VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Mayıs 2015 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Rose’un seçimi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Rose’un seçimi

Michele Zackheim’in kaleme aldığı “Paris’e Son Tren” yarı Yahudi olan Amerikalı bir kadın gazetecinin İkinci Dünya Savaşı yıllarında Paris’te yaşadıklarını konu alıyor.

İkinci Dünya Savaşı, dendiğinde akla ilk gelen Naziler ve Yahudi Soykarımı‘dır. Öyle ki, ABD’nin Japonya’ya attığı ve tarihin en karanlık ve kirli savaşı saldırısı olan atım bombasının kullanılması ve bunun yarattığı tahribat bile daha sonra akla gelir. Bunda şüphesiz ki, sanat eserlerinin payı büyük. Edebiyatan sinemaya kadar sanatın her dalında Naziler’in Avrupa’da ilerleyişi, Hitler’in çılgın politikaları, gaz odaları, soykırımın acımasız ve soğuk yüzü sayısız esere konu oldu ve olacak.

Spielberg’in “Schindler’in Listesi” ya da Merly Streep’in olağanüstü oyunculuğu ile hafızalarımıza kazınan “Sophie’nin Seçimi” filmleri gibi. Ya da ünlü piyanist Wladyslaw Szpilman’ın hayatınıve Polanski tarafından sinemaya uyarlanan “Piyanist” veya yine sinemaya uyarlanan Bernhard Schlink’in “Okuyucu” kitapları gibi. Elbete ailesiyle bir çatı katında Naziler’den saklanan ve malesef yakalanan Anna Frank’ın bu sessiz günleri anlattığı defterini de unutmamak gerek.
Sanırım, Nazizm’in insanlık tarihinde bıraktığı bu izler daha pek çok sanat eserine konu olacak. Tıpkı enstalasyon sanatçısı ve “Einstein’ın Kızı“ romanının yazarı Michele Zackheim’in kaleme aldığı “Paris’e Son Tren” gibi.

İkinci Dünya Savaşı yıllarını, savaşın Avrupa’da yarattığı sancıları, Fransa başta olmak üzere Avrupa entelektüel dünyasındaki izlerini ve karabasanları konu alan roman, özetle Amerikalı bir kadın gazetecinin, savaşın hüküm sürdüğü Paris ve Berlin arasında geçen hikayesini konu alıyor.
Naziler giderek güç kazanmaktadır. Savaş soğuk nefesini hissettirmektedir. Artık tüm dünyanın gözleri Avrupa’ya çevrilmiştir. İşte bu kişilerden biri de Avrupa’da dış haberler muhabiri olarak görev yapan Rose Manon’dur. Amerika’nın küçük bir kasabasında doğan daha sonra New York’ta giden ve burada hayallerinin mesleği olan gazeteciliğe başlayan, her kariyer yapmak isteyen gazeteci gibi haber kovalayan biridir Rose. Bir yandan gazetenin erkek egemen ağırlıklı haber merkezinde var olmaya çalışırken bir yandan da kendini keşfetmektedir.

Çünkü ailesinin sex shop kendisinden gizli tutmaya çalıştığı bir sırrı vardır. Rose aslında yarı Yahudi’dir. Ancak Rose, nasıl her peşine düştüğü haberleri aydınlatarak meslektaşları arasında hızla yükseldiyse, bir süre sonra bu sırrı da öğrenir.
Üstelik görevi nedeniyle Paris’e oradan da Berlin’e gitmesiyle bu sırrı, bir süre sonra farklı bir boyut daha kazanacaktır. Fransa’da Colette ve Janet Flanner (Genêt) gibi dönemin ünlü aydınlarıyla dostluk kuran Rose, çok geçmeden gönlünü bir direnişçi sanatçıya kaptırır. Ancak Avrupa baş döndürücü bir hızla dönmekte, her şey bir anda değişmektedir. İlişkisi de bu değişimden payını alır. Öyle ki, bir süre sonra Rose, kendisini bir terör dehşeti içinde kıskıvrak yakalanmış bulur. Bir seçim yapmak zorundadır. Ancak bu seçimi yapmak elbette kolay olmayacaktır.

Paylaş