VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
06 Mart 2010 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Osmanlı Sikkeleri’nde 36 ülke kendi tarihinden izler bulacak
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Osmanlı Sikkeleri’nde 36 ülke kendi tarihinden izler bulacak

Üç ayrı kıtada, 125 farklı şehirde basılan Osmanlı Sikkeleri artık kitaplaştı.

Buket Aşçı

“150 Devlet, 1500 Sultan, İslami Sikkeler” kitabı ile zor bir sınavı başarıyla veren Atom Damalı, bu kez çok daha çılgın bir projeye imza atıyor: “Osmanlı Sikkeleri.” Sekiz cilt olması planlanan projenin ilk kitabı basıldı, ikinci cilt ise matbada... Bu kitabı zorlu kılansa, her an yeni bir parayla karşılaşabilecek olmamız ve bu paraların çok büyük bir coğrafyaya yayılmış olması. Beş yıldır, tüm mesaisini bu kitaba ayıran, 15-16 dünya müzesinde araştırmalar yapan Damalı, bu yüzden “Aslında bu, akıllı bir adamın yapacağı iş değil” diyor; “Ama o kadar tatmin edici bir iş ki, uzak durmak mümkün değil. Çünkü kimi zaman dünyanın en zor bilmecesini çözer gibi hissediyorsunuz kendinizi. Ayrıca bu kitabı dört gözle bekleyen insanlar olduğunu bilmek de heyecan verici. Mesela şu an haftada bir kez bu kitabı rüyasında gören en az 250 kişi var.” Nitekim, kitap daha basılmadan siparişler gelmeye başlamış. İlk siparişi Princeton Üniversitesi’nin kütüphanesi vermiş, ikincisini Amsterdam Müzesi... Üçünçü sipariş ise Suriye’deki Halepli bir koleksiyonerden gelmiş...

“Osmanlı Sikkeleri” kitabını nasıl okumak gerekir?
Bu kitap Osmanlı tarihine gönül vermiş kişilerin ya da iktisat tarihi ile ilgilenenlerin okuyabileceği bir kitap. Kitapta Osmanlı Sultanları’nın kronolojisi de var, belirli olaylar ne zaman olmuş onların bilgeleri de... Özellikle hangi tarihte, hangi şehir Osmanlı egemenliğine girmiş ve çıkmış. Hangi bölgenin Osmanlı’nın denetiminde olduğu daha çok sikkelerin basım tarihleri ve yerleri ile anlaşılır. O dönemin ekonomisine dair bilgiler de var. Yurt dışındaki paralarla ilgili oranlar, Osmanlı dönemindeki enflasyon, fiyat artışları gibi bilgilere de erişebiliriz.

Kitabın önsözünde Osmanlı sikkeleri üzerine bir kitap yazmanın zorluğunu anlatıyorsunuz. Neden zor?
Osmanlı’da sürekli sürprizler vardır. Söz konusu üç kıtaya yayılmış bir imparatorluk. 125 farklı şehirde para basılıyor. Günümüzde ise para İstanbul’da ya da Ankara’da basılır. Ne kadar basıldığı bellidir. Ama o zaman böyle değil. O yüzden paraların tespiti güç. Ancak özellikle altın ve gümüş paralarda çok ciddi bir denetim söz konusu. Hatta para kalıplarının bir kısmı İstanbul’da yapılıp gönderilir. Her kalıp belli miktarda basılır ve belli ömrü vardır, günümüze tek bir kalıp bile ulaşamamıştır. Aksi halde önüne gelen herkes para basabilirdi.

Para basımının kontrolü nasıl sağlanıyordu? Darphaneyi sevk ve idare eden kişilere darphane emini denir. İşte bu görevli, en fazla bir yıl görev yapabiliyor. Yani o bölgeye yerleşip güçlenip sistemi kendi lehine kurması için gerekli süre ona verilmiyor. Ayrıca her basılan parayı, miktarını, ayarını kontrol etmek için de üzerine bir işaret konurdu. Bu ya o kaligrafiyi yapan ustanın ya da darphane eminin baş harflerinden oluşan bir işarettir. MB yani Mustafa Sadık gibi. Bu, o paranın ayarında bir düşüklük olduğunda sorumluyu gösterirdi ve cezası büyüktü. Paranın birçok fonksiyonu, işlevi var: Likitide ya da saklama değeri gibi...

Peki bir para tarihi bir eşya olarak bize neler söyler?
Çok şey... Osmanlı ve İslami sikkelerin üzerinde bazı bilgiler vardır; darp yılı, yeri, sultanın ve babasının ismi, unvanı gibi... Bu yüzden paralar, o dönemle ilgili olarak bize direkt ipucu veren belgelerdir. Bu bilgiler belki son dönemler için önemli olmayabilir ama mesela 800 ya da 600’üncü yıllar için çok şey söyleyecektir. Çünkü yüzlerce şehirden bahsediyoruz burada. Mesela “İslami Sikkeler” kitabında yüzyıllara göre İslam devletlerinin değişen sınırlarını paralara bakarak çizmiş ve 13 harita ortaya çıkarmıştım.

