VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Ağustos 2012 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Pembe biletimi uzattım, storları kapattım
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Pembe biletimi uzattım, storları kapattım

Yevgeni Zamyatin’in 1921 yılında yazdığı kitap çeşitli çağrışımlar ve düşünceleri de beraberinde getiriyor.

Yonca Boztunalı

Güzel bir gün geçirdiniz, güzel bir haber aldınız... Kutlamak istiyorsunuz, içiniz kıpır kıpır... Birileriyle paylaşmak, bu gece geç yatmak, müzik dinlemek istiyorsunuz... Ya da uykunuz kaçtı, güzel bir kitaba başlamıştınız ona devam etmeyi düşünüyorsunuz gece... Belki de uzun zamandır izleyemediğiniz, vizyonda kaçırdığınız filmi ailecek izlemek var planınızda..
Uyku saatlerinizin, tüm hayatınızın herkesle aynı şekilde programlandığını, devlet tarafından belirlendiğini, denetlendiğini düşünün. İsminizi de unutun, size bir numara ile hitap edilecek bundan böyle, size ve herkese. Herkes aynı saatte uyuyacak. Çocuklar özel mülkiyet değil. “Ben” yok “biz” var. George Orwell’ın “1984”, Aldous Huxley’in “Cesur Yeni Dünya” ve Ray Bradbury’nin “Fahrenheit 451” kitabına esin kaynağı bir klasik başyapıt olan “Biz”, orijinal dili Rusçadan Türkçeye ilk kez çevrildi. Fatma ve Serdar Arıkan’a teşekkürler.
Yazıldığı dönemin Sovyet Rusya’sından esinlenen Yevgeni Zamyatin’in romanı, elbette ülkesinde büyük tepki uyandırdı ve yazar yaşarken ülkesinde yayınlanamadı. Başka bir kitabı anlatırken orijinal dili, çevirisi konularına pek değinmek gerekmeyebilir. Ancak “Biz”in (Miy) yazıldığı andan itibaren yayınlanması ve çeviri macerası, ayrı bir kitap konusu olabilir aslına bakarsanız. Dahası, internette sıkı kitap okuyucularının yer aldığı uluslararası okuyucu kulüplerine ve forumlara şöyle bir göz attığınızda farklı ülkelerdeki çeviri ve dil sorunları ile uslüp özelliklerinin fazlasıyla eleştirildiğini görürsünüz. Bu açıdan baktığınızda İthaki Yayınları önemli bir iş çıkarmış. Kitabı okumaya başladığınızda bir Rus yazarın, o buz gibi ama içinize, zihninize ve ruhunuza işleyen dili sizi çepeçevre sarıyor. Ama ben yine de “Suç ve Ceza”yı orijinal dilinden okuyabilmek için Rusça bilmek isterdim ve sanırım bu kitap için de isterdim.
Ünlü yazar, Ursula K. Le Guin’in de gelmiş geçmiş en iyi bilim kurgu kitabı olarak nitelendirdiği “Biz”de insan, kendi farkındalığından ve “ben”liğinden çekip alınmış, “biz” kavramı içinde devlete ve teknolojiye kendini teslim etmiştir. Sadece pembe izin belgeniz olduğunda, önceden belirlenmiş zamanlarda sevişebildiğiniz ve ancak o zamanlarda storlarınızı kapatabildiğiniz bu dünya, son derece ürkütücü ve rahatsız edici elbette. Hiçbir şekilde özgürlüğün ve bireysel iradenin söz konusu olmadığı bu gelecek hayat öngörüsü insanı dehşete düşürüyor. Yevgeni, kurgusuyla hikayesiyle sizi serseme çevirirken okuyucuya da kimi zaman; “sizi kim tanır, nerede ve kim olduğunuzu kim bilir? ”diye seslenerek gelecekten gelen bir seyir defteri okur gibi bir hisse kapılarak irkilmenizi, capcanlı durup gözlerinizi dört açarak kitabı okumanızı sağlıyor.
Kitapta bireysel özgürlüğün yok olduğunu görerek içinizin daraldığı anlar olacak muhtemelen. Zamyatin’in romanın başlarında günümüz sanat eserlerinde, müzikte, yaşadığımız yüzyılın insan ürünü malzemelerinin yapılmasındaki yaratıcılığı, hayal gücünü aşağılayan önemsiz kılan cümlelerini okurken ordaki ironi hoşunuza gitmeye başlayabilir. Hayal gücünün hiçbir zaman küçültülemeyeceğini, yok edilemeyeceğini ve zaten bu sebeple gelecekte ulaşılacak her seviyede içerde bir yerlerde deli, zaptedilemez ve esir edilemez bir kanın dolaştığını göreceksiniz.
SAHİ CEKET NE İŞE YARAR?
