VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
22 Aralık 2008 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > "Babam umudun simgesiydi"
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Babam umudun simgesiydi

Ayşe Kulin'in son romanı Umut, bir önceki kitabı Vedanın devamı. Yazar Boşnak, Osmanlı ve Ermeni kökenli ailesinin yaşamını deşifre ettiği romanında umudunu Cumhuriyet üzerinden anlatıyor.

Önce "Veda" geldi ve Ayşe Kulin'in ailesiyle Osmanlı'ya veda ettik. Şimdi de "Umut"... Cumhuriyet kurulurken, Osmanlı, Ermeni ve Boşnak kökenli bir ailenin yaşadığı sancılara rağmen hiç vazgeçmedikleri umuda tanıklık ediyoruz. Kulin son romanında da ailesinin yaşamını ve bir dönemi deşifre ediyor. Üstelik resmi tarihe ve dile dokunmadan, yaşanan bir aşkla, çıkan bir kavgayla bir dönemin düşünce yapısını anlatıyor.
İnsan ailesini anlatırken ne kadar tarafsız olabilir? Kulin bu soruya "Ben o evi ve insanları seviyorum, özlüyorum. Dolayısıyla tarafsız bir göz olamam," diye cevap veriyor. "Ama sıkıcı olur mu diye korktum. O nedenle ajanım Barbaros Altuğ'a 'Beni acımasızca eleştir' dedim. O da yüz sayfasını çıkarttı. Orada halamın annem Sitare'ye nişanında sürpriz olarak aldığı gümüş şekerliğin hikâyesini anlatmıştım. Yani o dönemlerin nişan âdetini. Bu bölümleri çıkarttığım için çok üzüldüm. Belki bir sonraki kitapta geri dönüşlerle anlatacağım."
Ayşe Kulin'in ailesini anlattığı bölümlerin başlığı "Hayat Akan Bir Sudur". Cumhuriyet döneminin idealist mühendisi Muhittin Kulin'i, yani babasını ise "Umut" başlığıyla anlatıyor. Bunun nedenini şöyle açıklıyor: "Cumhuriyet'e sonuna kadar inanıp Anadolu'nun her yerine su, elektrik götürmek için her şeyini feda eden bir mühendisti babam. Yani umudun simgesiydi. Ama büyük dedemler Bosna'da topraklarını kaybetmiş bir aile, annemler Osmanlı ailesi, saraylarda büyümüşler. Eniştem Aram'ın ailesi ise Merzifon'dan, 1915 olaylarından sonra gelmiş İstanbul'a. Kitapta üç aile var ve hepsi yaralı, inançlarını kaybetmişler. Ancak üç ailenin de ortak bir paydası var. Yeni bir ülke kuruluyor ve tek yapacakları şey o ülkede mutlu olmanın yollarını aramak. Kıyafetler, harfler, düşünce, kafa yapısı, sistem değişiyor. Cumhuriyet bir harç ki, herkesi sarmalamış. Bu üç ailede sonunda Cumhuriyet'e, yani umuda sarılıyorlar."
"Veda"da öne çıkamasa da satır aralaralarında Cumhuriyet'le birlikte değişen aile yapısına, günlük hayatta dair bep çok iz de var. Bunu da şöyle anlatıyor, yazar: "Bu kitapta, satır aralarını okuyabilenlere kıyafet devriminin nasıl sindirildiğini de anlatmaya çalıştım. Boşnak dedem Salih, fesini çıkarmıyor. Sırf bunun için günlerce evden çıkmıyor. Sonra kafası çıplak çıkıp hasta oluyor. O dönemde kılık kıyafete karşı bir inat var ve bunu din zannediyorlar."

"EN BÜYÜK UMUT OBAMA"
Kulin'in romanında kıskançlık, kalabalık bir aile, imkânsız bir aşk, sıla özlemi, Cumhuriyet'in değiştirdikleri, balolar, davetler ve çocuklar okuru hemen içine çekiyor. Teyzesi Sabahat ile Aram adlı Ermeni gencin aşklarına toplumun ve ailenin tepkisini okuduğunuzda ise bir arpa boyu yol alamadığımızı görüyoruz. Kulin, "Teyzemle beraberken, eniştemi Ermeni olduğu için dövmüşler. Dedem devlet adamı olduğu ve o acıları bildiği için evlenmelerine izin vermemiş. Ama bunlar 1920'lerde yaşanmış. Üzerinden seneler geçti. Bu kadar demokratikleşme, çağdaşlaşma ve eğitimden geçtikten sonra bugün hâlâ böyle bir bakış açısı olması korkunç. Biz bir türlü iç dünyamızı terbiye edemiyoruz. Dünya çok değişti. 1970'lere kadar zencilerle beyazlar yan yana gelemiyordu. Bugün en büyük umut Obama'dır. Belki o umudun ışığı buralara kadar gelir. Komşuda pişen bize de düşer," diyor.
"Umut" Ayşe Kulin'in doğumuyla sona eriyor. Yani üçüncü kitapta sıra kendisine gelecek. Kulin yazacağı kitapla ilgili şu tüyoyu veriyor: "Ben Türkiye'de dört darbe gördüm. 27 Mayıs 1960 öncesi elinde pankartlarla Demokrat Parti'den nefret ederek yürüdüm. Sonra ihtilal oldu ve üç siyasetçi asıldı. Ne değişti? Sadece üç insan öldü. Ben Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu'nun ne kadar değerli biri olduğunu yıllar sonra öğrendim. Ondan sonra o değerde dışişleri bakanı yetiştirememişiz. Kendi yavrularını yiyen kedi gibiyiz. Değerli varlıklarımızı çamurla kaplamayı tercih ediyoruz. Tüm bu yaşananların kişiliğim üzerinde etkileri oldu. Üçüncü kitapta özel hayatımı çok anlatmayacağım. Çünkü benim hayatım Aylin ve Füreya kadar ilginç değil. O kitapta siyasi arka bahçeyi yazmak istiyorum."

****

"ROMANI AĞLAYARAK YAZDIM"

Anneniz hayat dolu bir kadın. Babanızla aralarında çok yaş farkı var. Bu yaş farkı çocukluğunuzda sizi nasıl etkiledi?
Babam çok dinç ve yakışıklıydı. Annem de sabun köpüğü gibi bir kadındı. Gittiği yere neşe ve hafiflik götürürdü. O nedenle aralarındaki yaş farkını hiç anlamadım. Babama çok düşkündüm. Bu yüzden, farkında olmadan annemi üzmüş olabilirim… O neşeli kadın sonunda bunadı. Onu o halde görmek beni çok üzdü. O dışa dönük, eğlenmeyi seven kadına o son çok yakışmadı.
Aile hikâyeleriniz yazarlığınızı genelde nasıl etkiliyor?
Aslında ailem diğer romanlarıma da sızdı. Bu kitapta anlattığım Sabahat teyzemle Aram eniştemin hikâyesini, aslında "Nefes Nefese"de yazdım. Bu kitabı ise bambaşka duygularla kaleme aldım. Bazen hiç ağlayacak bir şey yokken gözyaşlarımı tutamadım. Kendimi tarihin içinde geriye doğru hareket ediyor gibi hissettim. Ama herkesin kusurlarını da anlattım. Mesela anneannem Leman titizlik hastasıydı. Onun yüzünden çok rezil olduk. Tramvaya binerdik, biri öksürdüğünde ceketiyle yüzünü kapatırdı. Arkadaşlarım bize geldiğinde tuvalete girmelerini istemediğini belli ederdi. Mikrop kapmaktan çok korkardı.
Ailenizin özel hayatını deşifre ediyorsunuz. Kimse size kırılmıyor mu?
Öldüler. O nedenle kimse çıkıp bir şey demiyor. Ancak, kuzenlerim arayıp "Ağlayarak okuduk" dediler. Bir tek Sabahat teyzemle Aram eniştemin kızları Filiz'in tepkisini merak ediyorum. Çünkü annesinin ve babasının aşkını ondan izin almadan deşifre ettim. Tabii her ikisini de asla rencide etmedim.

Kitabın künyesi:
Umut / Hayat Akan Bir Sudur
Ayşe Kulin
Everest Yayınevi
16 YTL



Paylaş