VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
10 Nisan 2011 Pazar | Anasayfa > Haberler > Orhan Kemal’in kayıp romanı 51 yıl sonra bulundu: Yüz Karası
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Orhan Kemal’in kayıp romanı 51 yıl sonra bulundu: Yüz Karası

“Hanımın Çiftliği” dizisi, “72. Koğuş” filmi derken popüler kültürün Türk edebiyatının en büyük ve en önemli yazarlarından Orhan Kemal ile flörtü tüm hızıyla sürüyor. Ama yeni yayınlanan orijinal bir eser bütün bu uyarlamaları gölgede bırakacak gibi. Zira usta kalem Orhan Kemal’in daha önce hiç yayınlanmamış ve bugüne kadar gizli kalmış bir romanı bulundu. 1960’ta yazılıp tarihin tozlu sayfaları arasında kaybolan “Yüz Karası” tam 51 yıl sonra gün ışığına çıktı. Bu ay Everest tarafından yayınlanacak olan kayıp romanın keşfini, Orhan Kemal’in oğlu Işık Öğütçü ilk kez VatanKitap’a anlattı.

Mine Akverdi

30 Haziran 1960’da, bir akşam gazetesi olan İstanbul Son Saat’in sayfalarında yer alan şu anons dikkatleri çekiyordu: “Yarından itibaren her satırında sizi durduracak, düşündürecek, heyecanlandıracak bir romanı sütunlarımızda takibe başlayacaksınız; ‘Yüz Karası’.

Orhan Kemal, eseri İstanbul Son Saat için hazırladı!”



Bu anonsun hemen altındaysa, Türk Edebiyatının usta kalemi Orhan Kemal, kendisiyle yapılmış röportajda eserini şu sözlerle anlatıyordu: “‘Yüz Karası’ romanının konusunu benden mütemadiyen soruyorlar. Bu roman düşük iktidarın hicvi midir? Bu adamlarla bir alış verişin oldu da kuyruk acısı mı vardı? Falan filan. İktidara geçmiş hiçbir partiye bağlanmadım. Tamamıyla bağımsızım. Bu bakımdan parti ve partililerle alış verişim olmadı. Menfaat sahasına da girmediğim için hiçbir kuyruk acım da yok! ‘Yüz Karası’ fakir bir ailenin iki çocuğuna zaman zaman ailesi tarafından verilmiş bir vasıftır. Haylaz, işsiz güçsüz bir delikanlı, ailesi tarafından bu türlü nitelendirilmiştir. Buna karşılık yüksek tahsilini ikmal etmiş ailesi tarafından tutulan, üstüne titrenen ağabey, uzun yıllardan sonra asıl yüz karası vasfını alacak işler yapmıştır. Roman fakir bir ailenin ümitlerini ıstıraplarını; hayal kırıklıklarını belirten hümanist bir eserdir”...

Her şey bundan 3-4 ay önce, 51 yıl öncesine ait bu gazeteden kesilmiş ve bugün artık sararmış ve yıpranmış bir gazete kupüründe yer alan röportajdaki bu sözlerle başladı. Orhan Kemal’in oğlu Işık Öğütçü, bu röportajdan yola çıkarak bugüne kadar varlığını hiç bilmediğimiz, hiç yayınlanmamış, ya gizli kalmış ya da unutulmuş bu Orhan Kemal romanının peşine düştü. Ve kayıp roman “Yüz Karası”nı tefrika halinde tarihin tozlu sayfaları arasından bulup gün ışığına çıkardı. Bu ay Everest tarafından yayınlanarak ilk kez bir kitap formunda okuyucuyla buluşacak olan romanın müthiş keşfini Işık Öğütçü’den dinledik.

Hiç yayınlanmamış ve hiç bilinmeyen bu Orhan Kemal romanın varlığını nasıl keşfettiniz?



