VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
21 Temmuz 2010 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Orhan Pamuk titiz yazardır ama yaptığımız işe güvendi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Orhan Pamuk titiz yazardır ama yaptığımız işe güvendi

İletişim Yayınları, 1500. kitabı Karl Marx’ın “Louis Bonaparte’ın On Sekiz Brumaire’i”yle okumak iptilasına tutulan müptelalara selam etmeye devam ediyor.

Canan Hatiboğlu

1983 yılında Murat Belge’nin girişimiyle kurulan, yayıncılık faaliyetlerine dergiler ve ansiklopedilerle başlayan İletişim Yayınları, 1990’ların başına kadar bu çizgide devam etti. 1988 yılında “YeniGündem” dergisinin kapanmasının ardından 1989 ’da daha uzun soluklu bir yayın faaliyetine yönelen yayınevini Ahmet İnsel ve Ömer Laçiner anlattı.

- İletişimin kuruluşundan başlarsak İletişim nasıl kuruldu?

A.İ: Murat Belge ve Birikim dergisinin etrafındaki arkadaşlar esas olarak Murat Belge’nin girişimiyle 1983 yılında Türkiye’de muhalefetin, farklı sesin, var olan siyasal baskıya karşı var olan yegâne muhalefet alanının fikri alanda ve devletin dışında bir alan olabileceğinden tespitinden hareketle İletişim Yayınlarını kurdular.

- Kâr-zarar mekanizması yayın politikanız üzerinde ne kadar etkili?

A.İ: Bu yayınevi banka kredisiyle kurulmadı. Büyük bir ölçüde Osman Kavala’nın maddi desteğiyle kurulmuştur. 1990’ların başından itibaren İletişim Yayınları olarak, dışarıdan sübvansiyon almadan, banka kredisine ihtiyaç duymadan kendi imkanlarımızla ayakta kalma stratejisi benimsemiştik ve bunu bugüne kadar sürdürdük. Bunu sağlamak için yayın politikamıza dikkat ettik. 1990’larda, o büyük enflasyon döneminde en büyük sorun bir kitabı basmak değil, satmak da değil, sattığının parasını almaktı. Bunun çaresi olarak biz 1990’larda kitapevleri açtık. İletişim Yayınları olarak öyle bir ilke kararımız var: Biz ticari bir kuruluşuz. Ama kârımızı maksimize etmek için varolan bir ticari kuruluş değiliz. Kendimizi bağımsız etmek üzere ticari kâr amacı güden bir kuruluşuz. Dolayısıyla siyasal olarak çok önem verdiğimiz bir yayını ‘para kazanılmaz’ zihniyetiyle reddetmeyiz. Ama bütün yayınlarımız hiç satmayacak kitaplardan oluşmuşsa da bunu döndüremeyeceğimizi bildiğimiz için de burada bir dengeye dikkat ederiz. Bizim amacımız karımızı her koşulda yukarıya çıkartmak değil, bizim amacımız bu yapıyı uzun süre ayakta kalır ve var olur kılmak, kurum haline getirmek.

Ö.L: Türkiye bir kitabı iyi hazırlayan, yayınları doğru olan, yayınlarına saygısı olan ve iyi eserlerin yayınlanmasının tercih edileceği bağımsız bir kurum olması İletişim Yayınları’nı farklı kılıyor. Fikir hayatına katkısı olduğunu düşündüğümüz, fikirlerine şahsen katılmadığımız eserler bile burada büyük bir özenle hazırlanır. Cemil Meriç’le bizim siyasi fikirlerimizin paralel olduğu söylenemez. Ama Cemil Meriç’in varisleri bilir ki o kitaplara başka hiçbir yerde gösterilmeyecek özen burada gösterilir, o yüzden burada yayınlanmasını tercih ederler. Bu hem İletişim’in yıllar içinde edindiği saygınlık hem de gereken özenin burada gösterileceğini bilmesidir. Biz düşüncesini iyi savunan ve önemli olduğunu düşündüğümüz yazarların eserlerine burada gereken önemi gösteriyoruz. Kitapları hazırlarken hiçbir fark gözetmeyiz.

- Orhan Pamuk’un yayınevi olmak nasıl bir şey?

Ö.L: Orhan Pamuk titiz bir adamdır aslında. Orhan Pamuk bize geldikten sonra, başka yerlerde gösterdiği titizliği sanıyorum ki bize göstermedi. İşin mâli, idari ve teknik kısımlarına çok ciddi müdahalede bulunan bir adamdır. Buraya geldiğinde de böyle başladı bu iş. Ama şu anda Orhan Pamuk’un dönüp arkasına baktığını söyleyemeyiz. İletişim de Orhan Pamuk’un kitabını yayınlamaktan onur duyar. Zamanla aramızda bir güven ilişkisi oluştu.

A.İ: Orhan Pamuk, arkadaşımız olduğu gibi bize farklı konularda da destek veriyor. Kendisi bizim klasikler dizimizin kitaplarını seçiyor, onlara önsözler seçiyor, sonsözler seçiyor. Dolayısıyla aynı zamanda editör olarak da çalışıyor.

