VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Nisan 2014 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Özlemleri aynı olanların albümü
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Özlemleri aynı olanların albümü

Metin Altıok “Anka” isimli şiirlerinden doğuyor. Kardeş Türküler’den Fazıl Say’a, Candan Erçetin’den CHP milletvektili İlhan Cihaner’in eşi Muhteber Hanım gibi isimlerin yorumlandığı albümün hikayesini kızı Zeynep yazdı

ZEYNEP ALTIOK AKATLI

İstedim ki Metin Altıok şiiriyle yaşasın. İstedim ki şiirler şarkılar yüreklere ulaşsın, babamın “evvel bir idim şimdi milyonla” dediği gibi çoğalsın. İstedim ki şiir insanları buluştursun. İstedim ki 20 yıl sonra bu albümle Metin Altıok bir Ankâ olsun.
“Ben bunca yıl/ Bunca insan tanıdım/Yüreği zehir dolu;/ Yine de insandan/ Kesmedim umudu./İnsan dedim,/Yekindim;/Paylaştım varı yoğu” diyen babamın izinden yürüdüm. Kötüye, kötülüğe değil insana ve dostuğa inanmayı seçtim. İnandım ki tıpkı kendi sonunu sezen kehaneti gibi sezgisiyle büyülü bir yol açacak önümde babam ve onun temiz yüreğinin izinde su yolunu bulacak. Çok şey istedim. Bu albümde mevcut şarkıların yanısıra yeni soluklar, yeni arayışlar olsun istedim. Aynı yöne bakan insanlar, dostlar bir araya gelelim, hiç ricacı olmayayım, hiç sipariş vermeyeyim ama babamın kara talihini aydınlık geleceklere vesile gören sesler, sözler, sazlar buluşsun istedim. Albüm haksızlıklara ses olsun ama bir ağıt olmasın, neşesi de eksik olmasın istedim. Hüznümüz, umudumuz bu albümde bütünleşsin istedim. Yanılmadım. Yanıltmadı babam yine beni. Hepsi oldu. Ben de bir acı yolculuğunda “çoğaldıkça çoğaldım” gerçek dostlarım oldu, beni ve yolumu hiç bırakmayan.
Metin Altıok albümü fikri bir dost masasında yıllar önce doğdu. Babamın ve benim üzerimizden elini hiç ama hiç eksik etmeyen can dostum,en eski arkadaşım Fazıl Say’ın evinde konuştuk, planladık. Fazıl’ın 20 yıl önce bestelediği 10 kadar şairin şiirlerinin bir albüm olmasını her zaman çok istemiştim. Ben ona bunu yapmalısın derken; Metin Altıok Oratoryosu’nda da yer alan iki şarkı “Düşerim” ve “Bu Kekre Dünya”, “Sezen Aksu 88” albümünde yer alan “Kavaklar”, sadece bir albüm çıkartıp dağılan, dinlemeye doyamadığım Kumdan Kaleler şarkısı ve Güvenç Dağüstün’ün de albümüne adını veren “Evde Yoklar”, Çiğdem Erken’in Metin Altıok Şiir Ödülü gecesi için bestelediği cânım şarkılar yanyana geldiler.
Fazıl’ın hakkını nasıl öderim bilmem. O benim en eski arkadaşım. Bana gerçek bir dostun ayakta kalmak için ne kadar önemli olduğunu hissettirmiştir. İyi gün dostu değildir. Metin Altıok’la bir amca olarak tanışmış ama onu şiiriyle daha da derinden tanımıştır. Babamın en az Ahmet ağbi (Say) kadar yakın dostudur! O kara 2 Temmuz gününün unutulmaması için bir aydın sorumluluğu ile her zaman yanımızda olmuştur. Bir şairin kendi ürettikleriyle anılmasını, yaşamasını önemser. Bu yüzden şarkıları bir araya toplamalıyız dedik o akşam heyecanla. İşte böyle çıktık yola. Bu albümün öyküsü böyle başladı, her bir şarkının ayrı ayrı öyküsüyle şekillendi.

