VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
09 Temmuz 2011 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Ruh sallayıcı edebiyatın tortusu
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Ruh sallayıcı edebiyatın tortusu

Dünya edebiyatındaki Latin rüzgarının altın tozlu hortumudur Borges. Kitabı okursun, hortum gider, altın tozlarına bulanmış bir kaplan, bir ayna ve bir labirentle baş başa kalırsın. Ben Borges’in ruh sallayıcı edebiyatının fantastik tortularını seviyorum. Bende kalanları... İletişim Yayınları’ndan çıkan 1988 baskılı ve Münir H. Göle çevirili “Kum Kitabı”nın bende kalanlarıysa diğer Borges kitaplarından biraz daha fazla.

Levent Tülek


Şimdiden diğer tüm kitaplarımdan özür diliyorum. Gözüm gibi baktıklarımdan... Annemde kalanlardan... Arkadaşlarıma hararetle okumalarını tavsiye edip verdikten sonra geri gelmeyenlerden... “Arzın Merkezine Seyahat”ten, “Küçük Kara Balık”tan, “Küçük Prens”ten, “Sefiller”den, “Sineklerin Tanrısı”ndan, “Suç ve Ceza”dan, “Huzur”dan, “Pekinde Sonbahar”dan, “Soğukkanlılıkla”dan, “Bir Karakedi İçin Blues”dan, “Yüzyıllık Yanlızlık”tan (Editörüm zaten kimseye bırakmadı), “Martı”dan... Anımsadıktan sonra bu yazıda adını geçirmediğim için pişman olacağım göz nurlarımdan... Çok özür diliyorum. Hepiniz hayatıma girdiniz, yerleştiniz. Çoğunuzla iyi geçinemedim belki. İlgisiz bıraktım. Bazılarınızdan hiç haz almadım. Yine de kütüphanemin en manzaralı yerinde imgeleriniz, derin karakterleriniz, dünyanın her yerinde güneşin doğuşunu ayrı ayı tarifiniz ve metaforlarınızla baş başa bıraktım sizi. Buna hakkınız vardı çünkü.
Hayatımızın kitabı teması önerilince, bir karar verdim ve sizleri aldatmanın sıkıntısını yaşıyorum. Hepinizi ufak tefek minyon, gizemli, çarpıcı, kapağındaki kabartmalı varak yazı karakteri ile süslenmiş kokoş bakışlı, yakıcı ve sevişilesi bir kitapla aldattım. Hayatımın kitabı dedim ona. Aklım diğerlerinde. Ama aldatmanın dönüşü olmuyor. Pişmanlığın yakıcı tuhaf kekremsi lezzeti...
Bedelini ödeyip iki ay onlarca kişiyle aynı koğuşu paylaştığım askerliğimdeki yoldaşım “Kurgusal Varlıklar Kitabı” dahil, hayatımın her anına girip çıkmış Borges kitapları arasında dünyama mana katmış, okumanın, yazmanın seyrini şekillemiş bir kısacık kitap “Kum Kitabı.” Dünya edebiyatındaki Latin rüzgarının altın tozlu hortumudur Borges. Kitabı okursun, hortum gider, altın tozlarına bulanmış bir kaplan, bir ayna ve bir labirentle baş başa kalırsın. Ben Borges’in ruh sallayıcı edebiyatının fantastik tortularını seviyorum. Bende kalanları.
İletişim Yayınları’ndan çıkan 1988 baskılı ve Münir H. Göle çevirili “Kum Kitabı”nın bende kalanları diğer Borges kitaplarından biraz daha fazla. Edebiyat disiplinleri arasında gidip gelmelerin esrikliğini yaşarken “Kum Kitabı” öyküyü anımsatmıştı bana. Hayali. Rüyayı. Hayranı olduğum Doğu mistisizminin kurgusal fantazmasının inceliğinin dışındaki başka bir dünyanın keskin , kıvrak ve acı hazzını kapsayan fantastik dünyayı. Sağlam, ayakları yere basan yıllar sonra özlenip tekrar bakılacak bir edebiyattı bu. Borges kendi hayatının çekici hikayesini kurgu edebiyatına öylesine karıştırmıştı ki, bu yaşlı kör adamın acınası dramatik hayatından ziyade, kıskanılacak bir yazı ve düş gücü yeteneğiyle nasıl da ikonsal bir cazibeye sahip olduğunu kitaplarından birini okur okumaz anlayıveriyordunuz. İşte benim hayatımdaki Borges kitapları, onu biraz kıskanma, biraz öykünme, biraz kapılma ama en çok da neredeyse popüler bir mertebeye koyan posterleri duvarlara asılası bir hayranlıkla çoğalıvermişti.
Efsane olmuş, bir çok çağdaş genç yazara rehber olmuş ve klasikleşimiş bir öyküyle başlar “Kum Kitabı”: “Öteki”de yaşlı yazarımız parkta gençliği ile karşılaşır. Ve kısacık öyküdeki bu karşılaşmanın betimlemeleri, diyalogları ve Borgesvari karşılaştırmaları başınızı döndürür. “Ulrike”den başlayarak tüm öyküler o kadar lezzetlidir ki lezzetleri çok kolay okunmalarından değil, gerçek edebiyat okurunun sarmallar, metaforlar, ağdalı betimlemeler, damarlarında antik tragedyalar geçen karmaşık formüllü karakterler, deneysel biçimler ve lirik-epik efsanelerin kireçlendirdiği beyin kıvrımlarımızı açan esrarengiz iksirindendir. Geriye dönüp eski defterleri karıştırmayı sevmeyen ben bile sık sık üzerinde BORGES yazan bu kitabı alıp yıllanmış şarap misali gözlerimle tadıp yeniden bırakırım edebi istirahatgahına.
Zaman beni sürükleyen nehir, ama nehir benim;
Beni parçalayan bir kaplan, ama kaplan benim;
Beni tüketen bir ateş, ama ateş benim.
Evren, ne yazık ki gerçek;
Ben, ne yazık ki, Borges’im.
20. yüzyılın ve bence yazınsal tarihin en iyi beyinlerinden olan Borges’in “Kum Kitabı” benim hayatımın kitabı, çünkü ne yazık ki o Borges...

Yılın en ‘kıyak’ kitabı
Ölümlüler Uyurken

Sevgili abim güzel insan Savaş Akova çevresindeki ona hayran bir sürü genç kardeşine tavsiye edeceği bir şeyler olduğunda “kıyak” kelimesini kullanır! Ben de onunla aynı kafada olduğum ve genelde beğenilerimiz çakıştığı için onun “kıyak”ları benim de “kıyak”larımdır. Dışardan gördüğünüzde lanet, yanına yaklaşmaya korkacağınız, sıkıntılı, arıza çıkarmaya müsait ama kazıdığınızda dünyaya inmeye geç kalmış telaşlı bir melek kıvamındadır Akova. Kaybolan kedisine Karabaş Akova ismini verip bu en yakın arkadaşının hayatından çıkışını müteakiben hastalanan, ardından yoğun bir tedavi sürecine girmesiyle hayatı daha da hicvederek yaşayan Savaş abiyi hatırladım “Ölümlüler Uyurken”i okurken. Vonnegut gibi aksi, tuhaf, alaycı, sigara bağımlısı, eğlenceli, fantastik bir yazarın gelişini müjdeleyen ilk öykülerinden oluşan “Ölümlüler Uyurken”i okurken kitabı tarif eden kelimeyi de buldum: Kıyak!
Bu yıl okuduğum kitaplar arasında elbette beni çarpan, sarsan, yoğun lezzetler almamı sağlayan bir çok kitap oldu. Richard Bach’ın “Meraklılar”ından Saramago’nun “Kopyalanmış Adam”ına, Fuentes’in “Kartal Koltuğu”ndan Greenbalt’ın oya gibi işlediği “Shakespeare Olmak”ına kadar bir çok kitabın arasından “Ölümlüler Uyurken” ince mizahı, garip çocuksu imgelemleri ve oldukça basit ve çarpıcı anlatımıyla bu yılın kitabı olmayı hakketi benim kütüphanemde.
Neredeyse skeçvari bir anlatımla bezediği “Böbreksiz Adam”, “Yılda 10.000 Dolar Çocuk Oyuncağı”, “Jenny ve Bomar” gibi öykülerinin yanında derin fantastik öğelerle betimlenmiş parçaların da bulunduğu “Ölümlüler Uyurken” yazarın sonraki hayatının ve üretim zenginliğinin ilk ip uçlarını veriyor. Temelde fantastik kurgu yazarı olan ve mizahi ama yıvışmayan, fantastik ama gerçek mi değil mi anlaşılmayan, yalnız ama kalabalıklardan kopmayan karakterleriyle elinizden ve belleğinizden bırakamadığınız öykülerle bizi sınırsız ve boyutsuz edebiyatıyla başbaşa bırakan ve bu cümleyi okuduğunda hasstir çekecek olan bu kıyak abimizin müstehzi kaleminin fotogerçekçi öyküleri bu yılın kitabıdır bence.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163