurası oluşturuyor; böylece en azından çocuk yetişene kadar çiftlerin beraber kalmasına destek atıyor. Bu üç etkiye bakınca, Özel Bir Kadın ( Pretty Woman 1990) filminde Julia Roberts’ın müşterileriyle öpüşmeyi reddediyor olması gayet anlaşılabilir.

15 gün sonra yılbaşı ve “Öpüşmenin Bilimi” bir ökseotu altına rezervasyon yaptırmanız için size pek çok neden verecek.

“Nasıl oldu da dudakları bir araya geldi? Nasıl olur da kuşların şarkı söylemesini, karların erimesini, gülün açmasını, şafağın titr eyen tepenin zirvesinde, keskin şekilli ağaçların arkasında beyazlamasını sağlar? Bir öpücük... Ve her şey söylenmiş olur. Victor Hugo ”

(*) Okuma yazmanın üst tabakanın ayrıcalığında olduğu zamanlarda anlaşmalar “X” işaretiyle imzalandıktan sonra öpülerek mühürlenirdi. Ne ilginç ki, günümüz yazışmalarında da XXX işareti öpücük anlamına geliyor.

Paylaş