VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
09 Şubat 2011 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Politikaya girmeden acı çekmeyi öğrenin
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Politikaya girmeden acı çekmeyi öğrenin

Çağımıza damgasını vurmuş Carlos Fuentes""in “Kartal Koltuğu” isimli kitabında politikada dönen dolapları okurken, entrikaların ne kadar evrensel olduğuna tanık oluyoruz.

Fügen Ünal Şen

Biz diyelim “İktidar Koltuğu”, Carlos Fuentes desin “Kartal Koltuğu.” Değişen bir
şey yok.

Konu politika olunca zaman, mekân, kişiler değişse de hırslar, oyunlar, entrikalar
değişmiyor. Carlos’un kitabında “Politikaya girmeden önce acı çekmeyi öğrenin”
sözünü okuduktan sonra “Dünyanın tüm politikacıları. Carlos’un öğütlerine kulak
verin” diye seslenmek istedim. Eh, onu yapamayacağıma göre en iyisi kitapta
bulduklarımdan bahsetmeliyim...
Kitap dediğim Can Yayınları’ndan çıkan, “Kartal Koltuğu.”

Şunu yazmama izin veriniz sevgili okur; bence bu kitabı önce politikacılar okumalı.
Zira neredeyse her cümle bir ders niteliğinde...
Politik romanlarıyla tanınan, edebiyat dünyasının yaşayan en önemli yazarlarından
Meksikalı Carlos Fuentes, politikada yaşanan ayak oyunlarını, koltuk sevdasını ve
iktidara sahip olma arzusuyla yanıp tutuşan politikacıların ruh hallerini öyle güzel
örneklerle anlatıyor ki satırlar bizi Meksika’ya götürse de beynimizde her an “Tıpkı
benim ülkemde yaşananlar” cümlesi dolaşıyor.
Kitapta arka planda ABD var. (Hep öyle değil midir zaten?) Söylemiştim olaylar
Meksika’da geçiyor. Amerika kendisine kafa tutan Meksika’nın uydu bağlantılarını
kesiveriyor.

Bütün bunlar 2020 yılında yaşanıyor ve dünyayla teknolojik bağlantısı kesilen Meksika, mecburen mektupla haberleşme çağına dönüyor. Zaten kitap da okurun başını döndüren bu mektuplaşma trafiğinden oluşuyor.

Ama durun sevgili okur, çoğumuz, “Politikayla uğraşıyorsan ortada yazılı belge bırakmayacaksın” ilkesini duymuşuzdur değil mi? Hâl böyleyken, kurt politikacılar,
politik arenada ayakta kalabilmek için yaptıkları her manevrayı kendilerine yakın(!
) politikacılarla yazışarak paylaşırsa ne olur? Ya devlet arşivlerinde tozlanmaya
bırakılan sayısız belge, ya da usta bir edebiyatçının kaleminden çıkan kitap. Ben şu
an için ikincisiyle ilgiliyim ve tam da burada sizinle bir ipucunu paylaşmak isterim.
Gelin satırlarda fazlaca yol almadan kitabın adında yer alan “Kartal”ın ne anlama
geldiğini hatırlayalım: Meksika’nın bayrağını gözünüzün önüne getirin lütfen. Yeşil,
beyaz ve kırmızı sütunları değil, bayrağın ortasındaki figürü... O figürde kaktüse
tünemiş, gagasında yılan tutan, hayli iri bir kartal vardır. Efsaneye göre Aztekler’e
Tanrı’dan bir vahiy gelir. “Şehrinizi kartalın yılanı yediği yerde kurun...” Aztek halkı,
günlerce yürüyerek bu yeri ararlar, tam umudu kestiklerinde gagasında yılan olan ve
kaktüse tünemiş bir kartal görürler. Ve şehirlerini oraya kurarlar. Bu şehir Mexico
City’dir.

