VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Eylül 2017 Cuma | Anasayfa > Haberler > Sade edebiyata iki armağan
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Sade edebiyata iki armağan

Türk edebiyatının önemli yazarlarından Cemil Kavukçu, okurlarını bir uzun öyküyle selamlıyor: “Yüzünüz Kuşlar Yüzünüz”. Ayrıca Cemil Kavukçu edebiyatına dair kapsamlı bir çalışma olan “Beşinci Pencere” genişletilmiş baskısıyla yeniden raflardaki yerini alıyor.

CANER ALMAZ


Türkiye’de öykü türünde yazdıklarıyla kuşakları etkileyen ender yazarlar vardır. Öyle öyküler yazar, öyle cümleler kurarlar ki, kaleminden dökülenler sonrasında gelen öykücüleri, yazarları şekillendirir, ilham verir. Sait Faik Abasıyanık gibi, Ferit Edgü gibi, Vüs’at O. Bener, Bilge Karasu, Tomris Uyar, Adnan Özyalçıner gibi... İşte Cemil Kavukçu da bu yazarlardan birisidir. Onun öyküleri, yapıtları 80 ve 90 sonrası kuşağa ilham olmuş, birçok yazar Kavukçu’nun dilinden ve kurgularından etkilenmiştir. Kavukçu’nun öykücülüğü 1987 yılında “Patika” isimli kitabına verilen Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü ve 1996 yılında “Uzak Noktalara Doğru” kitabına verilen Sait Faik Abasıyanık Öykü Ödülü’yle taçlandırılmıştır.

Eserleri 1980 sonrasında çeşitli dergilerde yayımlanmaya başlanan Cemil Kavukçu, bugüne kadar birçok öykü kitabına, romana ve bunların yanında da başarılı çocuk kitaplarına imzasını attı. Özellikle öykülerinde taşra ve şehir yaşantısını iyi kullanan Kavukçu, günümüzde etkisini hâlâ sürdüren taşra edebiyatının öncüleri arasında sayılabilir. Kavukçu’nun en önemli ayırt noktası ise okuyucuya metinlerinde yalnızca taşrayı vermemesidir; taşranın yalnız kalmışlığını şehrin kalabalık yalnızlığıyla bir şekilde iliştirir.

Hem yalın, hem hüzünlü lakin bir o kadarda kıyısından köşesinden neşe saçan cümleler kurar. Okura sıkıntı vaat etmez; bunu da karakterlerinin canlılığı, gündelik hayatın içerisinden ve birebir yansıtılmış karakterler yaratmasıyla sağlar. Karakterleri yeri gelir racon keser, bazen tuhaf alışkanlıkları, takıntıları, inançları vardır. Ötekiyi, ezilmiş olanları karakter yapmaktan çekinmez. Konularıyla okurunun düşünce zeminin değiştirmeye yeltenir; aynı zamanda iyileştirici bir dünya kurar. Tüm bunlara ek olarak rahatlıkla söyleyebileceğimiz bir nokta da, Kavukçu’nun okurunu farklı ruh hallerine taşıdığıdır. Gülümserken, boğazınızda o hüzün yumrusunu hissetmeniz de çok olasıdır. Tüm bu bahsettiğimiz şeyleri ise sade cümlelerle sağlar. Şatafatsız, ağır betimlemeler içermeyen lakin insanı ferahlatan cümleler kurar. Cümleleri sadedir; kesinlikle yavan değildir. Aksine ciddi bir estetik taşır.

Kavukçu’nun dünyası
İlk baskısını 2007 yılında Can Yayınları etiketiyle yapan, Melike Koçak’ın yayına hazırladığı ve Cemil Kavukçu’nun edebi kişiliğiyle beraber, öykü ve romanlarında kurduğu dünyaya yolculuk kılavuzu niteliğindeki “Beşinci Pencere”, genişletilmiş içeriğiyle yeniden yayımlanıyor. Koçak, kaleme aldığı giriş yazısında, ikinci baskının içeriğine dair bilgiler sunmakta. Cemil Kavukçu’nun 2008 sonrası kitaplarının da incelenip değerlendirildiğini bu önsözde belirtmekte Koçak.

