VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Mayıs 2016 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Osmanlı gotik romanı
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Osmanlı gotik romanı

Uğur Batı’nın kaleme aldığı “Azraa-Eel Menkıbeleri: Osmanlı Mahzeninden Hayal Et Kıssaları”, iblislerin, cinlerin, gulyabanilerin yer aldığı bir Osmanlı gotik romanı.




Reklam kitapları yazarı olarak tanınan Uğur Batı, bu kez bir fantazya ve korku romanı kaleme aldı: “Azraa-Eel Menkıbeleri: Osmanlı Mahzeninden Hayal Et Kıssaları”. Batı edebiyatında hayli ilgi gören ve ülkemizde de popülerleşen vampir hikâyelerinin karşısına Doğu’nun cinlerini, vampirlerini, gulyabanilerini, iblislerini; kısacası, Doğu mitolojisi ve fantazyasını koyuyor yazar. “Azra-Eel Menkıbeleri” için Doğu’nun gotik romanı diyebiliriz.


Osmanlı’nın gizemli ve fantastik yerel dokularla anlatıldığı kitap, iyi ve kötünün mücadelesini ele alıyor. Hüddam cinlerinden Deccal’e, gulyabanilerden iblislere, vampirlerden katledilen şehzadelere kadar pek çok yerel ve fantastik unsuru içeriyor.. İslam ve Türk mitolojilerinden ve tarihinden de etkilenerek kaleme aldığı kitabı “Azraa-Eel Menkıbeleri”, ilginç olaylar ve mekânlara yer veriyor. Osmanlı’da yaşanan karanlık, gizemli olaylar ve kişiler bu kitapta bir araya geliyor. Osmanlı korku romanı olarak da kabul edilebilir “Azraa-Eel Menkıbeleri”nden. Doğu’nun, en az Batı kadar, fantastik ve mitolojik bir tarihe ve kültüre sahip olduğunun bir örneği.

Tarihsel fantastik kayıtlara sahip bu kitapta, Osmanlı’daki erkek fahişe kahvehaneleri Dalyanlar da, vampir avları da, maymun katliamları da, şehzade katliamları da anlatılıyor. Bir distopya olarak da okunabilen bu kitap, Batı ve Doğu unsurlarını bir araya getirerek onları birbirini tamamlayıcı bir şekilde aktarıyor. Kısmen tarihsel, tamamiyle de fantazya olan “Azraa-Eel Menkıbeleri”, dönemsel dil özelliklerini çok kaybetmese de sade bir dille kaleme alınmış. Farklı kültürlerin bir araya getirilen fantastik yaratıkları ve mekânlarıyla da bir nevi antoloji niteliğinde. Simgesel bir anlatımla aktarılan bu yaratıklar, bir masal estetiğiyle anlatılıp, hikâye içinde hikâye olarak kaleme alınmış. Sinematografik bir anlatıma sahip olan “Azraa-Eel Menkıbeleri”nde, Osmanlı-İslam bakışında farklı dünyalar olabileceğini kabul eden bir distopya var. 24 ayrı hikâyenin her birinin ayrı bir sonu olsa da, hepsinin yolu ise tek bir sonda buluşuyor. Bir eş yazar da belirlenmiş “Azraa-Eel Menkıbeleri”nde. Uğur Batı kendisini anlatıcı olarak konumlandırırken, eş yazar olarak Âmr Bin Azraa-Eel karşımıza çıkıyor.

Bu teknikle, bildiğimiz anlamda bir fantastik romandan farklı bir hava oluştuğu söylenebilir. Tarihle hayalin buluştuğu “Azraa-Eel Menkıbeleri”, okurları Osmanlı’da gizemli ve fantastik bir yolculuğa çıkarıyor.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam