VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Ocak 2014 Salı | Anasayfa > Haberler > Pera Palace’ın 410 no''lu odası Ahmet Ümit’in
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Pera Palace’ın 410 no'lu odası Ahmet Ümit’in

Pera Palas Oteli denince akla polisyenin kraliçesi Agatha Christie'nin 411 numaralı odası gelir. Ama artık akla 410 no'lu odanın sahibi olarak Türk polisiyesinin usta kalemi Ahmet Ümit de gelecek.

Bunda elbette, ünlü yazarın bu otelde kaldığı süre zarfında bir ara ortadan kaybolması, yıllar sonra bir medyuma danışılması, onun parkenin altını işaret etmesi üzerine burada bir anahtar bulunmasının etkisi büyüktür.
Şimdi bu ünlü isimlere bir yenisi daha ekleniyor, hem de yine bir polisiye yazar; Ahmet Ümit.
Son olarak “Beyoğlu’nun En Güzel Abisi” romanı yayımlanan Ahmet Ümit’in ismi, 410 numaralı odaya veriliyor... Böylece iki polisiyeci aynı katta buluşmuş olacak. Ahmet Ümit’in el yazmalarının, romanlarını yazdığı bilgisayarının ve farklı kişisel eşyalarının yer alacağı Ahmet Ümit odası için Pera Palace Hotel Genel Müdürü Pınar Kartal Timer şöyle diyor; “Tarihi önemi, köklü geçmişiyle, İstanbul’un sosyo kültürel yaşamına önemli katkılar sağlayan, her dönemin zamansız hoteli Pera Palace, bu bilinç doğrultusunda, kültür-sanat hayatımızın önemli temsilcilerini hatırlamak, hatırlatmak ve bir anlamda ölümsüzleştirmeyi misyon edindi. Bunun ilk adımı, değerli yazarımız Ahmet Ümit’in adının 410 numaralı odaya verilmesidir. Ayrıca bu çalışmayla yabancı misafirlerimize, sanatçılarımızın tanıtımı açısından bir fırsat sağlıyoruz. Bundan dolayı da hem mutlu hem de gururluyuz.”
Pera Palace’a adı verilen ilk yerli yazar olan Ahmet Ümit içinse bu otel hiç yabancı değil. Kendisi yıllar önce polisiyenin kraliçesinin İstanbul’daki kayıp günlerini anlattığı “Agatha’nın Anahtarı” isimli bir öyküye imza atmış, dahası ilk romanı “Sis ve Gece”nin basın toplantısını da burada yapmıştı. Şöyle diyor Ümit: “Tarihi 8500 yıla uzanan İstanbul’da ne yazık ki bu görkemli tarihe tanıklık edecek kadar anıt binamız yok. O yüzden kalan binaları korumak, onlara gözümüz gibi bakmak, sadece bir İstanbulluluk görevi değil, insan olmanın gereğidir.
19. Yüzyılın sonlarında inşa edilen Pera Palace da bu nadide binalardan biridir. Sadece mimari olarak değil, aynı zamanda ülkenin yakın tarihine yön veren önemli olaylara mekanlık yapmasıyla da bu haklı ünvanıkazanmaktadır. Pera Palace’ın bir başka önemli özelliği Ernest Hemingway, Agatha Christie gibi dünyaca tanınmış yazarlara ev sahipliği yapmış olmasıdır.
Benim yazarlık tarihimde de Pera Palace’ın önemli bir yeri var. 1996 yılında ilk polisiye romanım “Sis ve Gece” yayınlandığında basın toplantısını Pera Palace’ta yapmıştım. Yine “Agatha’nın Anahtarı” adlı kitabıma adını veren öykü bu anıt binada geçiyordu. Ayrıca şu sıralar yazmaya başladığım İttihat ve Terakki romanımın önemli bir kısmını da bu otelde geçecek. Çünkü otel aynı zamanda İttihatçıların da toplandığı bir yerdi.
Elbette roman boyunca ben de sıklıkla otelde kalacağım. Bu nedenle Pera Palace Jumeirah’ın Genel Müdürü Pınar Kartal Timer Hanım, “Adınızı otelemizin bir odasına vermek istiyoruz,” diyerek bu nazik teklifi bana sunduğunda heyecanla kabul ettim. İstanbul’un simgelerinden biri olan anıt bir binada adımın geçiyor olması, üstelik çok sevdiğim yazarlarla birlikte anılacak olmam benim için büyük onur.”

Usta kalemlerin 2014 çıkartması
İhsan Oktay Anar, Tayfun Pirselimoğlu, Buket Uzuner, Ayfer Tunç, Nedim Gürsel, Selim İleri, İskender Pala ve Tezer Özlü... 2014’e Türk edebiyatının sevilen ve çok satan bu yazarlarının kitaplarıyla giriyoruz.
Eskiden yayıncılar çok satan yazarların kitaplarını aynı anda yayımlamak istemezlerdi, kitapların birbirinin satışını olumsuz etkilememesi için. Kitaba olan ilginin artmasıyla birlikte demek ki bu da geride kalmış. Yoksa aynı ay içerisinde bu saydığım yazarların kitapları peş peşe çıkamazdı. Üstelik Ahmet Ümit’in “Beyoğlu’nun En Güzel Abisi” aylardır olduğu gibi hala çok satarken ve Elif Şafak’ın “Ustam ve Ben”i yeni çıkmışken... Dahası Ayşe Kulin ve Orhan Pamuk’un romanlarının da eli kulağındayken...
Demek ki bir şeyler değişmiş. Nasıl değişmesin! Çok satar yazarlar artık bir elin parmağı kadar değil ki...
Ve bu durum pek çok kişinin iddia ettiği gibi sadece bir “satın alma” işi de değil. Okurlar yazarları ve kitaplarını yakından takip ediyor. Mesela kitapçıları şöyle bir dolaşın, pek çok kişinin 17 Ocak’a kilitlendiğini göreceksiniz. Okurları, İhsan Oktay Anar’ın yeni romanı için adeta geri sayıyor.Yani 2014’ün Ocak ayı kitap okurları için adeta bir yeni yıl hediyesi oldu.

Çukurova kitap fuarı başladı
205 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla düzenlenen Çukurova 6. Kitap Fuarı bugün başlıyor. Panel, söyleşi, şiir dinletisi ve çocuk etkinlikleri gibi 60 kültür etkinliği ve imza günlerinin gerçekleşeceği fuarın öne çıkan yazarı ise Orhan Kemal ve edebiyatı. Adanalı bir yazar olan ve romanlarında, öykülerinde Çukurova insanının yaşantısına, acılarına yer veren Orhan Kemal’in edebiyatı roman kahramanlarından sinemaya olan katkısına dek çok farklı boyutlarla ele alınacak.
Ahmet Telli, Can Dündar, Behçet Çelik, Canan Tan, Gülten Dayıoğlu, Nasuh Mahruki, Mine Soysal, Oya Baydar, Onur Öymen’in de aralarında bulunduğu 300 kadar yazar, şair ve bilim adamı 6 gün süresince çeşitli etkinliklerle okurlarla bir araya gelecek.
Ayrıca Türkiye Yayıncılar Birliği ve TÜYAP tarafından düzenlenen “Kapaklar Ormanı - Çocuk ve Gençlik Kitapları Kapakları Sergisi” ile 40’ın üstünde çocuk ve gençlik yayınevinin öne çıkan kitap kapaklarından yapılan bir seçki de fuar süresince görülebilecek.

CAN'ın logosu yenilendi
Can Yayınları’nın kırmızı kalp logosunu ve beyaz kapaklarını herkes bilir. Hatta bir kitapçıya girdiğiniz an, 10 metre öteden Can Yayınları’nın kitaplarını hemen tanırsınız. Daha doğrusu tanırdınız çünkü Can Yayınları artık beyaz kapaklarını kullanmayacakmış. Geçen hafta bir basın açıklaması yapan Can Yayınları’nın sahibi Can Öz, “80’li yılların tasarım ve tanıtım açısından kurak şartlarında beyaz kapaklarıyla Can Yayınları çok farklıydı. Süreç içinde babam Erdal Öz, birkaç küçük denemeyle kapaklarda değişikliğe gitmek istemiş ancak gelen tepkiler sebebiyle bu fikrinden vazgeçmek zorunda kalmıştı. Bugün yayıncılık açısından çok daha fazla avantaja sahibiz. Bundan sonra kapaklarımızda ön planda duran sadece yazar ve kitabın anlattığı olacak!”
Can Yayınları’nın böylesi radikal bir değişikliğe gitmesinin muhakkak ki, haklı sebepleri vardır. Yine de ben çok üzüldüm. Sanırım okurlar çok da yeniliğe açık insanlar değiliz.

Yayıncıların dikkatine...
Serhan Bali’nin Tempo dergisinde yazdığı, 58 büyük besteciyle ilgili portre yazıları “Klasik Müzikte Romantik Dönem” adı altında Tempo
dergisinin özel sayısında geçenlerde piyasaya çıktı. 4 CD içeren bu kitap umarım bir yayıncı tarafından fark edilir ve yayımlanır.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163