VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
13 Şubat 2014 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Ortaçağ tarihi de Umberto Eco’dan
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Ortaçağ tarihi de Umberto Eco’dan

Geçtiğimiz aylarda yayınlanacağı haberini verdiğimiz, Umberto Eco editörlüğünde hazırlanan Ortaçağ Ansiklopedisi’nin ilk cildi nihayet önümüzdeki günlerde raflardaki yerini alacak.

Toplam dört ciltten oluşan ansiklopedinin ilk cildi, “Babarlar, Hıristiyanlar, Müslümanlar” adını taşıyor ve 467 - 1000 yılları arasına odaklanıyor. Bu cildi sırasıyla “Katedraller, Şövalyeler, Şehirler” (1000 - 1200 yılları); “Şatolar, Tüccarlar, Şairler” (1200 - 1400 yılları) ve son olarak da “Keşifler, İşletmeler, Ütopyalar” (1400 - 1500 yılları) takip ediyor.

Romanlarında sık sık Ortaçağ’a yer veren ve bu alanda engin belge ve bilgiye sahip olan Umberto Eco danışmanlığında hazırlanan kitaba farklı disiplinlerde uzman olan pek çok Ortaçağ araştırmacısı katkıda bulunmuş. Sanat, tarih, edebiyat, mimari, müzik, felsefe, bilim ve toplumsal açıdan incelenen Ortaçağ ansiklopedisinin giriş yazını kaleme alan Eco, “Ortaçağa girişin, bu çalışmanın kendi kadar uzun olmaması için şunu söylemekle yetinmesi gerekir; ortaçağ Roma İmparatorluğu'nun dağılma döneminde başlayıp, tutkal görevi gören Hıristiyanlığın yardımıyla, Latin kültürünü, imparatorluğu yavaş yavaş istila eden halkların kültürüyle birleştirerek; uluslarıyla, konuşmaya devam ettiğimiz dilleriyle ve değişimlerden ve devrimlerden sonra bile olsa bizim olmaya devam eden kurumlarıyla günümüzde Avrupa dediğimiz yere hayat veren dönemdir.

Ancak bu hem fazla uzun hem de fazla kısa olurdu. Ortaçağ konusunda birçok klişe söz konusu olduğu için her şeyden önce ortaçağın, sıradan okurların aceleci okul kitaplarından veya sinema ile televizyon programlarından öğrendiği gibi olmadığını belirtmek yerinde olacaktır. Dolayısıyla ilk olarak ortaçağın ne olmadığını söylemek gerekir. Ardından ortaçağdan bize ne kaldığını, bunların günümüzde güncel olmaya devam edip etmediğini ve en sonunda da ortaçağın ne anlamda yaşadığımız dönemden tamamıyla farklı olduğunu kendimize sormamız gerekir” diyor. Yazarın da dediği gibi sıradan okur için hayli kapsamlı ve yer yer zorlayıcı bir çalışma. Eksik hiçbir 'madde' bırakmadan dönemi anlatan yazarlar, kitabın merkezine politik tarihin analizini, edebiyatı ya da felsefeyi değil, bilim ve teknikteki gelişimlere özel bir ihtimam göstererek, farklı düşüncelerin ve bilgilerin gelişimini, pratik hayata yansımalarını da koyuyorlar. İşte tam da bu noktada “Dünya Tarihi” kitabının çıkış felsefesiyle büyük uyum sağlıyor “Ortaçağ”.
Eco’nun dediğine göre, kitaba neleri koyup neleri kapsam dışı bırakacaklarına karar vermek pek de kolay olmamış. “Seçme ya da dışarıda bırakma kriterleri uzun tartışmalar sonucunda oluşuyor” diyor Eco ve ekliyor; “Bilimde işiniz daha garanti; edebiyatta daha zor, politikada ise daha da zor. Ama inanıyorum ki, hak edenler baki kalacak. Tartışma her zaman sürecek. Kültür, sadece muhafaza etme ya da dışarıda bırakmayla sınırlı değil, buzdolabında saklananlar da mevcut. CIA'inki gibi, bir gün gelip de açılacak arşivler var. Her şey bir iz bırakır ama hepsi de faydalı değildir.”

Paylaş