DÜŞERİM,BU KEKRE DÜNYAYA
Fazıl’ın yıllar önce Almanya’da bestelediği “Bu Kekre Dünya”, daha sonra “Metin Altıok Ağıt”‘na bir başlangıç olmuştu. Oratoryoda orkestra ve koro ile çalınan şarkı, Fazıl’ın bu albüm için bu kez şiirin tamamını kullanarak yeniden düzenlemesi ile bambaşka bir boyuta ulaştı. Bu şarkı ve “Düşerim” albümde Fazıl’ın piyanosu eşliğinde Serenad Bağcan’ın müthiş yorumuyla yeniden can buldu.

KAVAKLAR
1988 yılında babam Bingöl’de bir öğretmenken bir gün gazetede bir haber gördüm. Sezen Aksu’nun fotografının üzerinde büyük harflerle “Sezen Aksu Metin Altıok”u arıyor! yazıyordu. Merak ve heyecanla ortak dostlar aracılığı ile ulaştım. Onno Tunç babamın bir taşra yalnızlığıyla Bingöl Çapakçur yaylasındaki kavaklara bakarak yazdığı şiiri bestelemiş. “Sezen Aksu 88” adlı albümde olmasını istiyorlar ama izin ve telif için şairi bulamıyorlarmış. İşte böyle bir emek hakkına, şiire, şaire saygı ve özen ile tanıdım ilk kez Sezen Aksu’yu. “Kavaklar” bir zaman Ermeni ezgileri taşıdığı gerekçesi ile TRT tarafından yasaklandı ama Sezen Aksu canlı yayınlanan konserlerinde vazgeçmedi şarkıdan. 1993’ten sonra ise onun hemen her konserde “o tertemiz zamanlardan kalma beyaz bir lekeydi” diyerek babamı anmak için söylediği bir şarkı oldu. Gün oldu Sezen Aksu’nun olanca zarafeti ile “Türkiye çöl olmasın” gecesinde “ormanlarımızın kaderi şairlerimizin kaderiyle aynı olmasın” mesajıyla milyonlara ulaştı. Sezen Aksu az bulunur bir yüreğe sahiptir. Bu şarkı babamın şiirinin derinliği kadar onun hissedişiyle çok özel olmuştur. Albümün olmazsa olmazıdır.
Babamın anısını yaşatmak için attığımız her adımda piyanosu, aklı, kalbi ve heyecanı ile yanımda olan, albümün sanat yönetmenliğini de üstlenen çok sevgili arkadaşım Çiğdem Erken, Metin Altıok Şiir Ödülü için “Bir Acıya Kiracı”yı eline aldığında 3 şiir seçmiş bestelemek için. İkisi babamın bana yazdığı ve çok sevdiğim iki şiir. Üçüncüsü ise anneme yazılmış olan “Ormanların Gümbürtüsünden”. Bana seçtirse seçeceğim üç şiir! Çiğdem’in babamla adeta telepatik bir bağı var. Olağanüstü şarkılar yazdı. Olağanüstü buluşmalar yaşattı. Pek nadir rüya gören ben bir gece “Baharat Yolları”nda bir kelimenin yerini değiştirdiği için babama şikayet ettim onu. Babam “sen karışma Çiğdem ne yaptığını bilir, şiir sezgisi çok derin demek şarkı için öyle gerekiyor” diye yanıtladı beni. Hoş zaten Metin Altıok her zaman gönül rahatlığıyla can dostlarıma emanet! “Baharat Yollarında” Demet Sağıroğlu’nun, “Ormanların Gümbürtüsü” Zuhal Olcay’ın sesiyle buluştu. “Havı Dökülmüş Sevincin”de ise Çiğdem anneme de bir selam gönderiyor adeta. Onun “mutlaka bu şarkılardan birini sen söylemelisin, söylemezsen eksik kalır”deyişine kulak vererek. Bu şarkı Çiğdem Erken, Birsen Tezer ve Umay Umay üçlüsünün müthiş buluşmasıyla adeta uçuruyor insanı.

