VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Ekim 2016 Cuma | Anasayfa > Haberler > Politikleşmiş şiir slogancı şiir demek değildir
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Politikleşmiş şiir slogancı şiir demek değildir

Ahmet Telli altı yıl aradan sonra “Bakışın Senin” ile karşımızda. Dergilerde yayımlanan şiirlerinin de yer aldığı yeni kitabı için Ahmet Telli, “70 yaşımda kendime verdiğim bir armağan oldu. Okuyuculara da armağan olsun diye kitaplaştı bu şiirler,” diyor.

YONCA BOZTUNALI


Şiir kitaplarında mısraların altının çizilip gizlice posta kutusuna atıldığı zamanlardan, sosyal medyada bir orman ya da çiçek görüntüsü üzerine, ağlayan bir kadın fotoğrafının altına eklenen mısralara evrildi hayatımız... Olsun, içimiz dışımız şiir olsun... Ama pek öyle de diyemiyoruz; zira bu hızlı tüketim ve popülerleşmenin yan etkisi olarak maalesef edebiyatımızın önde gelen şairlerinin engin ve derin mısraları, bir bakıyorsunuz Shakespeare’in olmuş ya da Mevlana’nın sözü olarak karşımıza çıkmış... Ne yapalım? Pablo Neruda’ya Postacı’nın dediği gibi: “Şiir yazanın değil ihtiyacı olanındır”… Bu da kabulümüz ancak gönül ister ki şiir yüzeysel bir merak olmasın, gençliğin özüne şiir sevgisi yerleşsin. Çünkü bu acımasız dünyada inceliklere, güzelliklere ihtiyacımız var ve bize bunu en zarif şekilde, apaçık sunarak kendimizi iyi hissettiren, umut aşılayan hiç kuşkusuz sadece mizah, sanat ve şiir oluyor. Belki Ritsos’un şiirinde bahsettiği o “görülmemiş çiçek açma”; yaralarımıza şiirler, ağıtlar basa basa başlayacak…

Altı yıl aradan sonra işte böylesine kuru, kızgın ve sert bir iklimde, kum zambağı gibi ortaya çıkan bir şiir kitabı var 2016 sonbaharında... Kum zambaklarının neslinin de tehlike altında olduğu dünyada, şiirleriyle büyüdüğümüz, şimdilerde ise sosyal medyada şiirlerinin çokça paylaşıldığı Ahmet Telli, yeni şiir kitabı “Bakışın Senin” ile bu sayıda konuğumuz. Kendisine 70. yaş armağanı olarak nitelendirdiği yeni kitabı, insanın içine işleyen, altlarını çize çize okuyacağınız şiirler, dizelerle karşınıza çıkıyor. Kimi yerde aşktan kimi yerde acıdan dem vuran Telli, gündemi irdelediği şiirlerinde insanın içine işleyen gerçekçi üslubunu da esirgememiş.

İlk şiir kitabı “Yangın Yılları”nın yayımlandığı 1979’dan günümüze on şiir kitabıyla hayatımıza şiirlerini katan Ahmet Telli ile son kitabından, şiirden, şiirini etkileyen ülkenin zor günlerinden konuştuk.

“Yeni bir defter koydum önüme / Konuşkan harfler, ateş böcekleri / Çölün güneşi, rüzgârın uğultusu/ Gibi devinsin sayfalar, böğürtlen/ Koksun ya da ihlal etsin sınırları/ Hayata yeni bir hayat bağışlansın…” diye başlıyor “Bakışın Senin” kitabınız… Bu kadar güzel mısralar okumamızı niye ertelediniz? Şiire, böylesine duyarlılığa, inceliklere ihtiyacımız olduğu şu günlerde neden altı yıl beklediniz? Ve artık size tamam dedirten ne oldu?

Kitaptaki şiirler zaman zaman dergilerde yayımlandı. Özellikle “Sözcükler”, “Yasakmeyve” ve “Varlık” dergilerini izleyenlere tanıdık gelecek şiirler. Kitap bir bakıma 70 yaşımda kendime verdiğim bir armağan oldu. Okuyuculara da armağan olsun diye kitaplaştı bu şiirler. Sanat pratikleri yoğun emeğe dayalı olduğu için seri üretimden farklı olarak zamana yayılır. Bu nedenle kitaplar arasında 7 yıl, 9 yıl, 10 yıl gibi zaman aralığı vardır.

Nitelemeler bana göre değil

“Bakışın Senin”deki şiirinizle ilgili ne diyebilirsiniz? Okuyucularınız eski tadı mı bulacak yoksa yeni bir şeyler denediniz mi? Bu anlamda eserinizi tahlil ettiğinizde bize neler söyleyebilirsiniz?

Her kitap yeni arayışlar ve gerilimlerle varolur. Bir öncekini yeniden söylemenin bir anlamı yok elbette. Öncekinin tekrarı, bildiğiniz bir kentte dolaşmaya benzer; aynı sokaklar, aynı mekânlar vs. Oysa keşfetmenin heyecanı için yolculuklar gerekir; kentlere, ülkelere ve en önemlisi kendinize… Okuyucuların beklentileri yazma sürecinde yazarı ilgilendiren bir olgu değildir.