Zaten Fuentes’in kitabındaki entrikalar da Mexico City’deki kartal koltuğuna yani
iktidara sahip olabilmek için yaşanır.
Cinayetlerin işlendiği, uğruna herkesin birbirinin kuyusunu kazdığı “Kartal Koltuğu”
için yazdığı kitabında Fuentes, seksi ve kurt politikacı Maria de Rosario’nun
manevralarıyla şekillenen olayları ilginç bir kurguyla anlatmış. Burada okura bir uyarı
yapmak gerek. Kitapta farklı kişilerin birbirine yazdığı yetmiş mektup var. Uzun
İspanyolca isimler nedeniyle “Kim kime ne yazmış?” sorusu aklınızı karıştırabilir.
Bu nedenle kitaba her zamanki okumalarınızdan biraz daha fazla dikkat kesilmeniz gerekebilir ama zaten burada da Fuentes’in esprili anlatımı imdadınıza yetişecektir.

“İSTENMEYEN ADAM”
Yazarımız Fuentes Carlos, roman ve öyküleriyle olduğu kadar politik düşüncesiyle
de çağımıza damgasını vurmuş yazarlardan. Gazeteci ve oyun yazarı Fuentes’in
kitaplarında sınırsız fantezi gücüne tanık oluruz. Fuentes’in adı defalarca Nobel
Edebiyat Ödülü aday adayı olarak anılsa da hiç aday olamamış. Babası diplomattır
ve evde sürekli Meksika tarihi konuşulmaktadır. Bu nedenle Carlos Fuentes bir
söyleşisinde, “Meksika’yı tanımadan önce Meksika imajını öğrendim” demiştir ya
zaten.

Üniversite yıllarında Marksist akımla ilgilenen ve Komünist Parti’ye üye olan Fuentes
politik düşünceleri nedeniyle ABD’de “Persona non grata” (İstenmeyen Adam)
ilan edilmişti. 1968’de Paris’e sürgüne gönderildiğini, 1974 -1977 yılları arasında
ise Meksika’nın Fransa’daki büyükelçisi olarak görev yaptığını yazarsak ne kadar
hareketli bir hayatı olduğunu anlatmış oluruz belki.

Yazarı bırakıp kitaba dönersek... Kitabın adının “Kartal Koltuğu” olması ilk
başta erkek egemenliğini çağrıştırıyor değil mi? Aman sakın böyle bir önyargıyla
yaklaşmayın satırlara. Zira Fuentes’in ustaca ördüğü, enteresan kurgusuyla
zaman zaman okuru yorduğu kitabın başkahramanının bir kadın olduğunu bir kez
daha hatırlatırım. Seksi, büyüleyici, kurt politikacı Maria de Rosario Galvan...
Kendisine hayran genç bir politikacı adayını, bağlantılarını kullanarak gün be gün
yükselten “Seni Meksika’ya başkan yapacağım” diyecek kadar hırslı, “Benim için her
şey politikadır, seks bile” diyecek kadar hedefe kilitlenmiş bir kadın...

İşte bu hırslı kadının çevresini oluşturan, başkan, bakan ve başkan adayı siyasilerin
birbirlerine yazdıkları mektuplar, aslında politikaya ilgi duyan için de, siyasi
arenada olup bitenleri daha iyi değerlendirmek isteyen okur için de bir kılavuz kitap
niteliğinde.

Maria’nın şu cümlesini sizlerle paylaşmama izin veriniz sevgili okur, o zaman ne
dediğim çok daha iyi anlaşılacaktır. Maria’nın bu sözleri politikaya yeni atılan
ve kendisine hayran olan genç Nikolas Valdivia’ya mı yoksa dünyanın bütün
politikacılarına mı söylediğine siz karar verin: “Bütün tılsımlı sözcükleri biliyorsun.
Demokrasi, yurtseverlik, güçler ayrılığı, sivil toplum, ahlaki yenilenme... Unutma bir
politikacı boşboğazlıklarının izini bırakmamalıdır. Bekle, hesabını yap ve karşılığını ver.”

***

AFORİZMALARA DİKKAT

Carlos Fuentes’in “Kartal Koltuğu” kitabında satır aralarına yerleştirilmiş öyle sözler
var ki dikkatli okur için her biri politika arenasına açılan bir pencere
- Bu çocuk çok akıllı ama yüksek sesle düşünüyor.

- Erdemli bir yol tutmak istiyorsan, aşırı uçları öğren.

- Reel politik dünyanın tuvaletlerini tıkıyor.

- Kurtlar uluduğunda sen de onlarla birlikte ulu, seni kedi
sanmasınlar.
n Bir gün gücün elinizden gideceğini unutmayın.

Paylaş