Tarihi tartışmalara paralar üzerinden bakabilir miyiz?
Elbette... Geçenlerde Prof. Dr. Halil İnalcık, ki kendisi tarih konusunda duayen bir isimdir, Osmanlı’nın Kayı Boyu’ndan olmayabileceğini söyledi. Ama Osmanlı kurulduktan 80-90 yıl sonra bastırdığı paralarda Kayı Boyu damgası vardır. Bu da Osmanlı’nın Kayı Boyu’ndan olduğunu gösterir ya da “Kayı Boyu’ndan değilse neden bu sembolü kullanmış olduğu” sorusunu gündeme taşır. Yine yakın tarihte bir başka tartışma yaşandı. Kürt açılımı tartışmaları sırasında Paris’teki Kürt Enstitüsü’nün Başkanı “Osmanlı İmparatorluğu Kürtlere karşı çok büyük özerklik vermiş hatta birçok Kürt bölgesinde Kürt paralarının darp edilmesine izin vermiştir” dedi. Bunu şaşkınlıkla izledim çünkü böyle bir şey mümkün değil. Bunu Fransa’daki Bibliotheque Nationale’da sordum ve aynı bilgileri verdiler. Çünkü böyle bir para yok. Ayrıca para basımı isyan olarak yorumlanır. Osmanlı’nın bağımsızlık olarak kabul ettiği üç şey vardır; adına hutbe okutulması, para basılması ve sancaktır. Yani para basımı özerklik değil bağımsızlık anlamına gelirdi.

Bugün Osmanlı paralarının sınırlarından bahsederken ne kadarlık bir coğrafyadan bahsediyoruz?
Muazzam yaygın bir coğrafyadan. Bugün bu coğrafyada 36 devlet var. Dünya tarihinde böyle bir imparatorluk çökmedi. Ortadoğu, İran, tüm Karadeniz, Akdeniz, Kuzey Afrika, Balkanlar, Anadolu... Üstelik çok da önemli bir coğrafya bu, çünkü tarihi bölgeler. Bugün Yugoslavya’da tarih ya da para ile ilgilenenler de bir şekilde Osmanlı paralarını incelemek zorunda kalır. Yani Belgrat tarihini mi inceliyorsunuz bir yerde muhakkak karşınıza bir Osmanlı parası çıkar. Paralara bakarak o ülke ekonomisi hakkında da bilgi edinebiliriz.

Osmanlı sikkeleri bize imparatorluğun ekonomisi hakkında neler anlatıyor?
Enflasyonun boyutlarını... Fatih Sultan Mehmet, on yılda bir para basılmasını emretmiş. Ama her basılan paranın ayarı düşmüş. İlk basılan para; 1.15 gram iken, sonraki on yılda bu 1 grama düşmüş, sonrasında 0.9’a, sonra da 0.8’e.

Peki herhangi bir Osmanlı parası bugünkü ABD doları gibi güçlü, uluslararası bir para olabilmiş mi?
Hayır. Osmanlı, ekonomide hiç kendi toprakları dışına çıkamamış. Osmanlı altını ve gümüşü maden değerinden ötürü kıymetini korumuş ama Avrupa’da devamlı kullanılan bir para olamamış. Bunu nasıl anlıyoruz? Pek çok şekilde. Bunlardan biri definelerdir. Osmanlı sınırlarında bulunan bir sandıktan genellikle şöyle bir dağılım çıkar: Yüzde 60 Osmanlı, yüzde 30 İspanyol, kalanı Fransız ya da başka Avrupa parasıdır. Bir karışım söz konusu olur. Tıpkı bugün TL, ABD doları ve Euro’dan sepet yapmamız gibi. Evet ama Avrupa’da bulunan definelerde Osmanlı parasına rastlanmaz. Yani Osmanlı parası Osmanlı sınırları içinde yabancı paralarla birlikte dolaşır ama Avrupa’da kullanılmamıştır. İran’da da. İran’da da sadece İran parasını görürüz. Bu da Osmanlı parasının ciddi bir şekilde dünya parası haline gelmediğini gösterir. Fatih ve Kanuni dönemlerinde bile mi? Fatih dönemine gelene kadar Osmanlı parası çok stabil, dengeli bir para. Çünkü Osmanlı’yı güçlü Osmanlı yapan ilk 150 yıldır. Fatih’ten sonra ise paranın değeri düşmeye başlar. Mesela ilk Yeniçeri isyanı o zaman olur. Değeri düşen akçeden ötürü maaşları 3 akçeye gerileyen Yeniçeriler ayaklanır ve bu ayaklanmadan sonra maaşları 3.5 akçeye çıkarılır. Bu yüzden Edirne’deki bu tepeye “Buçuk Tepe” denir. Olay da tariphe Buçuktepe isyanı olarak geçer. Kanuni döneminden sonra ise duraklamaya girilir ve sonra gerileme başlar. Nitekim en sonunda 1.15 gramlık akçe 0.1 grama kadar düşer. Yani para pul olur. Osmanlı paralarının nesne olarak özellikleri nasıldır? Süslü müdür? Çook. Bir kere tuğra çok güzel bir tasarım. Onun en güzel tasarıma kavuştuğu dönem de Lale Devri’ndedir. O dönemde günlük hayatta da kullanılan büyük altın ve gümüş paralar vardır. Bunların dışında günlük hayatta değil de süs olarak kullanılan madalyon ziynet arası paralar vardır. On altın ağırlığında, çok güzel bir kaligrafi ile yapılmış paralardır. Bunlar halkın kullandığı güçlü paralar değil ziynet sikkelerdir.