Roman, anlattığı dönemi çok güzel resmediyor ama yine de size inanılmaz ve ulaşılmaz görünüyor pek çok kavram ve olay. Ancak Zamyatin bu noktada da hemen dümeni eline alıyor ve yüzünüzü günümüze çevirerek size somut bir şekilde bahsettiği şeylerin ne kadar da mümkün olabileceğini anlatıyor. Kitapta bahsedilen, bazı kavramlar romandaki hayatın o kadar içinden ki ve fakat biz okuyucuya bir o kadar ütopik geliyor. Buna karşılık Zamyatin diyor ki; bir 20. yüzyıl yazarının romanı ilkel çağlarda çevrilmiş olsaydı; “eş”, “ceket”, “apartman dairesi” gibi kavramları açıklaması nasıl bir şey olursa benim de şuanki durumda temel kavramları anlatmam o kadar komik ve zor: “Yine de eğer o yazarın romanı ilkel insanlar için çevrilmiş olsa, ‘ceket’ konusunda açıklama yapılmadan geçmek olur şey mi? Eminim ki, ilkel insan ‘cekete’ bakar ve şöyle düşünürdü: ‘Bu ne işe yarar ki? Sadece yük’. Bana öyle geliyor ki, size İkiyüzyıl Savaşı’dan sonra içimizden hiçbirinin ‘Yeşil Duvar’ın ardına geçmediğini söylediğimde, siz de aynen bu şekilde bakacaksınız.”
İnsan hayalgücünün genişliğini Zamyatin’i okurken bir kez daha görüyorsunuz. İsimler yerine insanların harf ve numaralarla tanımlanması çok rahatsız edici görünürken pek çok bilim kurgu filminde rastladığımız bir şey değil mi? Aslına bakarsanız, “her şey matematiktir” diyerek numerolojinin temellerini atan Pisagor pek de haksız sayılmaz. İsimlerin numerolojik değeri üzerinden gelecek ve karakter tayin etme çok eski çağlardan beri kullanılan bir teknik. Her şey, müzik dahi matematikse (ki aslında esler, nota değerleri, vuruşlar vs. ile doğru diyebiliriz) ismimiz de direkt numaralardan oluşabilir pekala... Neden olmasın? İstemezdik değil mi? Ağaçlara kalp şeklinin kazındığını ve üstte bir rakam altta bir başka rakam olduğunu düşünün... Evet, hiç romantik değil...
Kitapta insanın kendini fark etmesi ile ilgili bölüm de oldukça etkileyici; kendimizi ancak canımız acıdığında, gözümüze kirpik kaçtığında, dişimiz ağrıdığında fark ederiz. Öyleyse benliğin farkına varmak acı verici bir süreçtir. Oysa aşık olup kalbimiz hızla çarptığında ya da güzel bir yemek yediğimizde de tad alma duygumuzu fark etmiyor muyuz? İşte “Biz”deki kendini algılayışın verdiği sarsıcı etki ve sancılı süreç burada kendini açıkça gösteriyor.
İLLAKİ “BİZ”
“Biz”in Orwell’in “1984”ünü ne denli etkilediğini romanı okurken göreceksiniz. Sayfalar ilerledikçe sinemada her biri bilimkurgu klasiği olan; “Solaris”, “2001”, “Otomatik Portakal”, “Gattaca” filmleri aklınıza geliyor. Geleceğin soğuk, mekanik, duygusuz, sanayi ve teknoloji öncelikli dünyasını hiç özlemeyeceğinizi ve o zamanları yaşamak istemeyeceğinizi düşünüyorsunuz. Öte yandan kaçınılmaz bir şekilde yaşamımızda teknolojinin yerinin arttığını, her şeyin daha da hızlandığını görüyoruz. Futuristlere göre geçtiğimiz 100 yılda yaşanan tüm teknolojik, bilimsel ve tıbbi gelişmeler artık 25 yıl gibi kısa bir sürede yaşanıyor. Diğer bir değişle artık yüzyılda olması beklenen yenilikler 25 yıla sığmış durumda ve biz de bu değişime adapte olmaya çalışıyoruz. Gelecekle ilgili en ünlü futurist teorilerden biri işte bu düşüncelerden yola çıkarak “Singularity / Tekillik” olarak adlandırılıyor. Bu düşünceye göre; içinde yaşadığımız hızlı gelişim sürecinin bir süre sonra artık bir noktada birleşeceği ve ordan sonra yaşamın artık yeni bir boyut kazanacağı öngörülüyor. İnsan ömrünün ölümsüzlüğe uzanacağı ve bilgisayarların hayatımızla hatta bedenimizle iç içe geçeceği zamandan sonra karşımıza çıkacak yeni bir dönem.. Dini açıdan baktığınızda bunu kıyamet ve dünyanın sonu olarak da yorumlamak mümkün belki de. İşte Yevgeni Zamyatev’in 1921 yılında yazığı kitap günümüze bu çağrışımlar ve düşünceleri de beraberinde getiriyor. Yürüdüğümüz yolun, bu sanayi uygarlığının sonunu merak ediyorsunuz. Kısacası “Biz”, muhteşem bir bilimkurgu klasiği okumak istiyorsanız kesinlikle tavsiye edilir. Farklı bir şey okumak istiyorsanız tavsiye edilir. Bir gün içerisinde ne çok seçim hakkımız olduğunu ve aslında özgürlüğümüzün sınırlarını fark etmeniz için illaki tavsiye edilir.

