VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Ekim 2017 Pazar | Anasayfa > Haberler > Osmanlı sarayında bir müneccim
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Osmanlı sarayında bir müneccim

Hakan Kırkoğlu “Sultan ve Müneccimi”nde 18’inci yüzyıla götürüyor okuru ve tarihi belgeler eşliğinde Osmanlı sarayında üç padişaha müneccimlik yapan Halil Efendi’nin hikâyesini anlatıyor. Türkçede bu alanda basılmış ilk kitap olması açısından önemli.

AYLA AKBUAR



Ülkemizin tek “müneccimbaşı” Hakan Kırkoğlu önemli bir kitapla okurlarına sürpriz yaptı. Kırkoğlu, klasik astroloji kitaplarından ve okuyucunun klasik (“Önümüzdeki sene bizi neler bekliyor? Yıldızlar hangi konuda yüzümü güldürecek?” gibi) beklentilerinin dışında çok farklı ancak o oranda çarpıcı bir kitapla şaşırtmaya devam ediyor. Doğan Kitap’tan çıkan “Sultan ve Müneccimi”, 18. yüzyıl ortalarında uzun bir süre -toplam 26 yıl- ve üç padişah dönemi boyunca müneccimbaşılık yapmış olan Fethiyeli Halil Efendi’nin yazdığı “Ahkâm”lardan hareketle, astrolojinin o dönemde bürokratik olarak nasıl kullanıldığını anlatan çok farklı, Türkçede bu alanda basılmış ilk kitap.

I. Mahmut, III. Osman ve III. Mustafa’ya müneccimlik yapmış olan Halil Efendi, siyasi otoriteyle ılımlı bir ilişki kurup, 26 yıl bu görevi sürdürmüş olmasını politik esnekliğine borçludur büyük oranda. Son on dört yıl III. Mustafa’nın büyük güvenini kazanmış ve o dönemde astrolojinin toplumda yükselen bir ilgiye mahzar olmasında da büyük katkısı olmuştur. III. Mustafa’nın büyük ihtimalle kaygılarından kaynaklanan kehanete yönelik bireysel ilgisi kadar, Osmanlı-Rus Savaşı’nın yarattığı güvensiz ortam da bu ilgiyi pekiştirmiştir.

Kırkoğlu, kitabı yazarken, hem Osmanlı Arşivi’ni hem tarih kitaplarını içeren ciddi bir kaynak taraması yapmış ve büyük bir emek harcamış. Halil Efendi’nin hangi olaylara ve koşullara çare bulmaya çalıştığını araştırmış. Ancak Ahkâm metinlerinde göndermelerin muğlak olması, kişi isimlerinin verilmemiş olması, Kırkoğlu’nun deyimiyle “tedbiri elden bırakmayışı” sebebiyle, olup bitenleri tam teşhis etmek konusunda açık noktalar ve bazı zorluklar olmuş.

İslamiyetin ilk yıllarında astrolojiye karşı net bir tavır olmasa da Osmanlı Sarayı’nın, özellikle 15. yüzyıldan itibaren astroloji âlimlerini desteklediği görülmüş, II. Bayazıt döneminde de astroloji konusunda yazılmış eserler altın çağını yaşamış. Zaten müneccimlerin saray hizmetine alınması da II. Bayazıt döneminde olmuş. Kanuni döneminde de astroloji ve müneccimlik önemli bir yükseliş yaşamış. Buna rağmen zaman zaman dini alimlerin bu konudaki karşı çıkışları etkisini ters yönde de göstermiş. III. Murad döneminde kurulan rasathanenin iki yıl sonra yıkılmasına da sebep olmuş. Osmanlı’nın hem vazgeçemediği hem de kehanetleri sebebiyle korktuğu bu bilim, Halil Efendi gibi bir müneccime uzun yıllar süren itibar kazandırmasına rağmen, örneğin IV. Mehmet’in öleceği kehanetinde bulunan Hüseyin Efendi’nin de canından olmasına sebep olmuş. Buna rağmen, Astroloji (İlm-i Nücum) Osmanlı İmparatorluğu’nun son günlerine kadar saraydaki varlığını sürdürmüş.

Medreselerde zorunlu değil, seçmeli ders olarak okutulan İlm-i Nücum’un, Osmanlı alimleri açısından tam olarak hangi bilime dahil edileceği de çok net olmamış aslında. Osmanlı, din alimlerinin kendi aralarındaki çatışmalarından da faydalanarak, din çerçevesinden çıkmadan hayata dair pratik çözümler bulmak konusunda İlm-i Nücum’dan faydalanmayı seçmiş.

Kitapta, III. Mustafa dönemindeki siyasi ve sosyal olaylar çerçevesinde gerçekleşen kehanetleri, bu konuda Halil Efendi’nin yazdığı Ahkâm’lardan bazılarını, siyasi manevraları ve saray yaşamı ile adabını anlamamızı sağlayacak çok detaylı örnekler var. Astrolojiye olan ilgimin yanısıra, hikâye edilmiş bir tarih kitabı lezzetiyle de okudum.


Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam