VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Ekim 2018 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Pinokyo’nun gerçek bir çocuğa dönüşmesini istemezdim
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Pinokyo’nun gerçek bir çocuğa dönüşmesini istemezdim

İlk çocuk kitabı Balino’yu ‘hayallerin peşinden koşan çocuklar’a ithaf eden Anıl Basılı, ikinci kitabı “Melodi”de sevimli bir kaktüsün fırtınadan sakladığı küçük bir kızın hikâyesinin ötesinde, güzellikleri görebilmemizi sağlayacak sımsıcak bir sevgi hikâyesi anlatıyor.

NAZLINUR KARAAĞAÇLI



İlk kitabınız “Balino”, “Bırakın çocuklar hayal kursun!” diyorsunuz ve kitap da Moby Dick’ten bir alıntı ile başlıyor: “Güzel bir kitap demek hayal üreten bir kitap demektir.” Sizce hayal kurmak neden önemli?
Çünkü sınırınız yok. Konumunuz, şartlarınız, hastalığınız ya da umutsuzluğunuz… Hiçbiri kıramıyor o kurulan hayalin zincirlerini. Elinizde kırmızı bir balon, dünyayı dolaşıyorsunuz. O balonun patlama olasılığı sizi ilgilendirmiyor. Tek amacınız uçmak. O hayale ulaşana kadar uçmak. Çocukların dünyasında herkes eşit. Kurulan hayaller de öyle…

Hayallerinin peşinden koşan, maceradan maceraya atılan bir çocuk Lino. Sizin çocukken böyle hayalleriniz var mıydı?
Çocukken hep bir balinanın karnında yaşamak isterdim. Balino, aslında benim çocukluk hayalim diyebiliriz. Lino’da kendimde gördüğüm, onun heyecanına ortak olduğum birçok nokta var. Çocukken etrafımdaki insanları zorlayacak sorular sorduğumu hatırlıyorum. Bu sorulara aldığım cevapları çok merak ediyor muydum? Hayır. Fakat verilen her cevap bana yeni bir hayalin kapısını aralıyordu. Tüm hayallerimi tamamen gerçekleştirdim diyemem. Ama kendimde yeni bir hayalin peşine takılacak gücü hissediyorum.

Günümüz çocukları teknoloji ile iç içe yaşıyorlar ve aslında en yakın arkadaşları da bir noktada internete girebildikleri mobil cihazlar. Teknolojinin çocukların hayal gücü üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu düşünüyorsunuz? Günümüz çocukları yeterince hayal kuruyor mu?
Ne yazık ki kurmuyorlar. Çocuklar uzun bir süre etrafında bulunan ebeveynlerini taklit ederek hayata atılıyorlar. Etrafında hayal kurmaktan uzaklaşmış anne ya da babasını gören çocuklar kolaya kaçıyor. Bir gün 7-8 yaşlarında bir çocukla sohbet ederken, ona en yakın arkadaşının kim olduğunu sormuştum. Aldığım cevap beni hayal kırıklığına uğratmıştı. “Tablet,” demişti. En yakın arkadaşı tabletmiş, Youtuber olmak istiyormuş. Etrafınızdaki çocuklara bakın… Küçük yaşta ellerine tutuşturulan tabletlere bakın.

Tehlikeyi fark etmek için o çocuğun büyümesini beklemek mi gerekiyor? Çocuklar okudukları kitapların aralayacağı nice yolculuğa çıkmak varken, sanal ortamın tuzaklarına takılıyor.
Çocukken sizi hayal kurmaya iten başucu kitaplarınız nelerdi?

Pinokyo. Hala öyle. Annem Pinokyo’yu bana okurken gözlerimi kapatırdım. Onun asla gerçek bir çocuğa dönüşmesini istemezdim. Kötü niyetten değildi bu isteğim. Sadece onun gerçek bir çocuk olma arzusu hayatta kalmasını sağlıyor gibi gelirdi. Bir şeye tutunmak, çabalamak gibi…

Yeni kitabınız “Melodi” ise Hasan Ali Toptaş’tan “Çünkü insanların büyük bir bölümü, birçok güzelliği göremezdi” alıntısı ile başlıyor. Bu alıntı sizi “Melodi”yi yazmaya iten etmen miydi?
Hasan Ali Toptaş’ın benim için özel bir yeri var. O alıntı; içine sıkıştığımız kalıpları, sokaklarda birbirine çarpıp dolaşan insanları, kalbimizin dışa vuramadığı sevgimizi özetliyor. Ön yargılarımız içimizdeki en büyük engel. Saf sevgiden yanayım. Tüm çocukların sahip olduğu saf sevgiden… Siz ona ne verirseniz onu alır. Nasıl davranırsanız ona alışır. Sevgi tohumlarını çocuklara serpecek olan sizler, kalbinizin kapılarını tüm canlılara aralamalısınız. Umut, tüm canlıların ortak ülkesidir. Melodi bunun farkında. İlk başta kötü gördüğü ve yüzünü çevirdiği o kaktüs ona sevgi dolu bir yolculuğu umut ediyor. “Gökyüzüne bak, umut hep orada!”

Paylaş