VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
06 Aralık 2009 Pazar | Anasayfa > Haberler > Orhan Pamuk"un Ka karakteri neden kül rengi palto giydi?
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Orhan Pamuk""un Ka karakteri neden kül rengi palto giydi?

Zeynep Ergun, kitabında üç yazarın, üç romanını analiz ediyor.

Fügan Ünal Şen

İtiraf ediyorum; “Erkeğin Yittiği Yerde” isimli kitabı bitirdiğimde, not defterime şu son satırı yazdım: Fügen’in bittiği yerde...

Bitmiştim gerçekten... Derin bir nefes aldım, koltuğa iyice yerleştim. Belli ki kendimi güvensiz hissetmiştim. Kitap yüreğimde şüphe ateşi yakmıştı. Artık her kitaba, kelimeye “Başka ne gibi manalar gizli?” diye bakacaktım. Kuşkusuz bu bana yepyeni ufuklar açacaktı, ama yine de kendime “Okuyup alt metnindekileri atladığım/ algılamadığım ne çok kitap vardır?” sorusunu sordurdu.

Zeynep Ergun, yıllar içinde okuyup kütüphaneme kaldırdığım üç özel yazarın, üç özel kitabını, Orhan Pamuk’un “Kar”, İhsan Oktay Anar’ın “Amat” ve Elif Şafak’ın “Baba ve Piç”ini büyük bir titizlikle incelemiş ve alt metinlerini okumuştu. Örneğin Orhan Pamuk’un “Kar”daki kahramanı Ka’nın neden siyah ya da kahverengi değil de kül rengi palto giydiği gibi... (Sevgili okur, burada hemen bir itirafta bulunuyorum: Zeynep Ergun yüzünden -evet, kesinlikle doğru kelime seçtim; yüzünden- kitapları bir kez daha, “Erkeğin Yittiği Yerde”de anlatılanlar ışığında okuma kararı aldım. Size de önerim budur.)

“KADIN YOKSA ERKEK DE YOK”
Üç yazar, üç roman, üç erkek ve bilinçaltında gizlenenler...

Zeynep Ergun, “Kadının eksik yaşadığı, baskılandığı, dışta bırakıldığı bir dünyanın erkekleri de kaçınılmaz olarak zedelenir. Yitip gider” diyor ve bu bakış açısıyla “Erkeğin Yittiği Yerde” kitabında üç yazarın üç romanını analiz ediyor... Orhan Pamuk’un “Kar”, İhsan Oktay Anar’ın “Amat” ve Elif Şafak’ın “Baba ve Piç” romanlarını... Böylece hem bu romanların satır aralarını hem de yazarların bilinçaltlarını gün ışığına çıkarıyor.

Zira Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu olan Ergun’un çalışması bana “Kelimelere kuşkucu yaklaşmak” gerektiğini bir kez daha gösterdi. Çünkü Ergun’a göre, bu üç yazar, bir yandan yüreklerinde ve beyinlerinde yarattıkları hikâyeleri kâğıda aktarmış ama bir yandan da seçtikleri her kelimeyle şifreler silsilesi yaratmışlardı. Bu şifrelerin çözümü ise bir sonuca varıyordu: “Kadının eksik yaşadığı, baskılandığı, dışta bırakıldığı bir dünyanın erkekleri de kaçınılmaz olarak zedelenecektir. Dayatılan erkek imgesi de aslında bu yaralanmış benlikleri zorlu açmazlara sürüklemekten başka bir işe yaramaz. Erkek yitip gider...”

TRAVMA SATIRLARDA GİZLİ
Şimdi biz de Ergun’un peşine takılıp sırayı da bozmadan Orhan Pamuk’un “Kar” romanındaki yitip giden erkeğin izini sürelim. Pamuk’un kitabındaki kahramanın adı Kerim Ala- kuşoğlu. Ama kahramanımız babasının verdiği bu adı taşımak istemediği için baş harflerinden ürettiği “Ka”yı kullanıyordu. Metni düz okuduğumuzda durum bu. Ama Zeynep Ergun’un okuma tekniği devreye girince şu sonuca ulaşıyoruz: Ka, Mısır’da mistik bir anlam taşır, Arap alfabesinde “kaf”ı hatırlatır. Ka’nın bir başka özelliği de Fars kaynaklı “Yarmak” fiilinden türemiş olmasıdır. Bu da bizi “Erkeğin ona biçilen kıstırıcı ve çökeltici hayattan kurtulabilmek için bir şeyleri yarması” gerektiğine götürüyor. Gelelim soyadına, Alakuşoğlu’na... Zeynep Ergun, “Buradaki erkek merkezcilik, ataerkil soy ve ata kavramlarına yaslanan yapı ‘oğlu’ son ekiyle kendini gösterir” diyor ve soruyor; “Türkçede ‘kızı’ sonekli bir soyadına ben hiç rastlamadım. Siz?”
Zeynep Ergun, “Nedense kusursuz bir İstanbul Türkçesi ile konuşan Kürt gençliği” saptamasıyla Pamuk’u inceden eleştirirken, kahraman Ka’yı da yaptığı çözümlemeler sonunda, “Yitirdiği hayatın peşinden sürüklenen ve erişilebilen kadınlardan ürken bir kişi” olarak tanımlıyor. Ka, annesinin ölümü üzerine hayalindeki kadını bulabilmek ve onun aracılığıyla kendine anlamlı bir kimlik oluşturmak için Kars’a yolculuk yapar çünkü. Yukarıda söz etmiştim; Ka, kül rengi bir palto giyer, diye. Zeynep Ergun’un analizi şöyle: “Pamuk bu rengi seçerek ölümü, renksizliği, cinsel tutkunun, ihtiras ateşinin sönüşünü ve külleşmesini hatırlatıyor.”

AMAT: “KADININ YİTTİĞİ YER”
“Kar” gibi İhsan Oktay Anar’ın “Amat”ını da “erkek metni” olarak tanımlıyor Ergun. Hatta ona göre “Amat”, metin olarak kadını tümden dışlamış. Tüm karakterler erkek. Bu romanda kadın, bir heykele, bir imgeye indirgenmiş durumuyla savaşçı bir askerin hayalinde var sadece. Görülen tek kadın da tahtadan oyulmuş.

Anar’ın romana başlarken Hz. Muhammed’e ve Kuran’a gönderme yapılması, erkek metnini sıraya yerleştiriyor. “Amat”ın ilk cümlesinde bütün bir kenti simgeleyen uyuyan dev, geleneksel kurgu açısından, hem çocuklar hem de kadınlar için ürkütücü ve sonuçta öldürücü bir erkek gücünü vurguluyor.

Ergun’un bir başka saptaması ise bana “Ee, yok artık. İhsan Oktay yazarken bunu hesap etmemiştir” dedirtti, itiraf etmeliyim. “Amat”ta 247 gemici olmasını şu şekilde açıklaması gibi: “247 sayısının on üçüncü beşgensi sayı olduğunu anımsadığımızda, beşgensi model bir gemi görünümündedir. Kapalı şekil yapısıyla kalyonu ‘rahmi’ anımsatır.” (Dedim ya bunu anlayıp kabullenmekte zorlandım!)

“Kar” ve “Amat”ı “Erkek sorunlarını, edilgen, kırılmış, kendilerini erkeksi kalıplar içinde yapılandıran erkeksi metinler” olarak tanımlayan Zeynep Ergun’a göre “Kar”da kadınların düzene karşı gösterebildikleri tek başkaldırı intihar. “Amat”ta ise “Kadın, sadece satır aralarında saklanan bir varlık.” Sonuç: Kadın yoksa erkek de yok!

YARILMIŞ NARIN ANLAMI
Ama “Baba ve Piç” öyle mi? Hayır... Adının erkek merkezli oluşuna rağmen romanın merkezi ve etkin gücü kadınlar. Anneler, büyükanneler, kızlar, kız kardeşler “Baba ve Piç”in merkezinde ve gerektiğinde en etkin iradeyi ele geçiriyorlar.
Ergun, “Elif Şafak, kapaktaki vajinayı çağrıştıran yarılmış nar görüntüsüyle romanında kadın sorununu öne çıkarıyor” diyor. Ayrıca “Baba ve Piç”in yok olan erkekler üzerine odaklandığını.

Tıpkı “Kar” ve “Amat”ta olduğu gibi “Baba ve Piç”te de İstanbul romanın merkez mekânı. Ama İstanbul erkekler için tehlikeli bir kent... Nitekim “Hem ‘Kar’da, hem ‘Amat’ta karakterler İstanbul’dan ayrılarak başka yerlere göçen, yer arayan erkekler. Bu ‘Baba ve Piç’in karakteri Mustafa için de geçerli. O da İstanbul’dan kaçıp Amerika’ya göçüyor. Ancak ‘Baba ve Piç’ başladığı gibi bir kadınla, Zeliha ile biter.”
“Baba ve Piç, erkeğin ölümlülüğünü, yitirilişini, açık bir biçimde dile getiriyor” diyen Zeynep Ergun bu durumu şöyle özetliyor: “İncelediğim üç roman erkek düzeninde kadının acı çektiğini söylüyor. Kadını ‘öteki’ diye kurgulayan erkeğin, ötekini örselerken, yaşamı ona dar kılarken, kendine verdiği zararı da göz önüne almak gerek. Sistem kadına acı çektiriyorken erkek de yitip gidiyor. Erkeğin yittiği yerdeyiz.”

Paylaş