Babam öldükten sonra, daha önceden toplamış olan gazeteler tasnif edilip klasörlendi. Bu klasörün içinde 30 Haziran 1960 tarihli, babamın bir röportajının yer aldığı bu gazete kupürü de vardı. Ben zaman zaman o klasörleri açıp inceliyordum. O röportajı da daha önce görmüştüm ama nedense hiç okumamıştım. Bundan 3-4 ay önce yayıneviyle konuşup babamın röportajlarını bir kitap halinde toplamak istedim. Güzel fikirleri, düşünceleri var röportajlarında. Yayınevi de bu fikre sıcak baktı. Sonra röportajları arasında 30 Haziran 1960 tarihli olanına bakarken orada yazdığı “Yüz Karası” adlı bir kitabın konusunu kısaca özet geçtiğini fark ettim. Ve o anda “Ben böyle bir kitabını bilmiyorum” dedim. Bazen bazı romanlar ilk kez tefrika olarak yayınlandığından farklı isimle yayınlanabiliyor, sonra kitap haline geldiğinde ismi değişebiliyor. Önce “öyle mi acaba” dedim. Ama babamın her kitabını 10 kere okudum ve bu onların hiçbiri değildi. Milli kitaplığa gidip arşivleri aramaya giriştiğimde sonunda “Yüz Karası”nı buldum. İstanbul Son Saat gazetesinde 60 gün art arda yayınlanmış bir tefrikaydı. Bir sayısı eksikti. O eksik sayıyı da Beyazıt Kütüphanesi’nden buldum. Böylece bir anda Orhan Kemal’in hiç bilinmeyen bir romanıyla karşı karşıya kaldım. Kayıp roman 51 yıl sonra ellerimdeydi.



Bu size neler hissettirdi?



İnsan çok duygulanıyor. 51 yıl önce babamın yazdığı bir roman... İnsan hayret ediyor. Böyle sürprizlerle kendini hatırlatıyor. Son sürat yayına hazırladık...



BU KEŞİF ANADOLU’DA

PETROL BULMAK GİBİ



Bu kitap neden yayınlanmamış acaba?



Tefrikalar 200, 300 sayfalık bir roman ise, gazeteler hikayeyi sonuna kadar vermezmiş. Bir yerde keser, ‘romanın sonunu kitaptan okuyun’ dermiş. Bu 101 sayfalık bir kitap. Babamın daha ilerde roman olarak yayınlamak üzere, üzerinde biraz daha çalışmak için bir kenara kaldırıldığını düşünüyorum. O röportajında da dile getirdiği gibi o sırada “Gurbet Kuşları” üzerinde çalışıyormuş. Bu süreçte “Yüz Karası” bir kenarda unutuldu sanıyorum. Çok enteresan çünkü evde bununla ilgili bir dosya, bir kopya, daktilo edilmiş hiçbir şey yok.

Şimdi roman tefrika edilmiş haliyle Everest tarafından yayınlanıyor. Orhan Kemal burada olsa yayımlanmadan önce üzerinde çalışılıp değiştirir miydi sizce?

“Bereketli Topraklar Üzerinde” de tefrika edilmiş, sonra romanlaştırılmış. Ama babam romanın ikinci baskısında çok farklı eklemeler, değişiklikler yapmış. “Murtaza”da da aynı şey var. Hatta “Şimdi bu roman oldu” diyor düzeltmelerden sonra yayınlanan kitabın önsözünde.



“Yüz Karası”nın bulup ortaya çıkarmak nasıl bir anlam taşıyor?



Bu, Anadolu’da petrol bulmak gibi bir şey. Araştırması bana düşüyor, onurunu ben yaşıyorum. Büyük bir keyif yaşıyorum. Konusundan çok Orhan Kemal’in 49. bir eserinin daha gün ışığına çıkmış olması önemli. Bu büyük olayı okuyucuyla paylaşmak önemli. Ama bu müthiş keşif müthiş bir heyecan da oluşturdu. 11 yıldır Orhan Kemal Müzesi’nin işleriyle uğraşıyorum ve şimdi “belki bir yerlerde gizli kalmış daha başka şeyler de vardır” diye düşünüyorum.



