VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Mayıs 2015 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Özgürlük tutkusunun romanı
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Özgürlük tutkusunun romanı

Necati Göksel, “Kara Kadife” romanını revize ederek yeniden yayıladı. Göksel, “Benim yaptığım yeniden yazım değil bir tür revize etme durumu, ana hikâyesine dokunmuyorum” diyor.


"Kara Kadife” sizin hem ikinci hem de sonuncu romanınız. Nedir bu romanı size bir kez daha kaleme aldıran? Bir roman kendini neden bir kez daha yazdırır?

Yahya Kemal hayattayken hiç şiir kitabı yayımlanmamış. Şiirlerini sürekli beğenmeyip yeniden ve yeniden yazdığı için bir türlü kitap haline getiremiyormuş. Ben biraz ona benziyorum galiba. Her şeye zaman geçtikçe baktığımda bakışım kitabı değiştiriyor. Mutlaka bir şeyler eksik kalmış gibi hissediyorum.

Peki, bu yeniden yazımı “devam romanı“ndan ayıran nedir?

Benim yaptığım bütünüyle bir yeniden yazım değil, bir tür revize etme durumu. Asla kitabın ana hikâyesine dokunmuyorum. Felsefesine de dokunmuyorum. Bazen gözden kaçmış olabileceğini düşündüğüm noktaları belirginleştiriyor ya da içimdeki o eksik parçayı tamamlamaya çalışıyorum ama o eksik parçanın hiçbir zaman tamamlanmayacağını da biliyorum. Devam romanı, hikâyenin bu kitapta bittiği yerden başlamalı. “Kara Kadife” için bir devam romanı yazmayı hiç düşünmedim. Onu Metin Kara Polisiye Dizisi için düşünebiliriz sadece. “Hayat Askıda” ve “Gece Gündüz” serinin 1. ve 2. romanıdır ama başlangıçta zaten bir seri olması düşüncesi vardı. “Hayat Askıda”yı ilk kabul eden yayıncı önüme 5 yıl boyunca 5 macera yazmam için bir sözleşme koymuştu.

KARAKTERLERİMLE DİDİŞİYORUM

Bir romanın tekrar yazımına kahramanlar ne der, itiraz eder mi? Yoksa uzundur bu değişimi mi beklemişlerdir?


Mükemmel bir soru. Çünkü bu kitabın kahramanları kendilerini yaratan yazarla kavga edebilecek karakterler. Varoluşçu bir bakışları var. Her seçimde kendilerini yeniden yaratıyorlar. Bu yüzden bazen yazdığım diyaloglara itiraz ediyorlar. Kendilerini sınırlayan satırları bir zincirin halkaları gibi parçalamak istiyorlar. Bazen benimle alay ettikleri, dalga geçtikleri, beni hicvettikleri oluyor. Fakat, benimle didişseler de yaptıkları katkıyla (kitabın sonunda yazdıkları mektup gibi) aslında bu tekrar yazıma destek verdiler.

“Kara Kadife”nin kahramanları hayatı sorgulayan, yorumlayan kişiler. Onları hayat üzerine uzun uzun düşündüren nedir? Bazı insanlar neden diğerlerine göre hayata daha felsefi düzlemden bakar?

Benim zannımca bu biraz DNA’larımızdan geliyor, biraz da çocukluktan itibaren yaşadığımız travmalar bizi gözlemci yapıyor. Bu gözlem, gözlediğimiz her şeyi sürekli sorgulamamıza yol açıyor. Eğer egonuzu alt edebilecek kadar üste çıkmışsanız, bütün inandığınız felsefe ya da değer yargılarını değiştirebilir, gerçekten dönüşebilirsiniz. Mesela ben hayata sabit bir noktadan bakmam. Her olguya binlerce açıdan bakılabileceğini bilirim.

Bu yüzden de benim bir bakış açımdan söz edilecekse bu izafiyet olurdu. Fakat bu romanı yazarken, romanın izleği beni varoluşçu bir bakış açısıyla yazma noktasına getirdi. Bu karakterlerin ve hikâyenin bir gereğiydi. Benim hayata bakışımı belirleyen temel felsefe bu değildir. Yani işin felsefesini kitabın kahramanları belirledi. Ben sadece kâğıda geçirdim.

“Kara Kadife”yi genel olarak “neyin romanı“ olarak yorumlamalıyız?

“Kara Kadife” özgürlük tutkusunun romandır. Aynen bu başlığı romanı tanımlarken bir yazar arkadaşım kullanmıştı. Roman bizi 1982 yılından 1999 yılına sıçratır. Bu geliş gidişler arasında insanın yaşadığı olayların ve yaptığı seçimlerin nasıl sonuçlar doğurduğunu görürüz. İnsanın, istisnasız her şeyi sorgulayarak kendi olacağını savunur roman. Bu bağlamda, insanın düşüncesine ket vuran her türlü ideoloji, inanç ya da düzene karşı bir duruşu vardır romanın. İnsan kendini ancak böyle yaratabilir. Aksi halde kendisi olamaz. İnsan içine doğduğu bedeni ve koşulları kendisi yaratmamıştır ama o asgari koşullar içinde bile seçimler yaparak kendisini gerçekleştirebilir.

Paylaş