Romanın Çeviri Macerası


“Biz” romanı Zamyatin hayattayken Rusya’da yayınlanmadı, hatta kitabı el yazmasından okuyanlar eleştirdiler ve Sovyet Rusya’ya karşı bir karalama kitabı olarak yorumladılar. İthaki Yayınları’ndan çıkan, Fatma ve Serdar Arıkan’ın ortak çalışmasının ürünü olan bu roman Rusça’dan ilk çevirisi. Okuyucular olarak roman yazıldıktan neredeyse yüzyıl sonra kavuştuk orijinal dilinden çevirilmiş versiyonuna. Zamyatin ise romanı 1921’de yazdı. Rusya’da yayımlanamadı, yayımlanması için Almanya’ya gönderilen romanın 1923 yılında Çekçe çevirisi yayımlandı, ertesi yıl İngilizceye çevirildi. Özgün Rusça’dan çevirisi ancak 1952 yılında Amerika’da yayınlanabildi. Daha önce dilimize İngilizce’den çevirilmiş olan roman Zamyatin’in istediği “Önsöz”le birlikte ilk kez Türkçe okuruyla buluşuyor.

Roman’dan izinli seks

“Bir saat sonra sevgili O’nun gelmesi gerekiyordu. İçimde hoş ve yararlı bir heyecan hissettim. Eve varınca çabucak büroya gittim, pembe biletimi nöbetçiye uzattım ve storları kapatma hakkı belgemi aldım. Bu hak sadece seks günleri için verilir. Yoksa bizler adeta parıldayan havayla örülmüş gibi ve ilelebet ışıkla yıkanan şeffaf duvarlarımızın arasında her zaman herkesin görebileceği şekilde yaşarız. Birbirimizden saklayacak hiçbirşeyimiz yoktur. Bu durum Koruyucuların ağır ve yüce emeklerini kolaylaştırır. Başka türlü olursa her şey olabilir.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163