ORHAN KEMAL BİR DERYA



11 yıl önce kurduğu Orhan Kemal Müzesi ile babasının ismini ve eserlerini yaşatmak için kolları sıvayan Işık Öğütçü, Orhan Kemal’e dair yayınlanacak daha pek çok şey olduğunu söylüyor: “Babam bir yazı fabrikasıydı. Devamlı yazıyordu. Bu doğaüstü bir şey. Onun hızına nasıl yetişilir herkes şaşıyordu. Yaşar Kemal bile hayret etmiş “Hâlâ şaşarım, Orhan Kemal o güzelim kitaplarını bu dert, bu bela içinde nasıl vakit bulur da yazar?” diyerek. Orhan Kemal bir derya. Ben 11 yıllık araştırmalarımda bilinmeyen şiirlerini, öykülerine ulaştım, düzyazılarını derledim, babası Abdülkadir Bey’in anılarını yayınlattım, ona dair pek çok şeyi okurla paylaştım. Mektupları var, şimdi onun üzerinde çalışıyorum. İki kitabını oyunlaştırdım, önümüzdeki yıl devlet tiyatrosunda oynanabilirler. 2014’te de 100. yaşı vesilesiyle bir fotoğraf albümü düşünüyorum.

Çekilen dizileri ve filmleri de Orhan Kemal’in eserlerinin ve isminin devam etmesi açısından önemsiyorum. O insana karşı saygı duruşunda bulunuyoruz bu çalışmalarla. Şu anda reytinglere bakınca 25 30 milyon kişi bu diziyi izliyor. Ne kadar uğraşsanız bir kitabı bu kadar kişiye okutamazsınız.



‘YÜZ KARASI’ NE ANLATIYOR



Türk Edebiyatı’nın ‘gerçekçi’ damarının en önemli temsilcilerinden biri olan Orhan Kemal’in romanları ezenlere ve ezilenlere, insan-toplum ilişkilerine, yoksul kesimin, işçilerin, öğrencilerin, “kerhanedeki adamın” yaşamına ayna tutar. Yeni gün ışığına çıkan “Yüz Karası”nda ise Dondurmacı Baba İlyas’ın ailesini anlatır: Baba İlyas’ın iki kızı iki oğlu vardır. Kızlarından birisi fabrikada çalışmaktadır. Diğeri ise üç yaşındadır. Oğlunun biri futbolcu- Memed- diğeri İstanbul’da tıp öğrencisidir. Karısı ise pazarda tere, nane, maydanoz satar. İlyas büyük oğlunun doktor olup, memleketine dönüp kendilerini sefaletten kurtaracağı günleri beklemektedir. Küçük oğlunu haylaz, tembel ve “Yüz Karası” olmakla suçlar. Onu hep, İstanbul’daki ağabeyiyle kıyaslar ve aşağılar. Küçük oğul, bu aşağılanmalardan sonunda bıkar ve o da kapağı İstanbul’a atar. Çeşitli işlerde çalışır ama hayalinde hep büyük bir kulüpte çok ünlü bir futbolcu olmak vardır. Ağabeyi İstanbul’da çok sefalet çekmekte ve ailesinin ona gönderdiği azıcık parayla okulunu bitirmeye çalışmaktadır. Onun da hayalinde hep çok zengin bir kızla evlenip, ünlü bir doktor olmak vardır. Kardeşini o da hiç beğenmez, hep onu aşağılar. Oturduğu evin yan odasına bir gün alkolik bir babayla güzel ama mahzun kızı - Masume - taşınır. Bu arada küçük kardeş de ağabeyinin yanına bekar odasına yerleşir... Mâsume’nin ölümüne varan olaylar sonunda kimin aslında “Yüz Karası” olduğu ortaya çıkacaktır...

Işık Öğütçü romanın bu olay örgüsünün ardında başka ilginç detaylar da olduğunu söylüyor. Buna göre Orhan Kemal “Yüz Karası”nda, Demokrat Parti’nin bütün mahalle ve evlere nüfus etmek için yürüttüğü, tıpkı Nazi SS subaylarının uygulamalarını andıran, Vatan Cephesi uygulamalarının iç yüzünü de anlatıyor. Romanın vurucu cümlesi ise şu: “Hayat herkesin katıldığı başsız ve sonsuz bir koşudur.”


Paylaş

Öyleyse ‘Yaşasın edebiyat!’ Geçen ay Grand Pera Emek Sineması’nda çok önemli bir edebiyat davetine katıldım. Davet önemliydi çünkü,Türk edebiyatının “yaşayan” 50 şairinin/yazarının, kendini, edebiyatını ve hayata bakışını anlattığı “Yüz Yüze Konuşmalar, Yaşayan Edebiyat” projesi tanıtıldı.

Devam