125 farklı şehirde basılan paralardan söz ediyoruz. Motiflerinde yerellik etkili olmuş mu? Evet. Mardin düğümü veya mühürü denilen bir tasarım vardır. Sadece Mardin paralarında görülür. O yüzden bir Mardin parasını uzaktan bile tanırım. Kuzey Afrika’daki altın paraların bazıları da çok ilginçtir... Sanki Osmanlı parası ile hiç ilgileri yok gibidir. Üzerinde Osmanlı sultanının adı yazar ama o bölgedeki eski paraların aynısıdır.

Bu “Egemenliğini kabul ediyorum ama kendi özerkliğimi de sürdürüyorum” demek mi?
Aynen! Tunus, Trablusgarp, Cezayir’e Osmanlı hakim olmuş, vergisini, güzel hediyeleri almış ama ekonomisine sahip çıkamamıştır. O yüzden bu bölgeleri ekonomik olarak Avrupalılar özellikle de yakın olduğu için İspanyollar tesirleri altına alabilmiştir. O zaman yerel değerler, koşullar paranın kullanım şeklini, gücünü de belirlemiş olmalı? Tabii ki! Yerellik paranın cinsinde de değişiklikler yaratmış. Anadolu, Balkan şehirlerinde ortalama 1 gramlık akçeler kullanılırken Doğu Anadolu ve Ortadoğu şehirlerine gittikçe bunun yerini 4-5 gramlık dirhemler alır. “Bursa’da 1 dirhem basılmış” deseniz, nümismatlar size güler. Ama Halep’te, Şam’da, Van’da, Mardin’de, Tebriz’de Bağdat’ta basılan paraların yüzde 80’i dirhemdir. Bu hem ekonominin gücünden kaynaklanır hem de tüketim alışkanlıklarından... Halep, Şam önemli uluslararası pazarlar. İpek Yolu üzerinde... Avrupalı tacirler burada alışveriş yapıyor. Yani akçe ile alışveriş hesapları zorlaştırır. O yüzden dirhem tercih edilir. Mesela İstanbul, Mısır gibi çok güçlü pazarlarda da altın para kullanılır.

Altın para basılmayan yer var mı?
Hem de çok. Mesela Ankara! Anadolu’nun fakirliği bu kadar eski yani! Ankara’nın uzun süre hiç altın parası olmamış. Taa ki Cumhuriyet’e kadar. İlk altın parası Ankara altınlarıdır! 5-6 liralık Osmanlı parası için 20 liralık masraf yapmak gerek

Osmanlı paraları koleksiyonu yapıyorsunuz. Osmanlı sikkeleri değerli paralar mıdır?
Çok değil. Çünkü koleksiyonu sınırlı yapılıyor. Bunun nedeni de yapılmasının zor olması. Mesela Osmanlı para koleksiyonu yapmak için öncelikle resmi koleksiyoner olmanız gerek. Ancak herkese de izin verilmiyor. İzin aldınız diyelim, koleksiyonu yapmak da zor. Çünkü karşınızda ciddi bir bürokrasi var ve bu takibi yapmanız gerek. Bu işin güçlüğünü şöyle özetleyeyim: Çok basit, küçük gümüş paralar vardır, tanesi 5-6 liradır. Ama bunların her biri için 20 liralık masraf yapmanız gerekir yoksa koleksiyonunuza dahil edemezsiniz.

Astarı yüzünden pahalıya geliyor diye buna deniyor galiba...
Bu da piyasanın büyümesine engel oluyor... Evet... Talep az olduğu için paralar çok değerli olmuyor. Fatih’in altın lirası bile 600-700 liraya satıldı. Çünkü alıcısı yok. Bunun kötü yanı ise şu; bu paralar para etmediği için geçmişte eritilip altın ve gümüş elde edilmiş. Diğerleri de yurt dışına çıkartılmış. O yüzden bu işin biraz daha cazip hale getirilmesi, büroksasinin biraz olsun yumuşatılmasında fayda var.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163