Bu son kitaptaki şiirlerde fark edildiği için değinmek istediğim bir konu var… Özellikle son iki yılı zor geçirdik Ankaralılar olarak, tüm ülke öyle ama biz başka sarsıldık. Bu şiirlerinize de yansımış gibi görünüyor, neler söylemek istersiniz?
Ankara, yaşadığım şehir. Ama aitlik belirten Ankaralı gibi niteleme bana uygun değil. Aidiyet duygusunu hep ötelemişimdir; kente, inanca vs. Genç yaşta yitirdiğimiz şair Ahmet Erhan’ın “Ankara-İstanbul Karatreni” diye bir kitabı vardır, bu olguyu çok güzel anlatır. Kentler keşfedildikçe bize bağlanır, bizim ona bağlanmamız söz konusu değil. Ankara’da yaşayanlar olarak iki yıldır kötü günler geçirdiğimiz doğru, ama bu, aynı zamanda ülkenin kâbusuydu. “Bakışın Senin”de “2015” başlıklı bir şiir var, şu mısra oradan: “Ölüm de kaybediyor haysiyetini…”

Aşk yaşanmışsa bir parçamızdır

Şiirlerinizde kimi zaman dörtlükler kimi zaman serbest bir yazım tercih ediyorsunuz? Bunda belirleyici olan nedir?

Dörtlükler’i hayatın sayısız anlarından birer “kare”, birer enstantane olarak düşünebiliriz.

“Unutuldu sanılan eski bir aşk / Her nasılsa hatırlatır ya kendini/ Bir koku, bir kitap yahut sokakta/ Bir sesin çınlamasıyla apansız…” diye başlayan “Eski Bir Aşk” şiiriniz üzerine şunu sormak isterim: Hâlâ üzerine şiir yazılan aşk bitmemiştir, değil mi? Kavuşulmuş olsaydı o aşk sevgiye mi evrilecekti yoksa bitecek miydi sizce? Mutlu giden bir aşkın şiiri olur mu?
Şiir hayatımıza nasıl giriyorsa öyledir, eski bir aşk anlatılırken eski bir aşk mıdır sadece söz konusu olan? Aragon’un şiiri de “mutlu aşk yoktur” diye başlar ama, “bizimkinden başka” mısrası ile biter. Yaşanmışsa bir parçamızdır eski bir aşk, onun bizi gerçekleştirmesine teşekkür borcumuz vardır.

Bir röportajınızda kavramlarla tanımlamaya karşı olduğunuzu belirtmiştiniz. Buna katılıyorum. “Aşk nedir?” sorusuna cevap verilmesi saçmadır , “Şiir nedir” de öyle… “Bir eylem biçimi, yaşama tarzı,” demiştiniz şiir için. Aynı şekilde düşünüyor musunuz? Günümüzde değişen değerler ve yaşama tarzıyla şiir bundan nasıl etkilendi sizce?
Şiirle hayat arasındaki diyalektik diyelim buna. Hayat-bilinç-imgelem diyalektiği de diyebiliriz. Gerçekliğe boyun eğmeyen bir karşı duruş, itiraz hakkını elden bırakmayan yaşama anlayışı…

Bir şiir okuduğunuzda, şairi bilmediğiniz hâlde ismini tahmin edebileceğiniz kadar belirgin bir üslubu olması mıdır sizce o şairi kalıcı yapan? Politikleşmiş, slogancı bir şiir kalıcı olabilir mi?
Politikleşmiş şiir slogancı şiir demek değildir. Slogan gelip geçicidir, politik olan ise şairin müdâhil olma tavrıdır. Üslûp şairin karakteridir herhâlde, şiirin estetik yapısıyla ilgilidir. Kalıcılık ise başka bir olgu. Zamanın süzgecinden geçebilmesi için hayat-bilinç-imgelem diyalektiği ile örüntülenmesi gibi daha birtakım özellikleri olmalı.

Uzun yıllar öğretmenlik yaptınız. Nasıl bir öğretmendiniz? Özlüyor musunuz öğretmenliği?
Nasıl bir öğretmendim, bilmiyorum. Belki kötüydüm. Öyle olmalı ki 1980 faşizmi attı beni meslekten.

Gençlik şiirle nasıl bir ilişki içinde, değerlendirmeniz nedir?
Çok güzel şiirler yazılıyor, onları okudukça yaşama sevincim artıyor.

Şimdi okul yıllarındaki kitaplara bir şiiriniz konsa hangisi olmasını isterdiniz?
Lise ders kitaplarının birinde gördüm “Hâlâ Koynumda Resmin” adlı şiirimi. Ders kitaplarına alınacak şiiri öğrencilerin seçmesini isterdim.


Şiir sokakta gibi eylemlerin yanındayım

Sosyal medyada #şiirheryerde, #şiirsokakta hashtag’leriyle paylaşılan mısralarla sokakların duvarların şiirle bezenmesi ama öte yandan size ait olmayan bir şiire adınızın yazılması, ya da şiirinizin isminiz olmadan paylaşılması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Şiir sokakta gibi eylemler underground davranışlardır, yanlarındayım. Bunu şiirin yaygınlaşması bağlamında değil, kolektiflik olarak düşünüyorum. Benim dünya görüşüme uygundur kolektivizm. Kolektiflikte adlar değil, eylemdir önemli olan.

Bir roman gelecek mi sizden?
Onuncu şiir kitabım “Bakışın Senin”. Altı deneme kitabı da buna ektir. “Arkadaşlık Günleriydi” adını verdiğim uzun anlatı var masada. Uzun öykü yahut roman da denebilir. Bakalım ne zaman tamamlanacak.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163