Kavukçu’nun öykücülüğü, edebi kişiliği ve metinlerindeki unsurlar farklı yazar ve eleştirmenlerce okur için “Beşinci Pencere”de kaleme alınmış. Melike Koçak, kitabın ilk bölümünde öykülerdeki temalara, karakterlere ve kurduğu dünyaya giriş niteliğinde incelemeler kaleme alıyor. Mekânlar, kadın ya da erkek karakterler, zaman, olay örgüsü ve kurguya dair çok kapsamlı, detaylı, iyi analizler okuyoruz. Aynı zamanda Kavukçu’nun öykülerinde sıkça yer verdiği gerçek-rüya ayrımına, rüya yolculuklarına, kurmaca mekânlar üzerinden yaklaşarak öykülerin temeline ve kuruluşuna dair yolculuklara çıkıyoruz.

İkinci bölümde Hivren Demir-Atay’ın kaleme aldığı “Ormanın İçlerine Doğru” öyküsüne dair simgeler bağlamında yaratıcı yazarın bilincine dair bir inceleme, eleştiri yazısı bizleri karşılıyor. Daha sonrasında ise Hasan Ali Toptaş, Kavukçu’nun “Uzak Noktalara Doğru” isimli öykü kitabını inceliyor. Toptaş, yazısında kitabı teknik ve edebi unsurlar açısından değerlendirerek bizlere farklı bir bakış açısı kazandırıyor. Zerrin Eren, Semih Gümüş, Müge İplikçi, Tülin Er, Vecihi Timuroğlu, M. Sadık Aslankara ve ülkemizin yetiştirdiği en önemli edebiyat eleştirmenlerinden olan Fethi Naci, bizlere Cemil Kavukçu’nun edebiyatına dair önemli ayrıntılar, incelemeler ve kritikler sunuyor.

Bir uzun öykü
Cemil Kavukçu’ya dair yeni bir kitap haberi daha verelim: “Yüzünüz Kuşlar Yüzünüz” isimli uzun öykü kitabıyla yeniden okuyucuyla buluşuyor Kavukçu. Yine Can Yayınları etiketiyle raflardaki yerini alan kitap, temel manada Kavukçu’nun tüm dil ve edebi yetkinliklerinin hissedildiği olgun bir uzun öykü.

Öykü, kendi dünyasına kapanmış, tek başına yaşayan, hayatta kendi çıkarları dışında pek bir şey düşünemeyen ablası haricinde kimsesi kalmamış Feridun isimli karakterimizin, bir pazar sabahı uyanmasıyla başlıyor: Kasvetli, yağmurlu ve sıkıcı bir pazar günüdür. Evde kahvaltı yapmak istemeyen Feridun, çokça borcunun biriktiği Gero’nun mekânında kahvaltı yapmaya gider. Feridun kahvaltı etmeye hazırlanırken, hiç olmayacak bir şey olur: Sakin kasabada daha önce hiç görünmemiş bir adam mekâna girer ve durgun hayatlarından olabildiğince memnun olan kahramanlarımızın yaşamlarına isteyip istemediklerinden emin olmadıkları bir misafir olur. Kendinden emin, dik başlı, emir buyurur gibi konuşan birisidir bu kişi. Sohbet ettikçe birbirlerini tanırlar. Misafirleri bir kaptandır. Kaptan Ali Rıza, kasabaya annesinin cenazesi için gelmiştir. Otobüsü kalkana kadar da bira içecek bir mekân ararken burayı bulmuştur. Aralarındaki belli belirsiz huzursuzluk dağılınca, Kaptan Ali Rıza gemi yolculukları boyunca yaşadıklarını Feridun ve Gero’ya anlatmaya başlar. Dinledikleri sıradışı hikâyelerle kendilerinden geçen kahramanlarımızı bir sürpriz beklemektedir: Kaptan Ali Rıza hep beraber gemi yolculuğuna çıkmayı teklif eder...

“Yüzünüz Kuşlar Yüzünüz”, Kavukçu’nun edebi kişiliğini tam manasıyla yansıtan kitaplarından biri. Duru anlatımı, olay örgüsü, taşralı-şehirli karakterleriyle Kavukçu edebiyatının son durağı.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163