TAMAH
“Tamah” da büyülü, kapılar açan şarkılardan biri. Kesişmelere, tesadüflere, sezgilere vesile oldu yaşamımda. Bana bir güzel dost getirdi. Ersel Serdarlı’nın 1993 3 temmuz günü gencecik yüreğinin acısıyla bestelenmiş bir ağıt. Yıllar sonra bir reklam ajansında sevgili Feryal Pere’yi ziyarete gitmesem haberim bile olmayacaktı varlığından belki. Masadan kalktığımda kim olduğumu öğrenen Ersel’in arkamdan yetişmesiyle başlayan dostluk bu şarkıyla birlikte hep kapılar açıyor bana. Bu şarkı benim için çok özel şarkılardan biri mutlaka ama mutlaka albümde olsun istiyordum. Sevgili Candan Erçetin’in alçak gönüllülüğü ve zarifliği ile bana adeta bir armağan oldu. Onun yorumuyla, sesinin rengiyle, sezgisiyle şiirin anlamı da öne çıktı. “Kırmızı gül giderayak sende kaldı muradım” diyor şarkıda ya benim de muradım bende kalmış oldu. Ersel Serdarlı “Sarıl Bana” adlı bir şarkıyı da bu albüm için besteledi, seslendirdi.

ZOR ZAMANDA GAZEL
Albümün bir sürprizi de bazı şiirlerin apayrı zamanlarda bestelenmiş bambaşka şarkılar olarak karşımıza çıkması. Dedim ya babamın şair sezgisi adeta bu dünyada hâlâ benim etrafımda dolaşır gibidir. Zor zamanımda olmadık bir kapı açılıverir önüme, birileri ile tanışırım sanki o bilip de göndermiş gibi. Bazen bir öğrencisinden iç ısıtan bir mektup, bazen ömürlük bir dost, bazen albüme bir şarkı... “Zor Zamanda Gazel” de böyle oldu. İki güzel kesişmenin yolunu açtı. Nevzat Karakış gibi bir değeri tanımama vesile oldu. Onca yakınken birbirimize, ortak dostlar da varken hiç karşılaşamamışız, bu güzel beste bana ulaşamamış. Tam zamanında Ortak Cafe’de ortak dostumuz Dinç Çoban’ın dilinden düşürmediği Nevzat Karakış ile karşılaştık. Sohbet koyulaştı ve iyi ki bir güzel adam tanıdım, iyi ki bu besteden haberdar oldum.
Bir iyi yürek, bir güzel ruh Muhteber Cihaner ile dostluğumuzu pekiştiren de yine “Zor Zamanda Gazel”. Biz “zor zamanlar”da tanıştık Muhteber’le. Bu ülkede aydınlarımızın, hak arayan, hakka sahip çıkan dürüst insanların ortak kaderi mağduriyetler; bizi yıkmak isteyenlere inat bize güç katıyor, birbirimizi armağan ediyor. Sivas Katliamı zaman aşımı, Menekşe’den Önce Belgeseli, Silivri zindanı tutsakları, fişlemeler, ev baskınları, susturmalar, yasaklamalar, öldürmeler... Yaşadıklarımız bunlar. Bir mücadele içinde tanıştık, yakınlaştık İlhan Cihaner, Muhteber Cihaner çiftiyle. Yaşadıklarımız hem başka hem aynı. İsyanımız, isteklerimiz aynı. Baktığımız yön, arayışımız, özlemlerimiz ortak. İşte öyleyine zor bir bir aksamın sonunda kalabalık bir masada Muhteber’in Silivri için bestelediği ağıtı konuşurken gönlümüzden bir şarkı dileği geçti. “Zor Zamanda Gazel” Muhteber’in yüreğinden koptu. Saki Çimen’in müziği ile, Mazlum Çimen’in curası ile, yeğenim Elif Nayman’ın kemanı ile adeta can buldu. Şimdi artık “Görmese de Altıok Metin oğul veren günleri, Toprağın tavından sezip kemikleri şenlenir”!

İZİN VER DE
Yine iki benzersiz şarkı. İki ayrı hikâye. Mehtap Meral bu albümün babamı en iyi yansıtacak şekilde tamamlanabilmesi için kendi güzel şarkısının ötesinde büyük katkısı olan arkadaşım. Sayesinde zenginleşti, derinleşti albüm. “İzin Verin de” sevgili şair dostumuz Orhan Alkaya’nın okuyuşu ile Mehtap’ın bestesi yorumu ile albümde.
Babamın Bingöl Lisesi’nde öğrencisi Tevfik Rodos İzmir Operası’nda bir bas. Yolunu açan, yönlendiren öğretmeni Metin Altıok’tan bahsettiği bir söyleşiyle tanıdım onu. Metin Altıok şiirlerinden şarkılar yapıyorsak onsuz olamazdı. Üç Bas, Tevfik Rodos, Zafer Erdaş ve Tuncay Kurtoğlu’nun katkısıyla “İzin Verin de” bir soluk daha aldırıyor babama.

KİMLİKSİZ ÖLÜLER
Babam 10 yıl geçirdi 80 sonrası ülkenin en acılı, en uzak coğrafyasında. Beslendiği entelektüel dünyadan, dostlarından uzakta yokluk, yoksulluk ve özlem yakasındaydı. Zor olan hayat o coğrafya da daha da zordu. Hem sadece ona değil adeta soluk alıp veren herkese. Çok acılara tanıklık etti, çok el uzattı ve doğu ona kalbini açtı ona da eller uzandı. Acılar paylaşılsa da kolay unutulur gibi değil. Yaşadığı gerçek bir olayın ardından “bir kızım evdeyse bir kızım morgda şimdi” dediği “Kimliksiz Ölüler” şiirini yazdı. O zamanlar o genç kızla, öldürülmek gibi bir kader ortaklığı olacağını da bilmiyordu. Kendisini de öldüren o elin sayısız cinayeti ile aynı kaderi ve adaletsiz kalışı yaşadı. İki genç evlat öldürüleli 25 kendi gideli 20 yıl oldu. Kimliksiz nice ölülerin izini sürüyor Cumartesi Anneleri 19 yıldır hâlâ. Ve hâlâadalet analara da ana diline de uğramadı. İstedim ki “Kimliksiz Ölüler” kendi dillerinde ulaşsın kader ortaklarıma, Kürt yoldaşlarıma. Ezgileriyle kavuştursun aynı dili konuşmayan aynı vatanın kardeş evlatlarını. Mutlaka Metin Altıok aynı dili konuşmadığı ama 10 yıl paylaştığı dostlarına yüreğiyle ulaştığı gibi şiiriyle de ulaşsın. Şiirin 4. bölümü Mırady bestesi ile Kırmançi , 5. bölümü Kardeş Türküler bestesi ile Zazaca buluşturuyor tüm duyan ve duymaya gönlü olanları.
Buraya sığdıramadığım birçok şarkı ve hikâyeleri ile “Ankâ”yı tüm devrimcilere, öldürülmüş canlarımıza, yoldaşlarımıza adıyorum ve yolu bizimle olan, bizimle aynı yola bakan tüm güzel yürekli insanlara armağan ediyorum.

 Bir Acıya Kiracı Bir Acıya Kiracı

Metin Altıok

Detay için tıklayın

Paylaş

Mungan’ın odaları Murathan Mungan’ın edebiyatıyla tanışmam eve kapanıp günlerce Dostoyevski, Albert Camus, Kafka okuduğum üniversite yıllarına rastlar.

Devam
19 Nisan 2017 Yıl : 12
Sayı : 158