VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
09 Temmuz 2011 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Portakalın doğum yeri ve diğerleri...
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Portakalın doğum yeri ve diğerleri...

""Murat Belge’nin kitabın başında, önsözde dile getirdiği bir saptama, bu kitabın ve seçtiği konunun önemini vurguluyor: “Yiyecek her zaman insanların temel sorunudur. Neredeyse bütün savaşlar yiyecek için yapıldı. Tarih yiyecek için yaratıldı.” Bu kitabı okuyunca anlıyoruz ki; insanlık tarihinin aslı sofrada, mutfakta yazılmış...""

Aynur Tartan

Dost sohbetlerinde derim; Portakal’ın doğum yerini Murat Belge’den öğrendim... Çünkü, Murat Belge’nin o güzelim kitabı, “Tarih Boyunca Yemek Kültürü”, en sevdiğim, okumaktan büyük keyif aldığım ve hep tavsiyelerim arasında yer alan kitapların başında gelmiştir. Benim için çok “öğretici”dir .
Latif Demirci’nin karikatürleriyle süslenen kitabın bir yerinde Murat Belge, “Gerçek bilgi, hiç kimsenin hiçbir işine yaramayacak şeylerin bilgisi” dese de, bu kitaptan aldığım bilgilenme keyfini hiçbir kitapta bulamadım. Merakla ve gülümseyerek, hatta keyifli kahkahalar atarak okunan bir tarih kitabı... Zaten, “Tarih” dediğimiz şeyi böylesi anlatılar daha eğlenceli ve kolay algılanır kılmıyor mu?
Murat Belge’nin kitabın önsözünde dile getirdiği bir saptama, bu kitabın önemini vurguluyor: “Yiyecek her zaman insanların temel sorunudur. Neredeyse bütün savaşlar yiyecek için yapıldı. Tarih yiyecek için yaratıldı.”
Bu kitabı okuyunca anlıyoruz; insanlık tarihi asıl sofrada, mutfakta yazılmış.
Mercimek çorbasının Roma ordusunun başlıca yemeği olduğunu bilmek; Romalı ailelerin baklagiller ile olan ilişkisinin çarpıcı örneklerini görmek; örneğin Cicero’nun adının nohuttan, Fabius’un bakladan, Lentulus’un mercimekten gelmesi... Bakla, Mercimek, Nohut ve Bezelye’nin bizim buralardan olmasına karşın Fasulye’nin taa Amerika’dan geldiğini öğrenmek. Ya, caanım kuru fasulye meğer, Amerikalıymış!..
Bir başka Amerikalı, sofraların sarışını Patates’i de meğer savaşlar vazgeçilmez kılmış... Napoleon savaşları esnasında askerler tarlaları mahvederken yalnızca patates hiçbir şeyden etkilenmemiş ve Eski Dünya’nın temel besin maddesine dönüşüvermiş.
Ispanak Asya’nın doğusundan gelmiş. Lahana ise Avrupalı. Öyle uzun zamandır yeniliyor ki; iki filozof Diyojen ve Aristippus arasındaki tartışmada da başrol oynamış. Diyojen yalnız lahana yiyerek yaşarmış; Aristippus ise “Lahana ömrü kısaltır” diyerek onunla tartışırmış. İşin ilginç yanı; Aristippus kırkında hayata veda etmiş, Diyojen doksanı bulmuş...
İşte, “Tarih Boyunca Yemek Kültürü”, böyle bir kitap.
En sevdiğim kitabın en sevdiğim bölümüne gelince... Salata başlıklı yazısından bir bölümü, Sevgili Murat Belge’ye saygılarla alıntılıyorum:
“Ellilerde, İstanbul Radyonu’nda, Refik Halit’le yapılan bir röportajı dinliyordum. Refik Halit midesine, daha doğrusu damağına düşkün bir yazardı. Yemeğin iyisini bilmek kadar pişirmesiyle de ünlüydü. Bu röportajda da yemek üstüne konuşuyordu. Evde karı koca nasıl yemek pişirdiklerini anlatırken, kendisinin salata yaptığını söyledi. Bu sözü, yemeğin inceliklerini bilmeyen spikeri güldürdü. Refik Halit’in “kolay” bir işi üstlendiğine hükmetmişti. Yazarın buna fena halde sinirlendiğini, öfkeli bir tonla salatanın önemini ve yapılmasının inceliklerini uzun uzun anlattığını hatırlıyorum.
Onun bu tiradını fazla yadırgamamıştım, çünkü benim babam da yemek konusunda Refik Halit’in bir benzeriydi ve salata çerçevesinde aynı görüşlere sahipti. Yaşadığımız şu günlerde salata kültürü kalmadığından yakınıp dururum. Ama bu durum herhalde o dönemde (ellilerde) de şimdikinden çok farklı değildi, çünkü gittiğimiz lokantalarda babam (hepsinde nazı geçerdi) salatanın ham maddelerini getirtir, sonra kendisi sofrada bunları salata haline getirirdi. Arada bir, üşenmezsem, ben de yapıyorum bunu benim nazımın geçtiği lokantalarda. Refik Halit’in dediği gibi, “salata deyip geçmek” çok yanlış bir tavır. Gerçek bir iştah açıcıdır salata; onsuz pek az sofranın tadı çıkar. Elbette temel yemek değildir, ama salatasız temel yemek saçkırana maruz kalmış bir şinşila gibi bir şeydir.. Salatasız kalkan tava yediğinizi düşünün!..
Refik Halit, babam ve ben: Salataya düşkün üç erkek saydım. Ama evrensel yemek mitolojisinde salata dişi (ve hafif, “bakire”) sayılır. Beyaza yakın yeşil, taze, çiğ ve serin, dantelimsi. Balık veya tavukla gider; kırmızıdan çok beyaz şarabı çağrıştırır...”
2001’de, İletişim Yayınları tarafından yayınlanan “Tarih Boyunca Yemek Kültürü” belki 10’dan fazla baskı yaptı. Meraklıları, kitapçı raflarında bugün de bulabilir.
Son olarak, en başa dönelim... Portakal’ın doğum yeri Malezya.


Teşekkürler Alatlı
Alev Alatlı sürpriz yaptı; ‘Kariyer de yaparım yemek de’ diyerek hazırladığı, geçen ay yayınlanan yeni kitabıyla ağızları sulandırdı. Dile kolay 100 menü, 700 tarif, Tıp Bayramı’ndan, Gazi Koşusu’na belirli gün ve haftalara adanmış lezzetler... Kızı Funda’dan ilham alan Alatlı, yoğun çalışma temposu içinde pek çok şeyi başaran ama mutfağı unutan, yemek yapmaktan korkan yeni nesil hemcinslerimize “ocağın başına geçmekten korkmayın” diyor. Çünkü, Alatlı’nın da dediği gibi, hayatın devamlılığını kadın sağlıyor...


Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163