VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Haziran 2012 Cuma | Anasayfa > Haberler > Peşimi bırakmayan Raskolnikov
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Peşimi bırakmayan Raskolnikov

“Suç ve Ceza”yı Ömer Özgüner yazdı, Pelinsu Pir canlandırdı.

Ömer Özgüner

Lise yıllarında, tiyatro gösterileri için seçmeler yapıldığında, biraz da mavra olsun diye katılmış ve önüme canlandıracağım bir karakter çıkmıştı: Raskolnikov. Bu dediğim lisenin ilk yılı. Canlandıracağım karakterimi, metni ve kendi diyaloglarımı iyice ezberleyip edebiyat öğretmeninin başında bulunduğu jürinin önüne çıktım. Anladığım ve canlandırdığım şuydu: Raskolnikov adında bir genç vardı ve parasız kaldığı için yaşlı bir kadının, ardından olaya tanıklık eden bir başka yaşlı kadının, başlarını üstelik bizim üçüncü sayfa haberlerindeki gibi baltayla yarıyordu. Sonra da vicdan azabından suçunu itiraf ediyordu. Önce cinayet, sonra pişmanlık. Bu haliyle algılayabildiğm Raskolnikov’u, bu haliyle de canlandırmıştım.
Rol için gelen beş kişiden biri olarak...

YAKAMI BIRAKMAYAN SORU

Sonra edebiyatın büyüsüne kapılan herkes gibi Dostoyevski romanları üzerime akın etmeye başladı. “Ecinniler”, “Karamozov Kardeşler”, “Yeraltından Notlar”, “Kumarbaz”, “Suç ve Ceza”... Hâlâ lisedeydim ve bilincim giderek açılıyordu. Liseyi biraz uzattığım da bir gerçekti ama kendimce edebiyatı daha iyi anladığım da... Meğer Raskolnikov benim karikatürleştirdiğim kadar basit biri değilmiş! İşlediği cinayet sadece para yüzünden değil, kendisinde bir Hristiyanlık öğretisi olarak gördüğü üstünlük duygusu yüzünden işlemiş cinayetleri. Sıradan insan, üstün insan felsefi tartışmalarına derin göndermeler varmış, okuyup araştırdıkça anlıyordum. Dört yüz sayfalık kitabı ikinci okuyuşumda biraz daha aydınlanmıştım.

Sonra üniversite yılları... Sosyalist modelini desteklediğim Rusya’yı anlamaya çalışmalar, vapurda, otobüste kalın kalın Rus klasiklerini, etrafımdakilere biraz da nispet duygusuyla tekrar tekrar okumalar. Arada başka Rus yazarlar da var ama başımın belasına dönen “Suç ve Ceza” hep listede. Bay Raskolnikov iki yaşlı kadının başını baltayla neden doğradı? Yakamı bırakmayan soru. Giderek işin içinde Sonya’nın varlığını daha fazla fark ediyordum.

SUÇ MU HESAPLAŞMA MI?

Tamam Raskolnikov cinayet hatta cinayetler işledi. Ama zaten cinayet ilk seksen sayfada oldu bitti. Suç tamamdı peki ya ceza? Geriye kalan 320 sayfa daha büyük bir hesaplaşmanın tarlasıydı ve Dostoyevski esas ürünü sanki buradan çıkarıyordu. Anne ve oğul ilişkisi, aşağılık duygusu, kızkardeş, aşklar ve elbette hayatının sekiz yılını hapiste geçirmesine neden olacak itirafı gerçekleştirmesine neden olacak biricik Sonya.
Sosyoloijde okumanın verdiği mecburiyet duygusuyla bir karakteri tekrar tekrar anlamaya çalışmak. Raskolnikov’un karmaşık, kimilerine göre hastalıklı ruh hali, bir türlü yerli yerine oturmuyordu. İyi mi kötü mü? Geçirdiği ruhsal ve fiziksel sarsılmalar, kabuslar, yakasını bırakmayan vicdanı, kendine kendinin bile inanamayışı, sorular ve gerçekten bitmeyen sorular.

Uzatmayayım son kez yakın zamanda bir kez daha ve sadece edebiyat hazzı içinde okuduğumda bambaşka bir Raskolnikov buldum. Bir kere onu bütün sorulardan azat ettim. İnanılmaz basit kurgusu ve inanılmaz basitlikteki anlatımı (Nabakov’un eleştiri oklarından nasip alacak kadar basit) ama üslubundaki kelimelerin derinliği ve kelimelerin gizeminde hissettirdiği, lise yıllarımdan beri her dönemimde başka bir Raskolnikov bulduğum, muhtemelen her kuşağın benimkine benzer bir serüvenle okuduğu için sadece Rus değil dünya klasiği olarak ebediyen kalacak bir eser olduğunu anladım.

Uzun yıllardır “Suç ve Ceza”yı okumadığımı, Raskolnikov’u VatanKitap için yazarken fark ettim. Bu yazıyı kalme alırken de okumamaktı tercih ettiğim. Aklımın derinliklerinde bir insanın düşüncelerinin kontrolünden çıktığında ya da zihninin oyunlarına kulak verdiğinde cinayetler işleyecek kadar hızlı değişebildiğinin kanıtı olarak kalmış Raskolnikov. Ama aynı adamın bütün bildiklerini ve inandıklarını o son devasa eyleminden sonra sorgulamaya başlayıp zamanla ne kadar değiştiğinin kanıtı, hepsinden önemlisi tarihsel ve edebi bir güzellik olarak da aklımdaydı...

Neyse...

Son olarak iki not. Birincisi o kadar çok sayıda “Suç ve Ceza” kitabı var ki ortalıkta. İsim vermeyeyim ama bazıları korkunç kötü. Ben ilk okuyacaklara Can ve İletişim Yayınları’nı hararetle öneririm.

İkincisi beş kişiyle yarıştığım lisedeki o müsamere sınavlarını geçemedim.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163