- Keşke yayınlamasaydık dediğiniz kitap var mı?

A.İ: Keşke yayınlamasaydık dediğimiz kitap var ama utandığımız kitap yok. Bir yayın kurulumuz var sonuçta. Ama bizim bazen acele karar verdiğimiz kitaplarımız oldu elbette. Bunlar neyse ki küçük bir azınlığı oluşturuyorlar, çünkü İletişim Yayınları’nı bugün güçlü kılan etmenlerden bir tanesi de 27 yıllık yayın hayatımızda yayınladığımız kitaplardan halen satılmaya devam edenlerin sayısının çok yüksek olması. Bu∫şuna işaret eder: Biz okuyucunun hiç beğenmeyeceği, anlamsız, kendimizin beğenmeyip raftan çekeceği çok az kitap yayınlamışız. Bir yayınevini uzun vadede var eden de budur.

- Peki keşke biz yayınlasaydık dediğiniz kitap var mı?

A.İ: Bizim yılda yayınlayabileceğimiz bir kitap sınırı var. Biz yılda 120-140 yeni başlık basıyoruz. Daha fazla basmak isteyebileceğimiz kitap var; yerli, telif veya çeviri... Zaten yetişemeyiz. Çok imrendiğimiz, başka yayınevlerinden çıkmış∫, çıkmasından da memnun olduğumuz çok kitap var. Oyalandığımdan biraz da kendi kabahatim olan en yakın pişmanlıklarımdan biridir: İngiltere’de geçen sene “Engels Fraklı Devrimci” isminde, Engels’in çok güzel bir biyografisi yayınlandı. Ben bu kitabın çıktığını İngiliz bir kitap dergisinde okudum. Bir-iki hafta yayın kurulunda bahsetmedim, dikkatsizliğime geldi. Ondan sonra bahsettim. Bizim bir biyografi dizimiz var, oraya çok yakışacaktı. Müracaat ettiğimizde yayın hakları alınmıştı kitabın. Çok merak ediyorum o kitabın yayınlandığında nasıl olacağını, çünkü çok çok iyi bir kitap. Çıktığında Türkçesini herkese okumasını salık vereceğim bir kitap... İnşallah çevirisi iyi olur.

- Asla basmayız dediğiniz kitap var mı?

Ö.L: Asla diyemesek de best-seller tipi kitapları pek basmıyoruz. Mesela yaşam koçluğu yapan kitapları getirseler de basmayız, çizgimize uygun
değiller.

A.İ: İki tür best-seller var: Biri çıktığında çok satacak ve uzun vadede de klasik olacak... Bir de bugün okuyacağınız, ertesi gün unutacağınız kitaplar da var. Biz best-seller karşıtı değiliz, basmak isteriz. Ama bizim anladığımız best-seller tanımı tam olarak; on sene sonra dönüp baştan aşağı yeniden okuma olmasa da sayfalarını karıştırma ihtiyacı duyacağımız eserleri kapsıyor. 200-300 bin satacağından emin olunan ama milliyetçiliği pohpohlayarak bunu sağlayan kitabı elbette basmayız. İletişim sol bir yayınevidir ve sol bir yayınevi olmanın özelliğini de gösterir. Sol yayınevi olması buranın farklı bir yayınevi olduğu anlamına gelmez, ama bizimde bir Türkiye toplumunun değerler skalası içinde kendimize çizdiğimiz bir konum var.

Ö.L: Aşırı milliyetçi bir kitabı tabii ki basmayız. O tip kitaplar İletişim’in kapısından giremez. ‘Çok satacak’tan başka bir gerekçemiz yoksa biz bu kitabı kaldıramayız. Tabii kitap iyidir, çok satacağı daha basmadan bellidir; öyle bir kitabı elbette basarız. Best-seller basmayız diye bir şey yok. Arkasında durmayacağımız bir kitabı basamayız.

A.İ: Bizim sevdiğimiz kitapların çok satmasını biz de çok isteriz. Bu aynı zamanda Türkiye’deki genel zihniyet dünyasında da bir sıklet değişimi olduğu anlamına gelir, ama şu anda biz Türkiye’de çok satan ama milliyetçiliği, ırkçılığı, dini ya da siyasi herhangi bir bağnazlığı pohpohlayarak kışkırtıcı, insanları birbirine karşı kin ve öfke duymaya yöneltme potansiyeli olan kitapları kesinlikle basmayız.

“Marx solu anlamak için en önemli isim”

- Neden Karl Marx’ın “Louis Bonaparte’ın On Sekiz Brumaire’i”ni 1500. kitap olarak seçtiniz?

A.İ: 1500.kitabımız olarak bundan epey bir sene önce yayınlanmış ve bugün okuduğunuzda içindeki olaylar o dönemin olayları olmasına rağmen bize bugünü anlatan bir kitap olmasını istedik. Olaylar geçicidir ama bunu öyle bir anlatırsınız ki durum kalıcı olur. Bunu sadece Marx anlatmıyor elbette, daha liberal dünyadan alsak Adam Smith’i de alabilirdik. Marx’ın bugün hâlâ solu anlamak için en önemli isim olduğu kanaatindeyiz.

Paylaş