VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
12 Kasım 2011 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Osmanlı"nın nadide aristokratları
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Osmanlı""nın nadide aristokratları

Türkiye""nin en önemli sorunlarından biri ""Ermeni meselesi."" Bugün 1915 olaylarına indirgenen bu sorunu anlayabilmek içinse tarihe bakmak gerekli. İşte bu noktada genç bir yazar olan Saro Dadyan""ın kaleme aldığı ""Osmanlı""da Ermeni Aristokrasisi"" isimli kitap başlı başına değerli bir çalışma.

İlber Ortaylı’nın takdim yazısıyla açılan "Osmanlı’da Ermeni Aristokrasisi" isimli kitap, genç nesil tarihçilerimizden Saro Dadyan’a ait. Kitapta, Anadolu’nun Türk devletleri tarafından yönetilmeye başlamasından önceki dönemle ilgili ilginç bilgiler yer alıyor. Bu yüzyıllarda Anadolu’nun dinler tarihi açısından önemli olayların yaşandığı bir bölge olması, kitabı daha da ilginç kılıyor ki, bu süreçte Ermeniler"in rolü de oldukça önemli.
Mesela Ermeniler, 3. yüzyıl sonlarından itibaren Hıristiyanlığı devlet dini olarak kabul eden ilk toplum... Bundan kitapta da değinildiği üzere gurur duyarlar. Bu sırada, İstanbul"da yani Bizans"ta çok tanrılı dinlere inanılmaktadır. Ancak 4. yüzyıla doğru, yani Bizans’ın imparatoru Kostantin’in Hıristiyanlığı benimsemesi ve arkasından devletin resmi dini olarak Hıristiyanlığı kabul etmesi ile İstanbul için Ermeniler"in rolü büyük önem kazanacak ve birçok Ermeni aile İstanbul"a yerleşecektir.
5. yüzyıla geldiğimizde ise, Ermeniler"in kendi alfabelerini oluşturarak ulusal kimliklerini güçlendirdiklerini, İncil ve diğer kutsal metinleri Ermeniceye çevirdiklerini, başta İstanbul olmak üzere diğer kiliselerden özerklik kazandıklarını görüyoruz.
Bizans’ta -Osmanlı anlayışından farklı olarak- imparatorların hangi aileden geldiği, babasının imparator olup olmaması önemli değildi. Bu nedenle bazı Ermeniler"in Bizans ordusunda kendilerini kabul ettirerek güçlendikleri ve Bizans İmparatoru olarak tarih sahnesine çıkarak, Bizans’ı yüzlerce yıl yönetmiş olduklarını da görürüz. Ancak Bizans ve Ermeniler"in başta Hz. İsa’nın insani ve tanrısal yönleri konuları başta olmak üzere bazı dini konularda yaşadıkları anlaşmazlıklar, iki toplum arasındaki barış yıllarının sınırlı kalması ile neticelenmişti. Dahası Ermeniler yüzyıllarca dönemin iki güçlü devleti olan Bizans ve İran arasında da sıkışıp kalmışlardı. 11. yüzyıldan sonra Anadolu’ya Türk soylarının yerleşmeye başlaması ise Ermeniler’in Anadolu’daki hareket kabiliyetlerini daha da güçleştirdi. Ancak hemen belirtmeli ki, Osmanlı dönemi Ermenilere yeni fırsatlar getirdi.
İSTANBUL"UN FETHİ VE
ERMENİLER’İN YAŞAMI
Fatih Sultan Mehmet’in fetihten sonra İstanbul’u yeniden siyasi, ekonomik ve dini bir metropol haline getirme arzusu ile şehre binlerce Türk ailenin yanında Rum, Yahudi ve Ermeni kolonileri de yerleştirilir. Nitekim, Saro Dadyan’ın kitabında da, Osmanlı devlet yönetiminde Rum, Arnavut, Romen, Ermeni, Arap ve diğer birçok millete mensup kimselerin, ırk ve din ayrımı yapılmaksızın önemli görevlere getirildiği teyit edilmekte.... Ancak 19. yüzyıl başlarında Yunanistan’ın özgürlüğünü ilan etmesiyle başlayan milliyetçilik akımları Osmanlı İmparatorluğu için büyük bir tehdit oluşturana kadar...
Mesela Rusya’nın askeri olarak güçlenmesi, İran ve Osmanlılar"a karşı kazandığı savaşlar neticesinde dünya Ortadoksları’nın koruyuculuğu görevini üstlenmesi ile bazı Ermeni grupları siyasi güç olarak Rusya’nın yanında yer almaya ve Rus işgallerini desteklemeye başlar. Hatta Osmanlı toprakları üzerinde özgür Ermenistan kurulması gündeme gelir. Kırılma noktası da bu olur.
Ermeni toplumu içerisinde maddi olarak güçlü olanlara veya devletle yakın ilişkiler kurabilmiş olanlara, Prens veya Emir anlamına gelen Amira ünvanı verilmekteydi... Amira, babadan oğula geçen bir ünvan değildi, ancak nüfuzla kazanılan ve serveti olanlar tarafından kullanılabilen, cemaat tarafından verilen ve hiçbir hukuki dayanağı olmamakla birlikte bir nevi aristokratlığı çağrıştıran bir ünvandı... 1856 Islahat Fermanı’nın toplumda din farklılıklarını ortadan kaldırmasından sonra Amira uygulamasının da yavaş yavaş ve kendiliğinden ortadan kalktığını görünüz.
Islahat Fermanı’nın İslami kurumlar tarafından daha kolay kabul edilmesine rağmen, en büyük direnişin Hıristiyan ve Yahudi din çevrelerinden gelmiş olmasının nedenlerinin incelenmesi de bu açıdan ilginç olabilir.
Saro Dadyan’ın kitabının son bölümlerinde Osmanlı tarihindeki üç büyük Amira ailesi olan Balyan, Düzyan ve Dadyan aileleri hakkında da detaylı bilgiler yer alıyor. Ayrıca Osmanlı yaşamında birçok önemli işlere imza atmış Ermeni toplum önderleri olan birçok sanatçı, bilim adamı ve bürokratın hayat
hikayeleri de...
Güncel sorunlara çözüm arayışlarının yaşandığı bu dönemde "Osmanlı’da Ermeni Aristokrasisi" isimli kitabın hem konu açısından, hem de zamanlama açısından okunması büyük bir zenginlik ve değer olacaktır.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam