VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Mart 2015 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Romanlar görsellik denizidir
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Romanlar görsellik denizidir

Şehir Tiyatroları Shakespeare’den Çehov’a, Musahipzade Celal’den Nazım Hikmet’e uzanan uyarlama repertuarına İsmail Kadare’nin “Ölü Ordunun Generali” romanından aynı adla uyarlanan oyunu ekledi. Oyun, 26 - 28 Mart tarihleri arasında sahnelenecek.

İPEK CEYLAN ÜNALAN


İsmail Kadare’ nin 1964 yılında yazdığı romanından aynı adla Yeton Neziray tarafından sahneye uyarlanan “Ölü Ordunun Generali” bitmiş bir savaşın insan ve toplumlar üzerinde devam eden yıkıcı etkileri üzerine odaklanıyor. Oyunun çevirisi Bilge Emin, dramaturjisi Hatice Yurtduru’ya ait. Oyunun yönetmeni M. Nurullah Tuncer’le “Ölü Ordunun Generali” üzerine konuştuk.

Oyunun yazarı İsmail Kadare’nin sizin için anlamı/ önemi nedir?

“Ölü Ordunun Generali” 1963 yılında yayınlandı. Dönemine ışık tutan ve ilgiye karşılanan bu roman ülkemizde de aynı ilgiyi hak etmiştir. 1980’li yıllarda gündemde olan roman, zamanla unutuldu. Oysaki çağına ve savaş yıllarına objektif bir bakış getiren yer yer Arnavut halkı için özeleştiri de yapan bu roman savaşın anlamsızlığı üzerine kurgulanmış teması ilgimi çekti. Bosna’da yaşanan ve binlerce ailenin dramını yeniden anlamamıza neden olduğu için önemli buldum. Doğum ritüelleri kadar ölüm ritüelleri de önemlidir. Bunun eksikliği toplumlarda onanmaz izler bırakır. Tıpkı bugün ülkemizde gündeme oturan Süleyman Şah Türbesi’nin, ülke sınırlarına yeniden taşınması gibi. Toplumsal değerler ne kadar önemliyse, aileleri oluşturan bireylerin kayıpları ve onların izlerinin dahi bulunamaması da o kadar önemli ve değerlidir. Roman bu şiirsellikle anlatıyor o günlerde olup biteni. Oyundaki “Nitsa” anne karakteri 14 yaşındaki kızına Albay Z tarafından tecavüz edilip öldürülmesi, yakın zamanda hepimizi derinden üzen Özgecan Arslan’ın hunharca katledilmesinden farklı değil. Oyundaki annenin çığlıkları aradan geçen 50 yıla rağmen bugün bile acısını özlemini kulaklarımızdan yüreğimize indiğini görüyoruz oyunda. Romanı ve İsmail Kadare’yi tüm bunları olağanüstü bir şiirsellikle anlattığı için önemli ve anlamlı buluyorum.

“Ölü Ordunun Generali” 2. Dünya savaşının insan ve toplumlar üzerinde devam eden yıkıcı etkileri üzerine odaklanıyor. Böylesi zorlu bir dönemi sahneye taşımak zor olmadı mı?

Roman uyarlamalarını sahneye aktarmak zordur. Bu zorluk birinci derecede uyarlamanın başarısına bağlı, ikinci derecede rejinin başarısına... Buradaki uyarlamayı çok yeterli bulduğumu söyleyemem. Bunun birçok nedeni var,
tartışmak zaman alacağı için buna girmek istemem. Reji başarısını da romanı okumadan yorumlamak imkânlı olmaz sanırım. Ancak romanı okuduktan sonra söylenecekler dikkate alınabilir. Ben daha önce Mesa Selimoviç’in “Derviş ve Ölüm” adlı romanının uyarlamasını sahneledim. Bunun başarılı olduğunu Belgrad’daki gösteriminde oyuna olan ilgi ve övgüler gerçek kıldı. Bu övgülerin sahiplerinden biri de Mesa Selimoviç’in kızına ait olması beni ayrıca onurlandırmıştır. Roman uyarlamalarına ilgimin olması tasarımcı yönetmen olduğum içindir sanırım. Çünkü romanlar görsellik denizidir benim için.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam